CHP’de fırtına koparken MHP’de ne oldu?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türk siyaseti bazen yaşanan krizlerle değil, yaşanması muhtemel krizlerin nasıl önlendiğiyle şekillenir.

Bugün kamuoyunun gündeminde CHP var. Kurultay tartışmaları, yargı süreçleri, Ekrem İmamoğlu etrafında oluşan siyasi gerilim ve parti yönetimine yönelik davalar siyasetin ana eksenini oluşturuyor. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve siyasi kulislerde en çok konuşulan başlıkların başında CHP geliyor.

Ancak Ankara kulislerinde farklı bir soru da sessizce dolaşıyor:

Eğer Devlet Bahçeli erken davranmasaydı, MHP içerisinde de ciddi bir kırılma yaşanır mıydı?

Bu sorunun net bir cevabı yok. Fakat son aylarda yaşanan gelişmeler, MHP’de sıradan bir görev değişimi sürecinden daha fazlasının yaşandığı yönündeki yorumları güçlendiriyor.

İlk dikkat çeken gelişme, MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in görevinden ayrılması oldu.

Yıllardır Devlet Bahçeli’ye en yakın isimlerden biri olarak görülen Yönter’in ayrılığı, parti tabanında ve siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. 

Ayrılık öncesinde yaptığı bazı dikkat çekici paylaşımlar ve ardından gelen sessizlik, parti içinde farklı değerlendirmelerin yapılmasına neden oldu.

Resmî açıklama açıktı.

Bahçeli, Yönter’in akademik çalışmalarına yoğunlaşmak istediğini ifade etti. Kamuoyuna verilen mesaj buydu. 

Ancak Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar bununla sınırlı değildi. Parti içerisinde farklı ekiplerin oluştuğu, bazı isimlerin teşkilatlar üzerindeki etkisini artırmaya çalıştığı ve özellikle İstanbul merkezli bazı güç mücadelelerinin yaşandığı yönündeki iddialar uzun süredir dillendiriliyordu.

Bu iddiaların doğrulandığını söylemek mümkün değil.

Ancak sonrasında yaşanan gelişmeler, kulislerdeki tartışmaları tamamen ortadan kaldırmadı.

MHP İstanbul İl Teşkilatı ile birlikte 39 ilçe teşkilatının feshedilmesi, ardından farklı illerde görevden almaların başlaması dikkat çekti. 

Gaziantep, Bingöl, Eskişehir, Kütahya ve Kars başta olmak üzere çeşitli illerde yapılan değişiklikler, birçok siyasi gözlemci tarafından kapsamlı bir teşkilat revizyonu olarak yorumlandı.

İşte tam burada kritik soru ortaya çıkıyor:

Bahçeli bir kriz çıktıktan sonra mı müdahale etti, yoksa kriz çıkmadan önce mi?

Siyaseti yakından takip eden birçok isim ikinci ihtimal üzerinde duruyor.

Çünkü Devlet Bahçeli’nin siyasi kariyerine bakıldığında, en güçlü olduğu alanlardan birinin teşkilat hâkimiyeti olduğu görülüyor. 

MHP’de alternatif güç merkezlerinin uzun süre büyümesine izin vermediği bilinen bir gerçek. Bu nedenle son dönemdeki görev değişiklikleri ve teşkilat düzenlemeleri, ortaya çıkmış bir isyanın bastırılmasından çok, ileride oluşabilecek bir yapılanmanın önünün kesilmesi şeklinde yorumlanıyor.

Peki, delegeler arasında bir hazırlık vardı iddiası doğru mu?

Bugün itibarıyla bunu doğrulayan kamuya açık somut bir veri bulunmuyor.

Ancak Ankara kulislerinde bazı il başkanlarının ve teşkilat yöneticilerinin yeni siyasi denge arayışları içerisinde olduğu, parti içerisinde farklı isimlerin öne çıkmaya çalıştığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bunların tamamı kulis bilgisi niteliğinde ve doğrulanmış gerçekler olarak değerlendirilmemeli.

MHP’nin siyasi kültürü de bu noktada önemli.

CHP gibi farklı odakların zaman zaman görünür hale geldiği partilerden farklı olarak MHP’de lider merkezli bir yapı bulunuyor. Bu nedenle olası bir muhalif hareketin güç kazanabilmesi için teşkilatlarda ciddi bir alan bulması gerekiyor. Son dönemde gerçekleştirilen görev değişiklikleri ise böyle bir alanın oluşmasına fırsat verilmediği yönündeki yorumları beraberinde getiriyor.

Semih Yalçın cephesinde de zaman zaman dikkat çekici gelişmeler yaşandı.

Yalçın’ın bazı paylaşımları ve sonrasında gelen düzeltmeler siyasi kulislerde farklı yorumlara neden oldu. Ancak bugün itibarıyla görevden ayrılacağına veya parti yönetiminde yeni bir değişiklik yaşanacağına yönelik güncel bilgi şimdilik yok.

MHP’deki gelişmeler ise sıradan bir teşkilat revizyonu muydu?

Yoksa liderliğe yönelik olası bir hareketin daha filizlenmeden engellenmesi mi?

Kesin cevapları bugün vermek zor.

Ancak görünen gerçek şu ki, Devlet Bahçeli son aylarda yalnızca siyasi rakiplerini değil, kendi partisinin iç dengelerini de yeniden şekillendiren hamleler yaptı.

MHP’de yaşanabileceği konuşulan, ancak yaşanmadan önlendiği iddia edilen kriz de siyaset kulislerinin en sıcak başlıklarından biri haline gelmiş durumda.

Bazen siyasetin yönünü yaşanan olaylar belirler.

Bazen de hiç yaşanmayanlar…