7 SANİYELİK İMZA VE TARİHTE VERSAY
Geçtiğimiz günlerde dünya diplomasisinin gayet iyi bildiği bir mekanda çok önemli bir imza atıldı. Fransa’nın ev sahipliği yaptığı G7 zirvesinden sonra Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump’ın şerefine Versay Sarayı'nda bir yemek düzenledi. Bu yemek için Versay Sarayı'nın kullanılması sıradan bir akşam yemeği olmadığı anlamına geliyordu. Donald Trump, o meşhur sarayın içerisinde cebinden çıkarttığı kalın uçlu kalemle son yılların en büyük krizlerinden olan, bir dönem Hürmüz Boğazı'nı kilitleyen, dünyada petrol piyasasını felç eden, ABD-İRAN savaşını durduran “İslamabad Mutabakat Anlaşması”nı imzaladı. Bu meşhur imza ayrıca yedi saniye sürdü…
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki bu anlaşma dijital ortamda da onaylandı. Önce sahada kapsamlı bir ateşkesin tesis edilmesini gerektiren bu anlaşmanın küresel piyasaya nefes olması bekleniyor. Atılan bu imzalardan sonra İran, enerji tedariki için dünyadaki sayılı yerlerden biri olan Hürmüz Boğazı'nı ticarete ve deniz geçişlerine derhal serbest bırakacaklarını taahhüt etti. ABD ise buna karşılık olarak ablukayı kaldırma sözü verdi. Bu bilgilerin çoğu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından duyuruldu.
Bu hafta bahsetmek istediğim bu anlaşmadan ziyade Trump’ın anlaşmayı imzaladığı yer: Versay Sarayı… Gelin neden İsviçre, Birleşmiş Milletler gibi yerler değil de Versay seçildi ona bakalım.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron uzun süredir iç siyasette sıkıntılı zamanlar yaşıyor. Uluslararası arenada ülkesinin ağırlığını hissettirmek için Avrupa tarihinde çok önemli bir yeri olan Versay Sarayı'nı kullandırdı. Öncesinde de bu sarayda dünya liderlerini ağırlıyordu. Diğer taraftan Trump, anlaşmaya "kazandık" süsü vermek için Versay Sarayı'nın bu ihtişamlı duvarlarını kullanmış olabilir.
Versay 1623 yılında 13. Louis tarafından yaptırılan son 400 yıldır devletlerin doğduğu, imparatorlukların çöktüğü, diplomatik anlamda aşağılanmaların yaşandığı bir saraydı. Sarayın altın varaklı salonları büyük hesaplaşmalara şahit oldu. Hele saraydaki o Aynalar Salonu'nu çıkarsak Almanların ve Fransızların tarihlerinden büyük bir kısmını çıkartmış oluruz.
1870-1871 yılındaki Almanya’nın birleşimi öncesindeki Fransa-Prusya arasındaki savaş, Fransızların utanç verici bir şekilde yenilmelerine sebep olmuştu. Prusya Başbakanı Bismarck savaşı sahada kazanmasına rağmen hırsını alamamıştı. Fransızlara büyük bir kin duyan Bismarck, Almanya’nın kuruluşuna Fransızların en gösterişli sarayı olan Versay’ın Aynalar Salonu'nda karar vermişti. Alman Kayzeri I. Wilhelm’in tacı yine burada takıldı. Bu hareketlerin, Fransızlar için kendi uluslarının en büyük simgelerinden olan Versay’da gerçekleşmesi büyük bir aşağılanmaydı.
Gelelim Birinci Dünya Savaşı'na. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bu savaşta ezeli düşman olan Almanlar ve Fransızlar karşı karşıyaydı. Almanya’nın savaşı kaybetmesiyle Fransa intikam için bütün zemini oluşturmuştu. Onca yılın ardından Almanya’nın tarihindeki en büyük yaptırıma sahip olan anlaşma için Aynalar Salonu'nu tercih etmişlerdi. 1919 senesinde 1871 yılının intikamını almışlardı. Almanlar ise 48 sene önce gururla girdikleri Versay’da o sene başlarını dahi kaldıramadılar. Belki de Avrupa tarihindeki en büyük yaptırım anlaşması olan Versay, Almanya için büyük bir prangaydı. Tabii bu işin sonucunda Almanlara yapılan bu dengesiz yaklaşım neticesinde, Alman halkının içindeki kini kullanmasını bilen bir insan bütün dünyayı karıştırdı. Bu da ayrı mesele. Savaş sonrası diplomaside dikkat edilmesi gereken en büyük nokta kaybeden devletin sonrasında intikam ateşiyle yanmamasını sağlamaktı. Anlayacağınız İkinci Dünya Savaşı'nın en temel sebepleri Versay Sarayı'nı işaret ediyordu.
Bu atılan imzalar için seçilen yerler tesadüf değildir. Versay, en büyük dayatmaların, devasa kibirlerin ve ihtişamın bir arada olduğu bir sahnedir. Masanın neresinde olduğunuza göre değişiyor tabii.
Meselenin arka planını da özetledim aslında size. Bunca zaman Versay’da atılan imzalar adaletten ziyade kibrin sebebiydi. Bugün kısa süre içerisinde iki devlet anlaşmış olarak gözüküyor olabilir. Dünya piyasası önümüzdeki zamanlarda daha rahat nefes alabilir. Hatta New York piyasasında etkisi çoktan hissedildi. Bence önemli olan bunun ne kadar böyle süreceği. Her iki tarafa da sorarsanız biz kazandık diyorlar. Ancak biliyoruz ki kazananın olduğu bir yerde kaybedenin de olması hayatın en büyük kuralı. İki tarafın da müttefik olmadığını düşündüğümüzde bu sürecin nasıl ilerleyeceğini merak ediyorum. Tarih yanılmıyorsa Versay’daki bu imza bizleri ileri götürmekten ziyade bir sonraki krizler için dinlendiriyor olabilir.