Paranın Kokusu mu Var, Yoksa Birileri Yol mu Veriyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’de dolandırıcılık artık sadece bir “suç” değil, organize bir akıl, sistemli bir av ve soğukkanlı bir operasyon haline geldi. Eskiden rastgele numaralar aranır, “şanslıysanız” kandırılırdınız. Bugün ise öyle değil. Bugün sizi sizden daha iyi bilen bir yapıdan söz ediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde çocukluk arkadaşımın ailesinin başına gelen olay, bu işin artık tesadüf olmadığını yüzümüze çarptı.

Aile evlerini satıyor. Para, babanın hesabına geçiyor. Daha üzerinden 1-2 gün bile geçmeden telefon çalıyor. Arayanlar “bankadan” olduklarını söylüyor. Üslup profesyonel, ton güven verici. “Faizsiz kredi tanımlayacağız” diyerek sohbet başlatıyorlar. Ardından kritik soru geliyor: “Hesabınızda para var mı?”

Yaşlı bir adam… Doğal olarak “var” diyor.

İşte av tam o anda başlıyor.

“Bu şekilde kredi tanımlayamayız” diyerek bir bahaneyle süreci kilitliyorlar. Telefon kapanmıyor. WhatsApp’tan görüntülü aramaya geçiliyor. Güven hissi pekiştiriliyor. Kurumsal bir senaryonun içindeymişsiniz gibi hissettiriliyor.

Sonra asıl hamle:

“Merkez hesabımıza gönderin, krediyi tanımlayalım, paranız geri yatacak.”

Düşünmeye bile izin yok. Psikolojik baskı var. Acele var. Panik var.

Ve para… 100 bin, 100 bin… parça parça gönderiliyor. Dikkat çekmesin diye.

Son kuruşuna kadar.

Ardından? Sessizlik.

Hatlar kapanıyor. IBAN’lar buhar oluyor. Karşınızda kimse yok.

Şimdi asıl soru şu:

Bu insanlar kimde para olduğunu nasıl biliyor?

Neden rastgele birini arayıp “hesabınızda para var mı?” diye kumar oynamıyorlar da, evini yeni satmış, hesabına yüklü para girmiş birini nokta atışıyla buluyorlar?

Bu artık sokak dolandırıcılığı değil.

Bu, veriyle çalışan bir sistem.

Banka hareketlerini kim görüyor? Tapu satışlarını kim biliyor? Hangi hesapta ne kadar para var bilgisini kim sızdırıyor?

Ve tam da bu soruları sorarken, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada 12 ilde eş zamanlı operasyonlar yapıldığı haberi düşüyor. İddia büyük: Yeni nesil silahlı suç örgütlerine bilgi sızdırılıyor.

Yani mesele sadece dolandırıcı değil.

Mesele, içeriden bilgi akışı.

Eğer gerçekten bir yerlerden veri sızıyorsa, bu ülkede kimse “benim başıma gelmez” diyemez. Çünkü artık mesele sizin dikkatiniz değil, başkasının sizin bilgilerinize erişimi.

Bugün bir aile tüm birikimini kaybetti.

Yarın kim?

Devletin bu noktada sadece operasyon yapmakla değil, bu sızıntının kaynağını kökten kurutmakla yükümlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu işin sonu güven meselesine dayanıyor. Bankaya, sisteme, devlete duyulan güven…

Ve o güven bir kez sarsılırsa, geri toplamak kolay olmaz.

Paranın kokusu yoktur derler.

Ama belli ki birileri o kokuyu alıyor.

Ya da birileri o kokunun yolunu gösteriyor.