Enkaz Altındaki Filistin: Gazze Kanıyor, Batı Şeria Patlamanın Eşiğinde

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Filistin genelinde son derece ağır bir insani ve siyasi tablo hâkim. Gazze Şeridi’nde süregelen soykırım ile Batı Şeria’da artan gerilim, krizin derinliğini ve kapsamını gözler önüne seren tek bir manzarada kesişiyor; bölgeyi topyekûn bir patlamaya sürükleyebilecek bir gerçekliği ortaya koyuyor.

Gazze’de yıkım artık bir savaşın geride bıraktığı izler olmaktan çıkmış, iki milyondan fazla insanın yaşamını kuşatan ve dayanma güçlerini tüketen günlük bir gerçeğe dönüşmüştür. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze yaklaşık 60 milyon tonluk enkazın altında bulunuyor. Bu devasa yıkıntı kütlesinin, en iyi senaryolarda dahi temizlenmesinin yedi yıldan fazla sürebileceği belirtiliyor.

Bölge halkı, ağır kış koşulları ve şiddetli yağışların da etkisiyle, evlerini ve güvenli barınma alanlarını kaybeden yüz binlerce ailenin yaşadığı çok boyutlu bir psikolojik tükenmişlik, travma ve umutsuzluk haliyle karşı karşıya. Uluslararası raporlar, halkın yeniden toparlanabilmesi ve temel hizmetlerin asgari düzeyde dahi sağlanabilmesi için acilen güvenli barınma imkânlarının oluşturulması, yakıt tedariki ve enkaz kaldırma çalışmalarının başlatılması gerektiğini vurguluyor. Gazze’de kişi başına düşen enkaz miktarının ortalama 30 ton olduğu ifade edilirken, bu tablo “şok edici ve benzeri görülmemiş” olarak tanımlanıyor.

Yıkım; konutları, okulları, sağlık merkezlerini, yolları, su ve elektrik altyapısını kapsayacak şekilde hayatın tüm alanlarını etkilemiş durumda. Günlük yaşam, adeta hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Özellikle çocuklar, sürekli kayıp ve travmalarla kuşatılmış bir hayat sürüyor. Eğitimden yıllarca mahrum bırakılmaları, onları güvenlik, öğrenme ve gelecek gibi en temel haklarından yoksun, “kayıp bir nesil” olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Yeniden inşa sürecine ilişkin olarak Birleşmiş Milletler, Gazze ve Batı Şeria’yı kapsayan işgal altındaki Filistin topraklarında erken toparlanma ve yeniden inşa için yaklaşık 53,2 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu, bunun 20 milyar dolarının ise ilk üç yıl içinde acilen temin edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu veriler, Ekim 2023’ten bu yana iki yıl içinde Gazze’de çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 70 binden fazla şehit ve 100 binden fazla yaralı, ayrıca sivil altyapının yaklaşık %90’ının yok edilmesi gibi son derece ağır bir insani bilanço eşliğinde dile getiriliyor.

Batı Şeria: Bir Yanardağın Eşiğinde

Gazze’deki bu derin trajediye paralel olarak Batı Şeria da bugün her an patlamaya hazır bir yanardağın üzerinde duruyor. Siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında iç içe geçen faktörler, Filistinli vatandaşların günlük yaşamını doğrudan etkileyerek bölgeyi yeni bir çatışma sürecine sürüklüyor.

Görece bir sakinlik döneminin ardından Batı Şeria’da son dönemde gerilim yeniden tırmanışa geçti. Bu durumun temel nedenleri arasında, İsrail sağının Batı Şeria’yı Yahudileştirmeye ve mutlak kontrol altına almaya yönelik politikaları öne çıkıyor. Yerleşimcilerin özellikle kırsal Filistin köylerine yönelik organize saldırıları, buna eşlik eden toplu cezalandırma uygulamaları ve askeri kısıtlamalar, halkın hareket özgürlüğünü ve geçim kaynaklarını ciddi biçimde daraltıyor.

Bunun yanı sıra, yıllardır süren uluslararası vaatlerin boşa çıkması ve adil bir çözüme dair herhangi bir siyasi ufkun görünmemesi, Filistin toplumunda derin bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yaratmış durumda. Bu tablo, siyasi seçeneklerin tükendiği yönündeki kanaati güçlendiriyor.

Ekonomik koşulların giderek kötüleşmesi, işsizlik oranlarının artması, hayat pahalılığı ve maaş kesintileri, toplumsal öfkeyi daha da derinleştirerek ortamı her an patlamaya hazır hale getiriyor. Batı Şeria’daki gelişmeleri, Gazze’deki savaşın etkilerinden ve buna eşlik eden İsrail kaynaklı siyasi ve medya söylemlerinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Özellikle Kudüs ve geri dönüş hakkı konusundaki ABD’nin taraflı politikaları ile UNRWA’nın tasfiyesine yönelik girişimler, Batı Şeria’daki yaklaşık 19 mülteci kampında yaşayan yoğun genç nüfus açısından ciddi riskler barındırıyor.

Sonuç olarak Filistin bugün son derece tehlikeli bir eşikte duruyor: Gazze açık bir insani yara, Batı Şeria ise patlamaya aday bir gerilim alanı. Bu tablo karşısında uluslararası toplum ağır bir ahlaki ve siyasi sorumlulukla karşı karşıya. Ya çöküşü durduracak ciddi adımlar atılacak ya da bölge, mevcut trajediden daha az tehlikeli olmayan, çok daha sert bir aşamaya sürüklenecek.