HESAPLAŞMA
Bakara suresi 216’da insanların savaşlara maruz kalacağına dair önemli bir ikaz var. 2026 senesinde dünya üretim kanallarında, hizmet keyfiyetinde hiç tahmin bile edemediği bir merhale ve ivmeye ulaşmışken “takıntılar” üzerinden elitlerin hesaplaşması içinde ezilen büyük kalabalıkların feryatlarına şahitlik ediyoruz.
Yeni dünya, gelişmişlik ve refahı bir statü kabul ediyor. Tabana yayılıp yayılmaması yeni dünyanın pek de umursadığı bir mesele değil. Hatta “gelir dağılımının adaleti”, “gini katsayısı”, “fakirlik” acedemia’nın sadece çalışma alanlarıdır. Sanayi devrimi sürecinde İslam dünyası bu tarz bir yapıya bilinçli ve tepkisel bir refleks ile cevap vermiş, red etmiştir; Özellikle son dönemde hakkaniyetli iktisat tarihçilerinin çalışmaları bu iddiayı net olarak doğuruyor. Çünkü islam toplum anlayışının en temel doktrini; refahın toplumun kahir ekseriyetini kapsamasıdır. Kapitalizm ve sanayi devrimi bu ilke ile çelişince İslam dünyası buna rıza göstermedi; Alternatif üretemedi, mukavemet de edemeyince netice olarak mağlubiyet, ardından mahkumiyet akabinde zillet..
Son zamanlarda dünyadaki akıl almaz gelişmeler karşısında insanlar oturduğu yerde “ne oluyor” demekten kendini alamıyor. Dünya geldiği bu gelişmişlikte, aklı selime koşar adım gitmesi, tüm insanların güven ve ferah içinde, her etnisitenin insanca emniyetle yaşayacağı bir ortam beklenirken; sanki tüm idarecilerin topluca çıldırdığı bir yerde bulduk kendimizi. Buradan insanın “savaş”a olan maruziyeti üzerinde medeniyette terakkisinin bir olumlu etkisinin olmadığı anlamını çıkıyor. Harp her zaman ve dönemde insanın maruz kaldığı bir vahim hakikat..
İkinci dünya harbinden sonra kurulan mekanizma Irak’ın Kuveyt’e saldırması, Sovyetlerin Afganistan’a tasallutuyla dağılma sürecine girdi ve bu süreç geometrik bir hızla tüm dünyayı veba gibi sardı. Bugün gelinen kaotik durumu değil üçüncü dünya harbi üç dünya harbi bile tadil edemez. Bu sarmal gün gittikçe daha da vahim bir hal almaya başladı sekülerizm kendi girdabında her gün daha büyük girdaplar doğuruyor. Paragraf başı türkiye’de yaşanan ekonomik ve sosyal buhran bir kriz ile değil ancak bir afet ile izah edilebilir liberal ekonomi modeli afet ekonomisine kaybolmuş durumda kurtuluş bir yana bir reçete bile ortaya koymak mümkün değil. Şahsi olarak tek çare riyazet derecesinde iktisat; bu da ateşten bir gömlek.