YÖK Başkanı ve öğreni affı
Üniversite eğitiminin yarıda kalması, çoğu zaman sadece akademik bir başarısızlık olarak görülüyor. Oysa her öğrencinin hikâyesi farklı. Ekonomik sıkıntı, ailevi sorunlar, yanlış tercih ya da çalışma hayatına erken atılma gibi nedenlerle üniversiteyle bağı kopan binlerce genç var.
9 Ağustos'ta yürürlüğe giren yeni öğrenci affı bu nedenle önemli. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın açıklamasına göre düzenleme, daha önceki öğrenci aflarından yararlananları da kapsıyor. Başvurular 9 Aralık'a kadar yapılabilecek. Yaklaşık yarım milyon ilişiği kesilmiş öğrencinin başvurması bekleniyor.
Burada asıl dikkat çekici nokta, affın geniş kapsamı.
Daha önce aftan yararlanmış olmak yeni düzenlemeden yararlanmaya engel değil. Ancak terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu suçlarından mahkûm olanlarla sahte evrak veya hukuka aykırı yollar nedeniyle ilişiği kesilenler kapsam dışında.
Diploma değil, hayat yeniden başlıyor
Bu düzenlemeyi yalnızca “eski öğrencilerin üniversiteye dönüşü” şeklinde okumamak gerekiyor.
Çünkü üniversiteye geri dönen kişi, sadece derslerine devam etmeyecek. Yeni bir meslek, yeni bir kariyer ve dolayısıyla hayatında yeni bir sayfa açma imkânı bulacak.
YÖK'ün de özellikle vurguladığı nokta bu: Öğrencilerin yeniden yükseköğretime kazandırılması ve kendilerine yeni kariyer yolları açılması.
Fakat af, diplomanın otomatik olarak verilmesi anlamına gelmiyor.
Üniversiteye dönüşün ardından öğrencinin önünde yine dersler, sınavlar ve akademik sorumluluklar var. Azami öğrenim sürelerinin nasıl hesaplanacağı da öğrencinin intibak edildiği sınıfa göre belirlenecek.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü ikinci şans, başarı şartlarının ortadan kalkması değil; başarı için yeniden bir kapı açılmasıdır.
Üniversitelere de görev düşüyor
Yıllar sonra üniversiteye dönen öğrencinin ihtiyaçları, üniversiteye ilk kez başlayan 18 yaşındaki öğrencinin ihtiyaçlarıyla aynı değil.
Ders programları değişmiş olabilir. Teknoloji değişmiş olabilir. Mesleklerin ihtiyaç duyduğu beceriler değişmiş olabilir.
Bu nedenle üniversitelerin sadece kayıt işlemini tamamlaması yeterli değil. Öğrencinin yeniden akademik hayata uyum sağlamasına da destek olması gerekiyor.
Özellikle uzun süre eğitimden uzak kalan öğrenciler için danışmanlık ve akademik rehberlik büyük önem taşıyor.
Sonuçta öğrenci affının gerçek başarısı, kaç kişinin kayıt yaptırdığıyla değil, kaç kişinin eğitimini tamamlayıp hayata yeniden tutunduğuyla ölçülmeli.
Eğitim sisteminin değeri yalnızca başarılı olanları ileri taşımakla değil, yarıda kalanlara yeniden yürüyebilecekleri bir yol açmakla da ortaya çıkar.
Bu açıdan bakıldığında yeni öğrenci affı, geçmişin bir borcunu kapatmaktan çok, geleceğe açılan bir kapı olabilir.