Okul terörünün kaynağı sosyal medya ve uyuşturucudur!
Geçtiğimiz gün yaşanan menfur okul saldırısının detaylarına yayın yasağı sebebiyle girmeyeceğim ancak bu ve daha önce acı şekilde tecrübe ettiğimiz Kahramanmaraş'ta ve Siverek'te yaşanan menfur saldırının perde gerisindeki sosyolojik gerçekliği tartışmak zorundayız.
Çocuk yaşta suça bulaşmaktan korkmayan aklı ve iradesini sosyal medya üzerinden örgütlenen yeni nesil terör gruplarına teslim eden bir nesille karşı karşıyayız.
Bu konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ve MİT'in elbette çalışmaları vardır, bununla ilgili bir soru işareti yoktur.
Ne var ki, bu tür olayların sürmesi endişe yaratmaya devam ediyor ve konuya daha fazla eğilmek ve dikkate almak lüzumunu gerektiriyor.
Devletin yetkili organları eminim ki, bu gibi birçok olayı henüz gerçekleşmeden engellemiştir. Ancak vatandaş sadece vuku bulan hadiseleri gördüğü için devletin perde gerisinde verdiği mücadeleyi bilemez.
İçişleri Bakanlığı, uyuşturucu konusunda son yıllarda verilen en başarılı mücadeleyi veriyor. Hergün yakalanan uyuşturucu baronları ve satıcıları, ele geçirilen tonlqrca uyuşturucu vatandaşın devlete olan güven duygusunu artırıyor.
Ve fakat; Tüm bunlar suçu ve suçluyu tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor!
Zira, özellikle okul saldırıları hususunda sadece polisiye tedbirler yetmez. Ailelerin ve eğitim dünyasının özel ehemmiyet göstermesi gerekmektedir.
Okullarda "Akran zorbalığı" öğretmenlerin ve okul idaresinin sorumluluğundadır. Bu konu da gerek eğitimsel, gerekse cezai birtakım düzenlemeler yapılmalıdır. Her okul da mutlaka bir psikolog Doktor görev yapmalıdır. Suça meyilli ve psikolojik sorunları olan potansiyel suçlu adayı çocuklar önceden tesbit edilerek gerekli tedavi uygulanmalıdır.
Uyuşturucu konusunda devlet organları büyük bir gayretle mücadele ederken ailelerde çocuklarını yakından takip etmelidir. Bu konu da ne yapılabilir ki?
Okul idareleri, aileler için paneller toplantılar düzenleyebilir ve ailelere gerekli eğitim verilebilir.
Ysni mesele sadece polisiye tedbirlerle bütecek bir sorun değil.
Polisiye tedbirlerde alınmalıdır elbette. Mesela; Her okulda konuşlandırılmak üzere terör ve çocuk psikolojisi konusunda eğitim almış "Okul Polisi" olabilir.
İçişleri Bakanlığı, Polis kadrosuna bu terminolojiyi ekleyebilir.
"Otoyol polisi, trafik polisi v.s" kadrolara "Okul Polisi" adı altında bahsettiğimiz eğitimlerle donatılmış yeni bir kurum oluşturabilir.
DEPREM YİNE KENDİNİ HİSSETTİRDİ
Dün Şanlıurfa'da meydana gele 5.4 büyüklüğünde ki deprem, bölge illerinde sert şekilde hissedildi ve yürekleri ağza getirdi.
6 Şubat deprem felaketini büyük kayıplarla yaşayan bölge halkının korkuları depreşti.
Deprem konusu ülkemizin değişmez gerçeğidir maalesef.
Bu gerçekle yaşamaya mecburuz. Ancak; Ülkemiz nüfusunun neredeyse dörtte birini barındıran İstanbul'da, Büyükşehir Belediyesi'nin olası bir depreme karşı hala yetersiz olduğunu üzülerek görmekteyiz. Merkezi hükümetin çabalarıyla yapılan Millet Bahçelerinin dışında adamakıllı bir toplanma alanı bile bulunmuyor.
Allah korusun, bir deprem felaketiyle karşı karşıya kalındığında İstanbul trafiğinin halini bir düşünün!
Felaketler önlem alınmadığında felaket olur.
Hülasa, zor bir coğrafyanın mukimleriyiz ve her an herşeye hazırlıklı ve tedbirli yaşamaya mecburuz vesselam...