Teşekkürler Türkiye… Duruşun Eyleme Dönüştüğü An
2026 yılının ilk gününün şafağında, İstanbul’daki Galata Köprüsü artık sadece kentin iki yakasını birleştiren bir geçit değildi; Türk halkının kalbini Filistin’in acısıyla buluşturan insani bir köprüye dönüştü. Sabah namazının ardından yarım milyondan fazla insan, Türk ve Filistin bayraklarını omuz omuza taşıyarak tek bir mesaj verdi: Boyun eğmeyeceğiz, susmayacağız ve Filistin’i asla unutmayacağız. 400’ü aşkın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşen bu büyük yürüyüş, geçici ya da sembolik bir etkinlik değil; Türkiye devleti ve toplumunun Filistin davasına yönelik köklü ve sarsılmaz duruşunun samimi bir ifadesiydi.
Net ve Tartışmasız Bir Resmî Duruş
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Türkiye, hükümeti ve halkıyla birlikte Filistin halkının yanında kararlılıkla durduğunu defalarca ortaya koymuştur. Ankara, Gazze’de yaşananları insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirerek acil ve kalıcı bir ateşkes çağrısını yinelemiş, uluslararası toplumu hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeye davet etmiştir. Bu duruş yalnızca söylemle sınırlı kalmamış; Türkiye, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde yürüttüğü aktif diplomatik ve siyasi girişimlerle Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını savunmayı sürdürmüştür.
Zorluklara Rağmen Sürekli İnsani Destek
İnsani alanda ise Türkiye, Gazze’ye yardım ulaştıran ilk ülkelerden biri olmuştur. İnsani yardım konvoyları, tıbbi malzemeler, hastanelere ve belediyelere sağlanan doğrudan destekler; özellikle elektrik kesintileri ve sert hava koşullarının yaşandığı en zor zamanlarda hayati bir rol oynamıştır. Bu destek geçici değil, süreklilik arz eden bir yaklaşım olmuş ve derinleşmesi muhtemel bir insani felaketin etkilerini somut biçimde hafifletmiştir. Ankara ayrıca, olası bir ateşkes anlaşmasının denetlenmesine katkı sunmaya ve uluslararası ortaklarla koordinasyon içinde Gazze’nin yeniden imarına katılmaya hazır olduğunu açıklamıştır. Bu da Türkiye’nin sorumluluğunu yalnızca acil yardımla sınırlı görmediğini, Filistin halkının uzun vadeli direniş ve varoluş mücadelesine destek olmayı benimsediğini göstermektedir.
İşgal ile Gerilim… Adaletten Yana Tavır
Türkiye’nin Gazze konusundaki tutumu siyasi bir bedel ödemeden gerçekleşmemiştir. Türk-İsrail ilişkileri benzeri görülmemiş bir gerilim yaşamış; ticari ilişkilerin askıya alınması ve İsrail uçaklarına hava sahasının kapatılması gibi somut adımlar, sivillere yönelik katliamlara karşı açık bir protesto niteliği taşımıştır. Bu gerilim yeni değildir. Filistinlilerin hafızasında yer eden Davos’taki tarihi çıkıştan, Mavi Marmara şehitlerine; Gazze ve Kudüs için düzenlenen milyonluk yürüyüşlerden, işgal ve yerleşim politikalarına karşı net itirazlara kadar uzanan uzun bir duruşun devamıdır.
Devletten Önce Halk… Unutulmayan Bir Vefa
Türkiye’nin duruşunu farklı kılan yalnızca devlet kararları değil; liderlik ile halk arasındaki güçlü uyumdur. İstanbul’un kalbinde Hanzala sembolünün yükselmesi, halk yürüyüşleri, kültürel ve sanatsal etkinlikler; Filistin’in Türk toplumunun vicdanında canlı bir yer tuttuğunu, bu dayanışmanın yukarıdan dayatılmış değil, halkın iradesiyle şekillenen köklü bir tercih olduğunu ortaya koymaktadır.
Teşekkürler Türkiye… Umutla Birlikte Sorumluluk
Vefayı bilen ve zor zamanlarda yanında duranları unutmayan Filistin halkı bugün içtenlikle şunu söylüyor: Teşekkürler Türkiye. Hükümetiyle, halkıyla ve sivil kurumlarıyla teşekkürler. Sessizliğin değil, adaletin safında durduğunuz için teşekkürler ve Filistin’in, karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, yalnız olmadığını kanıtladığınız için teşekkürler.
Bu samimi takdirle birlikte umut hâlâ canlıdır: Türkiye’nin bu rolünün daha da güçlenmesi, Filistin’i destekleyen devletler ve halklarla koordinasyonun genişlemesi ve insani-ahlaki bir baskı cephesinin inşa edilmesi beklentisi sürmektedir. Çünkü Filistin yalnızca sempatiye değil, sürekli ve cesur duruşlara ihtiyaç duymaktadır. Türkiye ise bu sorumluluğun ehli olduğunu açıkça göstermiştir.