DERBİYİ BEŞİKTAŞ KAZANDI, AMA FUTBOL KAZANMADI FENERBAHÇE VE BEŞİKTAŞ BU MAÇTAN NE ÖĞRENMELİ?

YAYINLAMA:

 

Bir derbi biter.

Skor tabelasında bir takım kazanır, diğeri kaybeder.

Ama bazı maçlar vardır ki yalnızca 90 dakikayı değil, gelecek haftaları ve hatta sezonun geri kalanını da anlatır.

Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki 2-1’lik karşılaşma da böyle bir maçtı.

Beşiktaş kazandı. Fenerbahçe kaybetti.

Ancak bu karşılaşmayı yalnızca “Beşiktaş daha iyi oynadı” veya “Fenerbahçe kötü oynadı” diyerek açıklamak, futbolun asıl hikâyesini kaçırmak olur.

Çünkü derbilerde skor önemlidir; fakat skoru doğuran nedenleri anlamak daha önemlidir.

Ben bir Fenerbahçe taraftarı değilim.

Beşiktaş taraftarı da değilim.

Bu nedenle bu maça forma rengi üzerinden değil, futbol aklı üzerinden bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü taraftarlık duyguyu anlatır.

Analiz ise gerçeği arar.

Bu maç bize önce şunu gösterdi:

Büyük takım olmak, yalnızca büyük futbolculara sahip olmak değildir. Büyük takım olmak; zor anlarda doğru karar verebilmektir.

 

FENERBAHÇE’NİN GÜÇLÜ TARAFI: KADRO KALİTESİ VAR, AMA OYUNUN DEVAMLILIĞI SORGULANIYOR

Fenerbahçe sahaya önemli isimlerden oluşan bir kadroyla çıktı.

Ederson, Semedo, Skriniar, Ake, Kante, Guendouzi, Greenwood, Muriqi gibi oyuncuların bulunduğu bir kadronun bireysel kalite açısından ciddi bir seviyede olduğu tartışılmaz.

Nitekim Fenerbahçe maçın 26. dakikasında Skriniar’ın golüyle öne geçmeyi de başardı.

Ancak futbol yalnızca oyuncu kalitesiyle oynanmıyor.

Asıl mesele, bu oyuncuların bir takım halinde ne kadar süre ve ne kadar istikrarlı oynayabildiğidir.

Fenerbahçe'nin en önemli sorunu bana göre burada ortaya çıktı.

Öne geçtikten sonra oyunun kontrolünü aynı ölçüde sürdüremedi.

Beşiktaş'ın beraberlik golünden sonra maç yeniden dengelendi ve ikinci yarıda Fenerbahçe'nin özellikle hücum organizasyonlarında daha net çözümler üretmesi gerektiği görüldü.

Büyük takımların farkı tam burada ortaya çıkar:

Gol attıktan sonra maçı yönetebilmek.

Sadece gol atmak değil.

Skoru korumak değil.

Rakibin hamlesini önceden görmek.

Oyunun temposunu belirlemek.

Rakibe nefes aldırmamak.

Fenerbahçe'nin bu alanlarda geliştirmesi gereken önemli noktalar olduğu görüldü.

 

FENERBAHÇE'NİN EKSİĞİ: FUTBOLCU DEĞİL, BAZI ANLARDA OYUN AKLI

 

Fenerbahçe'nin problemi “kadro yetersiz” diyerek açıklanabilecek bir problem değildir.

Tam tersine, kadroda ciddi bir kalite bulunmaktadır.

Fakat kaliteli oyuncuların aynı anda sahada bulunması, otomatik olarak kaliteli takım oyunu anlamına gelmez.

Futbolda bazen 100 milyonluk kadro, 50 milyonluk kadrodan daha iyi futbol oynamayabilir.

Çünkü futbolun matematiğinde yalnızca oyuncuların değeri yoktur.

Uyum, görev paylaşımı, tempo, alan kullanımı, geçiş savunması ve karar verme kalitesi de vardır.

Fenerbahçe'nin bundan sonraki süreçte üzerinde durması gereken temel konu budur.

Bir takımın çok sayıda yıldız transfer etmesi kolaydır.

Zor olan, o yıldızları aynı futbol fikrinin içinde birleştirmektir.

 

BEŞİKTAŞ'IN EN ÖNEMLİ KAZANIMI: GERİYE DÜŞTÜĞÜNDE PANİK YAPMADI

 

Beşiktaş'ın bu maçta en önemli artısı, geriye düştüğünde oyundan kopmamasıydı.

  1. dakikada Fenerbahçe'nin golü geldi.
  2. dakikada Rıdvan Yılmaz'ın golüyle Beşiktaş beraberliği yakaladı.
  3. dakikada ise Vlahovic'in golüyle öne geçti.

Bu üç gol arasındaki süreç, maçın psikolojik yönünü de anlatıyor.

Beşiktaş, “Gol yedik, maç elimizden gidiyor” psikolojisine girmedi.

Oyuna devam etti.

Rakibin zaaflarını bekledi.

Fırsat geldiğinde değerlendirdi.

İşte büyük takım refleksi biraz da budur.

Maç kötü giderken panik yapmamak, iyi giderken de rehavete kapılmamak.

Beşiktaş açısından bu derbinin en önemli kazanımı bence budur.

 

BEŞİKTAŞ'IN EKSİĞİ: GALİBİYETİN COŞKUSU, EKSİKLERİN GÖRÜLMESİNİ ENGELLEMEMELİ

Beşiktaş maçı kazandı.

Bu önemli.

Ancak bir galibiyet, takımın bütün eksiklerini ortadan kaldırmaz.

Özellikle derbilerde kazanılan üç puan bazen yöneticileri, teknik heyeti ve taraftarı gerçek sorunları görme konusunda yanıltabilir.

Beşiktaş'ın bu galibiyetten sonra yapması gereken “Biz artık olduk” demek değildir.

Tam tersine:

“Neleri daha iyi yapabiliriz?” diye sormaktır.

Çünkü şampiyonluk yarışları tek bir derbiyle kazanılmaz.

Bir sezon boyunca gösterilen istikrarla kazanılır.

Beşiktaş'ın yeni transferlerinden önemli katkılar aldığı bu karşılaşma, kadro mühendisliğinin olumlu işaretlerini gösterdi. Ancak yeni oluşturulan bir kadronun gerçek seviyesini anlamak için yalnızca bir derbi değil, farklı oyun senaryolarındaki performansına da bakmak gerekir.

 

BU MAÇIN ASIL DERSİ: YILDIZLAR DEĞİL, SİSTEM KAZANIR

 

Bugün futbol dünyasında büyük paralar harcanıyor.

Ünlü futbolcular transfer ediliyor.

Kulüpler kadrolarını yıldız isimlerle dolduruyor.

Ama sonunda sahaya 11 futbolcu çıkıyor.

Ve o 11 kişinin aynı anda aynı şeyi düşünmesi gerekiyor.

İşte futbolun en zor tarafı budur.

Bir takımın yıldız sayısı arttıkça başarı garantisi artmaz.

Bazen tam tersine, görev dağılımı doğru yapılmazsa takım içindeki denge bozulabilir.

Fenerbahçe'nin de Beşiktaş'ın da bundan sonra üzerinde düşünmesi gereken konu budur.

“Kim daha iyi futbolcu?” sorusundan önce:

“Kim daha iyi takım?”

sorusunun cevabı aranmalıdır.

 

TEKNİK DİREKTÖRLERİN ÖNÜNDEKİ ASIL SINAV

 

Bir teknik direktörü yalnızca aldığı galibiyet veya mağlubiyet üzerinden değerlendirmek doğru değildir.

Asıl değerlendirme şudur:

Takımın bir futbol kimliği var mı?

Oyuncular ne yaptığını biliyor mu?

Rakip oyuna göre plan değiştirildiğinde takım buna cevap verebiliyor mu?

Geriye düşüldüğünde panik oluyor mu?

Öne geçildiğinde oyun kontrol edilebiliyor mu?

Ve en önemlisi:

Takım her hafta bir önceki haftadan daha iyi hale geliyor mu?

İşte teknik direktörlük makamının gerçek sınavı budur.

Bir maç kazanmak başarıdır.

Ama bir takım inşa etmek başka bir şeydir.

 

FENERBAHÇE İÇİN GELECEĞE DAİR DERS

 

Fenerbahçe bu mağlubiyeti bir kriz olarak görmemeli.

Ama basit bir “derbi kaybettik, önümüzdeki maça bakıyoruz” cümlesiyle de geçiştirmemeli.

Bu maçın görüntüleri tekrar tekrar izlenmeli.

Özellikle öne geçildikten sonra neden oyun üstünlüğünün aynı seviyede sürdürülemediği analiz edilmelidir.

Rakibin hangi bölgelerde rahat ettiği tespit edilmelidir.

Hücumda hangi oyuncuların birbirini tamamlayamadığı görülmelidir.

Ve en önemlisi:

Fenerbahçe'nin nasıl bir futbol oynamak istediği net biçimde ortaya konmalıdır.

Çünkü hedef yalnızca Beşiktaş'ı yenmek olmamalıdır.

Hedef, sezon sonunda şampiyon olacak kadar istikrarlı bir takım yaratmaktır.

 

BEŞİKTAŞ İÇİN GELECEĞE DAİR DERS

 

Beşiktaş ise bu galibiyeti bir başlangıç noktası olarak görmelidir.

Çünkü derbiyi kazanmak, psikolojik açıdan büyük avantaj sağlar.

Ancak gerçek sınav şimdi başlamaktadır.

Beşiktaş'ın bundan sonraki haftalarda daha küçük görülen rakiplere karşı da aynı ciddiyeti göstermesi gerekir.

Çünkü şampiyonluklar yalnızca derbilerde kazanılmaz.

Şampiyonluk, kazanılması beklenen maçlarda kaybedilen puanların azaltılmasıyla kazanılır.

Derbiyi kazanmak büyük iştir.

Ama derbiden sonraki maçta aynı disiplinle sahaya çıkmak daha büyük iştir.

 

SONUÇ

Fenerbahçe 1, Beşiktaş 2.

Skor budur.

Fakat bu maçın gerçek sonucu skor tabelasında yazandan daha büyüktür.

Beşiktaş, geriye düştüğünde oyunda kalmanın ve fırsat geldiğinde değerlendirebilmenin karşılığını aldı.

Fenerbahçe ise güçlü kadronun tek başına yeterli olmadığını bir kez daha gördü.

Bu maçtan çıkarılacak en önemli sonuç şudur:

Futbolda isimler maç kazandırabilir; fakat sezonları sistem, disiplin ve istikrar kazandırır.

Bir derbide kaybedilen üç puan telafi edilebilir.

Fakat aynı hataların sürekli tekrarlanması, artık tesadüf olmaktan çıkar ve sistem problemine dönüşür.

İki kulübün de önünde uzun bir sezon var.

Bu nedenle bugün kazanan Beşiktaş'a “Şampiyon oldunuz” demek ne kadar yanlışsa, kaybeden Fenerbahçe'ye “Yarış bitti” demek de o kadar yanlıştır.

Bir maç ne şampiyon yapar ne de şampiyonluktan eder.

Ama doğru okunursa bir maç, bütün sezonun yol haritasını değiştirebilir.

 

PSİKOLOJİK PERSPEKTİF

 

Derbilerde futbolcular yalnızca rakiple mücadele etmez.

Baskıyla, beklentiyle, tribünle, geçmişle ve kendi zihinsel sınırlarıyla da mücadele eder.

Özellikle büyük kulüplerde bir hata, sıradan bir hata olmaktan çıkar.

Bir pas hatası manşet olur.

Bir kaçırılan gol tartışmaya dönüşür.

Bir mağlubiyet teknik direktör tartışmasına dönüşür.

Bu nedenle büyük kulüplerin en önemli özelliklerinden biri psikolojik dayanıklılıktır.

Futbolcu hata yapabilir.

Teknik direktör yanlış karar verebilir.

Yönetim transferde yanılabilir.

Ancak önemli olan hatanın ardından verilen tepkidir.

Başarılı kulüp, hiç hata yapmayan kulüp değildir. Hatasından en hızlı öğrenen kulüptür.

 

UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER

 

• Fenerbahçe, bu mağlubiyeti bireysel futbolcu suçlamasına dönüştürmek yerine oyun planı üzerinden analiz etmelidir.

• Beşiktaş, galibiyetin rehavetine kapılmadan eksiklerini görmeye devam etmelidir.

• Her iki kulüp de kadro kalitesinden önce takım kimliğini ve oyun modelini netleştirmelidir.

• Transferlerde yalnızca yıldız oyuncunun ismine değil, takımın ihtiyacına ve oyun sistemine uyumuna bakılmalıdır.

• Derbi sonuçları kadar, derbi sonrasındaki performans da teknik ve yönetimsel başarı kriteri kabul edilmelidir.

• Teknik direktörler sonuçtan bağımsız olarak oyun gelişimi, istikrar ve oyuncu gelişimi üzerinden değerlendirilmelidir.

• Yönetimler kısa vadeli taraftar baskısıyla değil, sezonluk ve çok yıllı planlamayla hareket etmelidir.

• Taraftarın beklentisi yönetilebilir; ancak kulübün futbol aklı taraftar tepkilerine göre her hafta değişmemelidir.

OKUYUCUYA SORULAR

  1. Büyük bir kulübü başarıya götüren şey yıldız futbolcular mı, doğru sistem mi?
  2. Fenerbahçe'nin bu maçta kaybettiği şey yalnızca üç puan mı, yoksa oyun üstünlüğünü koruma becerisi mi?
  3. Beşiktaş'ın kazandığı bu derbi, takımın gerçek gücünü mü gösteriyor, yoksa sezonun erken dönemindeki önemli bir başarı mı?
  4. Teknik direktörler bir maçın sonucuna göre mi, sezon boyunca oluşturdukları futbol kimliğine göre mi değerlendirilmelidir?
  5. Büyük kulüplerde yönetim, taraftarın anlık beklentileriyle mi yoksa uzun vadeli planla mı hareket etmelidir?
  6. Bir takımın çok sayıda yıldız oyuncuya sahip olması neden her zaman başarılı olacağı anlamına gelmez?
  7. Fenerbahçe ve Beşiktaş bu maçtan yalnızca üç puan üzerinden mi, yoksa gelecek sezonların planlaması açısından da ders çıkarabilir mi?
  8. Sizce gerçek başarı nedir: Derbiyi kazanmak mı, sezon sonunda istikrarlı bir takım kurmak mı?

Futbolun güzelliği de burada başlar.

Bugün kazanan yarın kaybedebilir.

Bugün kaybeden yarın ayağa kalkabilir.

Önemli olan 90 dakikanın sonucundan daha fazlasını görebilmektir.

Unutmayın; iyi takımlar maç kazanır, büyük takımlar ise kazandığı ve kaybettiği maçlardan gelecek için ders çıkarır.