Müsvedde yazılar...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Müthiş bir bilgi akışkanlığından geçiyoruz.
Siyasi arenada kartlar hep açık oynanmaz, bunu bilecek kadar yaş aldık bu kulvarda!
Kapalı kapılar arkasında neler döndüğü, 'İş olacağına vardığında ayan olur genellikle'
Ve bittabi bize de malum olur, malumat olarak kullanırız.
Zaman zaman çıktığım TV programlarında konuştuklarımı defalarca dinler doğrularımı ve yanlışlarımı tespit etmeye çalışırım. Birçok yorumcu gibi, çok önemli vurgular, program bittiğinde aklıma gelir nedense: "Şunu söylemeyi nasıl unuttum" deyip hayıflanırım.
Hitabet bambaşka bir sanattır. Bir başka cihetten bakarsan "Sihir" gibi birşey.
Hitap ettiğin topluluğu, sözlerinle tesir altına almak ve bam telinden yakalamaktır.
Bu konuda Mahir olduğumu söyleyemem ancak, olayları geçmiş yaşanmışlıklarım ile bugün arasında bir bağ kurarak tariflemeye gayret ederim.
Gerçek şu ki: Bu kadar bilgi fazlalığı varken kimsenin bizim yaptığımız Enformasyona ihtiyacı yok.
Birimizin bildiğini hepimiz biliyoruz aslında. Yani hiç kimse fazladan bir bilgiye sahip değil ancak olayların yorum farklılıkları var.
Mesela; Son günlerde gündem olan meseleler hakkında konuşulan şeylere bakın, üç beş ana başlık etrafında konuşulan asıl bilgiler aynıdır.
İddialar, İfade verenler, savcının soruları ve bundan sonra ne olacak sorusuna verilen yanıtlar...
Hal böyle iken ne konuşup ne yazabiliriz?
-Fikirlerimizi elbette!
Bir olayı mevcut donelerle herkes haber niteliğinde konuşabilir ancak konunun öznesini fikirsel anlamda mütaala edebilmek için fikir sahibi olmak elzemdir.
Aksi takdirde papağan gibi birbirimizden alıntı sözleri tekrarlayıp dururuz.
İşin bir de reyting kısmı var ki; Medyayı en çok enterese eden kısım burası.
Yani matematik!
Kimse nicelik- nitelik boyutuna bakmıyor. 
Örneğin; Yazar mısın?
-Evet abi, hem de okur yazarım!
Peki Sosyal medya da kaç takipçin var kardeş?
Kaç rt kaç beğeni alıyorsun?
Zor soru...
Hoylu beyin dediği gibi "Delikli demir çıktı mertlik bozuldu"
Maalesef sosyal medya illeti çıktı hokka devrildi, divit kırıldı...
Hele bir de yapay zeka yazarları türedi ki yazının vay haline!
"Konuyu söyle, kelime sayısını ver beş dakikada makalen hazır!"
Mübalağa yapmıyorum!
Böyle yüzlerce sözde yazar var. X'e giriyorsun bir bakıyorsun herkes yazar, herkes gazeteci vay babam vay!...
Yok arkadaş ben bu oyunda yokum.
Gazete sayfalarının matbaada elle dizilen harflerle basıldığı yıllarda o boya kokusunu, matbaada binbir güçlükle basılan gazetenin taze kağıt kokusunu tatmamış "Yapay zeka neslinin metalik yazıları bizi bozar"
Herkesin "Kulis bilgisini" yarıştırdığı bir 'Tellallık" değil gazetecilik!
Birtakım yerlerden önceden uçurulmuş haberi televizyon ekranından büyük bir marifetmiş gibi kibirle sunmak hiç değil!
Biz kahin değiliz. Sihirbaz falan da değiliz. İşimizde bu değil zaten.
Geleceğe ilişkin yorumlarımız elbette olacaktır. Ancak bu magazin haberleri enforme etmekle değil,
bilgiyle harmanlanmış fikirlerle olur.
Özetle; Zor bir zamandan geçiyoruz. Çağın gerisinde miyiz bilemem ama, hayat sadece matematik ve reyting hesaplarından mütevellit değil.
Mesela; Edebiyatta hayata dair!
Duyguları kıvılcımlayan yazılar ve yazarlar o kadar azaldı ki!
Metalik karalama ve müsvedde beyinler dolu ortalık.
Bilmem anlatabildim mi?
Kolay gelsin vesselam...