Yunanistan ve Kıta Sahanlığı Mücadelesi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ege ve Akdeniz’de çok uzun zamandır gerilimler yaşamaktayız. Yunanistan ile yaşadığımız denizlerdeki mücadele artık Meclis’te yasalaşmaya hazırlanıyor. 

Gelin biraz bu yaşananların sebeplerine bakalım.

Coğrafya elbette işin en temel sebeplerinden. Ege Denizi’ni diğer denizlerden ayıran; içinde binlerce ada, adacık ve kaya barındıran özgün yapısı, her iki devlet için de adil bir paylaşımı gerektirir. 

Bunun defalarca denenmesine rağmen Yunanistan’ın anlaşmaları ihlal edip Türkiye’yi yok sayması kabul edilebilir bir durum değildir. 

Özellikle devletlerin kendi egemenlik alanı olarak gördüğü kıta sahanlığı tartışmaları denizde büyük gerilimler oluşturmaktadır. 

Ayrıca Yunanistan, Ege Denizi’ni kendi lehine yorumladığı için en küçük kayalığın bile Münhasır Ekonomik Bölge ve tam kıta sahanlığı hakkı olduğunu ifade ediyor. 

Buradaki amaç Türkiye’yi kendi kıyılarından denize giremeyecek bir hale getirmektir.

Yunanistan, Ege üzerinde çok uzun zamandır tek söz sahibi olmak için çeşitli stratejiler izliyor. Bu kararlarını Birleşmiş Milletler Deniz Sözleşmesi’ne dayandırıyorlar. 

Türkiye ise bu anlaşmaya taraf olan bir devlet değil. Hakkaniyet ilkesinin ayaklar altına alındığı, Ege’nin bir Yunan gölü olması ve Türkiye’nin yalnızca Antalya Körfezi’nde söz sahibi olması amaçlanan bu anlaşmayı yok saymamızın en büyük nedenlerinden biri de budur. 

Normal şartlarda yarı kapalı denizlerde standart bir mil hesabı, tarafların anlaşması olmadan tek taraflı dayatılamaz; bu durum değişebilir. 

Ancak söz konusu Ege Denizi olduğunda, diğer denizlerde olduğu gibi devletlere kıta sahanlığı adı altında büyük mesafeler verilemez. 

Yunanistan’ın normalde kabul ettiği karasuları 6 mildir. Bunu 12 mile çıkarmak için ucuz gerilimler oluşturarak dikkat çekmeyi deneyen Yunanistan’ın bu kararını Türkiye kabul etmiyor. 

Hatta böyle bir durumun casus belli (savaş sebebi) olduğunu 1995 yılında TBMM kararıyla ilan etmiştir.

Meis Adası meselesine gelecek olursak; Yunanistan, Türkiye kıyısına yaklaşık 2 km uzaklıkta, 10 kilometrekarelik alana sahip bu ada için 40 bin kilometrekarelik deniz alanı oluşturmaya çalışmaktadır.

 Son zamanlarda çevreci olduğunu iddia ederek Ege Denizi’nde ilan ettiği deniz parkları ise bu amaçları doğrultusunda izlediği siyasetten başka bir şey değildir.

Avrupa’nın şımarık çocuğu olan Yunanistan’ın bu hareketleri yalnızca denizlerle sınırlı değildir. 1936 yılında kendi karasularını 6 mil kabul etmiş ancak hava sahasını 10 mil olarak açıklamıştır. 

Dünya üzerinde bunun başka bir örneği yoktur. Düşünün o aradaki 4 milde olduğunuzu; deniz onun egemenlik hakkı değil ama hava sahası ona ait. 

Uluslararası hukukta eşi benzeri görülmemiş bu olay, sadece Yunanistan’a mahsus bir durumdur.

1970’li yıllarda kendilerini arşipel yani takımada devleti olarak tanımlamaya çalışarak diplomasi masasında ilginç bir talep olarak tarihe geçmişlerdi. 

Oysa bir devletin arşipel devlet olarak tanımlanabilmesi için en temel şart, bir ana karasının bulunmamasıdır. 

Aksi durumda bütün Ege sularında egemenlik yetkisi için mücadele vermeleri bir dava olarak tanımlanırdı. Ancak günümüz Yunanistan’ına bakarak "Arşipel devlet" demek oldukça gülünç bir durumdur.

Türkiye, Ege’de büyük bir ticaret ağına sahip ve Yunanistan’ın bu hedefinin kendisi için oluşturacağı sıkıntıların farkında. 

Hadi ticareti de bir kenara bırakalım; ne kadar zor olsa da bu meseleyi geçsek dahi Lozan Barış Antlaşması’nda silahsız olacağı belirlenen adaların bugün Atina tarafından silahlandırılma çabaları büyük bir güvenlik tehdididir.

Meclis’e gelen bu yeni “Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu” (kamuoyundaki adıyla Mavi Vatan Yasası) ile Türkiye yıllardan beridir var olan savunma siyasetini bir kenara bırakıp hukuki bir saldırıya geçmiştir.

İşi sadece Birleşmiş Milletler’e bırakmamak ve kendi sınırlarını yasalaştırmak bunun en büyük kanıtlarından biridir. 

Uluslararası arenalara taşınan sahte haritalara tepki göstererek bunları kabul etmediğimizi bütün dünyaya anlatmanın en kolay yönlerinden biri de bu yasalaştırmadır.