ORTADOĞU SEÇİLMİŞ HAFIZA İRAN IRAK SURİYE VE TÜRKİYE DENKLEMİ (3)
Donald Trump’ın seçildiği 5 Kasım 2024'ten resmen göreve başlayarak imza yetkisini aldığı 20 Ocak 2025'e kadar geçen 2,5 aya yakın bir zaman zarfında Türkiye SDG’nin üstüne Esad’ı deviren mücahit grupları ve Suriye Milli Ordusunu yürüterek bu işi oldubittiye getirilebilirdi.
Bu olmadığı için müesses nizamın eline bir fırsat vermiş olduk. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin PKK başta olmak üzere tüm önemli dış politika sorunlarını çözmesine mâni olabilecek tek şeyin İsrail'de Eylül 2026'da yapılacak olan Knesset Seçimlerine ve Kasım 2026’da yapılacak olan ABD Ara seçimlerine kadar vakit kazanmaya çalışıyor müesses nizam ve paramiliter gücü PKK.
Yasamanın iki kanadını da kaybettiği takdirde Donald Trump'ın eli zayıflayabilir dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başta Halkbank Davası olmak üzere CAATSA Yaptırımları:
F16 modernizasyonu; F35 programına geri dönüş; Suriye, Irak, İran ve Gazze gibi konularda sorunlarını çözmesine yardımcı olabilecek bir Donald Trump-Recep Tayyip Erdoğan işbirliğine mani olabilmenin tek yolu son döneminde olan Donald Trump'ın son 2 senedinde elini kolunu bağlayarak yerine gelecek olan Cumhuriyetçi adayın yenilmesi ile tıpkı 1992'den 2024'e kadar Türkiye Cumhuriyeti Devletine düşman bir yaklaşımının kaldığı yerden devam etmesi ve 1989’dan 2025’e kadar yani Tom Barrack gelene kadar Büyükelçi olarak istihbarat ajanlarının atanmasını sağlayan hasmane tutumu sürdürmektir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde de yeniden batı yanlısı kukla bir idarenin getirilmesi dışında bir ihtimalleri yok o yüzden önümüzdeki süreç çok kritik bir süreç ve çok ciddi vakit kaybı yaşadık…
Hem ilk 4 günlük ateşkes hem sonraki 15 günlük ateşkes hem de sonrasında yürürlükte olan müphem ve muğlak ifadeler içeren entegrasyon tıpkı 7 maddelik 10 Mart’taki mutabakat gibi PKK'ya, SDG'ye ama esasında küresel müesses nizama yani demokratlara istedikleri süreyi veriyor.
Unutmayınız ki SDG, Amerikan Başkanının anayasal olarak kontrolünde olmayan ancak NSA gibi CIA gibi yapılar üzerinden demokratların paramiliter bir örgütüdür. Donald Trump da Orta Doğuda artık daha fazla vakit harcamak istemediği için İsrail'in bu bölgeyi kaşımasını istemediği için buradaki mevzuları ve meseleleri Amerika Birleşik Devletleri lehine olacak şekilde kapatırken Türkiye'yi de hedeften çıkaran hatta bir ortak olarak gören yaklaşıma sahip.
Bu yüzdendir ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu konuları çok hızlı bir şekilde bitirmesi gerek eğer Kasım 2026'ya kadar SDG’yi, PKK'yı, YPG'yi vb yok edemezsek çok büyük bir fırsat kaçırmış oluruz.
Ben şahsen defalarca hem söyledim hem de yazdım ki muğlak-müphem ifadeli entegrasyon mevzusuyla büyük bir vakit kaybı yaşadık; zaten karşı tarafın niyeti vakit kazanmak dolayısıyla zorla da olsa bu sorun 3 günde çözülebilir diye…
Nitekim aynen yıllardır dediğimiz gibi oldu ve:
10-11 Ocak 2026’da Halep Şehri tamamen temizlendi.
13-16 Ocak 2026 tarihleri arasında da çatışma olmamasına ve diğer devletlerin araya girmesine rağmen tüm Halep Kırsalı da tamamen temizlendi.
Bu gelişmeler sonrasında 10 Mart Mutabakatına bağlıyız açıklamasını yapmak zorunda kalan Mazlum Abdi yine vakit kazanmaya çalıştı.
Ne var ki Suriye Ordusu 17-18 Ocak 2026’da sadece 2 günlük düşük yoğunluklu bir güç kullanımı ile Tabka’dan Rakka’ya kadar tüm Rakka Vilayetini kurtarmış oldu.
Yine 18 Ocak 2026’da Suriye Ordusunun bile gelmesine gerek kalmadan mahalli halk tek başına PKK/PYD/YPG’yi tüm Deyrüzzor Vilayetinden çıkarmış oldu.
Yani 3 gün diyordum ama sadece 2 günde takribi 13 yıllık 100.000 Kişilik Ordu Safsatası yerle bir oldu. Tabi ki hemen devreye yine aynı taktik devreye girdi ki esas strateji olan zaman kazanma başarıyla uygulanmaya devam etsin.
Böylece Suriye Devletini ve Halkını yine durdurduk. Neyden alıkoyduk? Anayasal Düzeni, Üniter Devlet Yapısını ülkelerinde geri tesis etmelerinden…
Önce 18 Ocak’taki Çöküşten bile önce 17 Ocak’ta Erbil’de ateşkes görüşmeleri yapılıyordu. Sahada kaybettikçe entegrasyona ısınıyordu PKK/PYD yapılanması. 18 Ocak’taysa bir ateşkes ilan edildi.
Aslında amaç sadece Haseke ve Kobani’nin de düşmesine mâni olacak bir uluslararası kamuoyu desteği sağlamak ve elbette yine vakit kazanmaktı…
İstenilen zaman kazanıldı bizim de hatamızla ve 20-22 Ocak’ta sözde entegrasyon için ikinci ateşkes görüşmeleri yapıldı.
Entegrasyona dair hiçbir somut adım atılmamışken beklenmedik bir şey oldu ve Türkiye Kamuoyu görevin başarıldığı havasına girdi.
Böylece çatışma olmasın diye 3.kez Ateşkes Süresi uzatıldı 23-25 Ocak arası. Sözüm ona aksi takdirde Suriye, başta Kobani, Haseke, Kamışlı ve Melikiye gibi kendi vatan toprağına girebilecekti.
Bu sırada İşid Kampı Hol’ün boşaltılması; Rusya’nın Hmeymim Askeri Hava Üssünü Kamışlı üzerinden terk etmesi gibi gelişmeler de yaşanıyor ve nerdeyse tüm bahaneler ortadan kalkıyordu entegrasyon için…
En nihayetinde Türkiye’de oluşan artık bu kadar yeter algısıyla PKK/PYD istediğini elde ediyor ve Kamışlı, Melikiye, Kobani ve Haseke gibi önemli şehirleri elinde tutmayı başararak amacına nail olacağı 30 Ocak 2026 Kalıcı Ateşkes Anlaşmasına imza atmış oldular.
(NOT: “Ortadoğu Seçilmiş Hafıza İran Irak Suriye ve Türkiye denklemi” Başlıklı yazı serisi devam edecek.)