Hakan Safi'ye CHP Kaybettirdi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Siyaset biliminin en ilginç kavramlarından biri, Alman sosyolog Max Weber'in meşruiyet teorisidir. Weber'e göre iktidar yalnızca güçle değil, güvenle ayakta kalır. İnsanlar her zaman en parlak sözü söyleyenin peşinden gitmez; zamanla en güvenilir olana yönelir.

Belki de Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı en büyük dönüşümlerden biri tam olarak burada yaşandı. Seçmen davranışı değişti. Toplumun hafızası değişti. Hatta yalnızca siyaset değil, gündelik hayatın diğer alanları da bu dönüşümden nasibini aldı.

Bir dönem siyasette büyük vaatlerin karşılığı vardı.

Bedava traktörler…

Bedava su…

Tam altın dağıtımları…

Ücretsiz mazotlar…

Sınırsız sosyal destekler…

Bu vaatler, ilk bakışta seçmenin dikkatini çekiyor, güçlü manşetler üretiyor ve kısa süreli heyecanlar oluşturuyordu. Fakat zaman içerisinde vaatlerin gerçekleşmemesi, yalnızca sonuçları etkilemedi; çok daha derin bir kırılmaya yol açtı.

Sözün itibarı aşındı.

Fransız düşünür Pierre Bourdieu, siyasetin aynı zamanda bir "sembolik sermaye" alanı olduğunu söyler. Bir siyasetçinin en büyük serveti para değil, güvenilirliktir. Çünkü güven kaybedildiğinde, en güçlü cümleler bile değerini yitirir.

Aslında bugün Türkiye'de yaşanan tam da budur.

Seçmen artık vaatleri değil, geçmiş performansı satın alıyor.

İnsanlar artık "ne söylüyor?" sorusundan önce "daha önce ne yaptı?" sorusunu soruyor.

Bu dönüşümün ilginç yansımalarından biri Fenerbahçe başkanlık seçiminde yaşandı.

Aziz Yıldırım, seçim kampanyası boyunca yıldız isimler açıklamadı. Büyük transfer listeleri dağıtmadı. Kamuoyunun hayalini süsleyecek sansasyonel vaatler üretmedi.

Buna karşılık rakibi Hakan Safi cephesinde Hakan Çalhanoğlu'ndan Merih Demiral'a, Lewandowski'den Mason Greenwood'a kadar birçok dünya yıldızının ismi dolaşıma sokuldu. Muhteşem bir gelecek tasviri oluşturuldu.

Ancak seçmen, başka bir tercih yaptı. Hem de rekor bir katılımla.

Belki de Hakan Safi'ye rakibi değil, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı vaat enflasyonu kaybettirdi.

Çünkü insanlar artık yalnızca futbolda değil, hayatın her alanında aynı psikolojiyle hareket ediyor.

Toplumların hafızası vardır.

Ve hafızası yorulmuş toplumlar, hayallere değil tecrübeye yatırım yapar.

Nitekim bunun küçük bir örneğini ara seçimlerde de gördük.

Altı beldede sandık kuruldu.

Muhalefetin yoğun çalışmasına, Özgür Özel'in sahaya inmesine ve mitingler düzenlemesine rağmen Cumhur İttifakı beş beldede seçimi kazandı. Hatta eski CHP yönetimi, bu belde seçimlerini “genel seçim provası” olarak gördüğünü açıklamıştı.

Bir beldede ise AK Parti oylarını beş kat artırarak yüzde 48 seviyesine taşıdı.

Bunlar aynı zamanda seçmenin psikolojisini gösteren sosyolojik verilerdir.

Çünkü modern seçmen artık sadece vaat dinlemiyor; muhasebe yapıyor.

İtalyan düşünür Antonio Gramsci'nin ifadesiyle, bazı dönemlerde eski dünya ölür, yeni dünya ise henüz doğmamıştır. İşte böyle dönemlerde toplumlar, sloganlardan çok güven ararlar.

Türkiye de böyle bir eşikten geçiyor.

Büyük cümlelerin, büyük afişlerin ve büyük vaatlerin etkisi giderek azalıyor.

Çünkü insanlar bazen hayallere oy verirler.

Ama hafızaları hayal kırıklıklarıyla dolmuş toplumlar, sonunda vaatlere değil, güvene yönelirler.

Siyasette de…

Futbolda da…

Hayatta da…

En büyük transfer, güven transferidir.