Bahar Geldi Ama İçimiz Neden Huzursuz?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Koç stelyumu, savaş arketipi ve insanın içindeki ateş

Bahar geldi.

Ağaçlar çiçek açtı, günler uzadı, doğa yeniden nefes aldı.

Ama insan…

İnsanın içi hâlâ huzursuz.

Sokakta yürüyen insanların yüzüne bakın.

Gerginlik artmış, sabır azalmış.

En küçük bir söz büyüyor,

en basit bir mesele çatışmaya dönüşüyor.

Sanki herkesin içinde görünmeyen bir ateş yanıyor.

Ve belki de gerçekten öyle.

Çünkü gökyüzü şu an Koç burcunda güçlü bir yoğunlaşma yaşıyor.

Bir stelyum.

Koç…

Zodyak’ın ilk burcu.

Başlangıcın simgesi.

Ama aynı zamanda

savaşın, dürtünün ve ham gücün de temsilcisi.

Ve bu enerjiyi anlamak için

mitolojiye bakmak gerekir.

Koç burcunun kökeni, Yunan mitolojisinde altın postlu koç hikâyesine dayanır.

Kral Athamas’ın çocukları Phrixus ve Helle,

üvey annelerinin entrikasıyla kurban edilmek üzereyken,

gökyüzünden gelen altın tüylü bir koç tarafından kurtarılır.

Bu koç onları sırtına alır ve kaçırır.

Ama yolculuk sırasında Helle düşer.

Phrixus ise kurtulur ve

koçu tanrılara kurban eder.

Onun altın postu ise daha sonra

efsanevi bir hazineye dönüşür:

Altın Post.

Ve işte burada hikâye bitmez.

Asıl hikâye burada başlar.

Çünkü bu post,

pek çok kahramanın peşinden koştuğu

bir güç ve iktidar sembolüne dönüşür.

Yani Koç’un hikâyesi sadece bir kurtuluş değil,

aynı zamanda bir mücadele çağrısıdır.

Bugün gökyüzünde aktive olan şey de tam olarak bu:

İnsanın içindeki “savaşçı arketipi.”

Ama bu arketip iki yüzlüdür.

Bir yüzü cesarettir.

Diğer yüzü yıkım.

Bugün toplumda gördüğümüz şey,

bu enerjinin bilinçsizce dışa vurumu.

– Artan öfke

– Tahammülsüzlük

– Hızlı tepkiler

– Düşünmeden hareket etme hali

Sosyal medyada linç kültürü,

günlük hayatta yükselen gerilim,

çocuklarda bile artan saldırganlık…

Bunlar sadece bireysel sorunlar değil.

Bunlar kolektif bir enerjinin yansıması.

Koç enerjisi bireyi uyandırır.

Ama eğer bilinç yoksa,

bu uyanış bir kaosa dönüşür.

Çünkü herkes “ben” demeye başlar.

Ve “ben” çoğaldıkça

“biz” yok olur.

Oysa mitoloji bize başka bir şey söyler:

Phrixus kurtulmuştur,

ama Helle düşmüştür.

Yani her yükseliş,

bir kaybı da beraberinde getirir.

Bugün de aynı noktadayız.

İnsanlık bir eşikten geçiyor.

Yeni bir başlangıç arzusu var.

Ama bu başlangıç

bilinçle yapılmazsa,

sadece yeni çatışmalar üretir.

Koç stelyumu bize şunu soruyor:

Savaşmayı mı seçeceksin

yoksa cesaret etmeyi mi?

Tepki mi vereceksin

yoksa bilinçli bir adım mı atacaksın?

Çünkü gerçek cesaret,

öfkeyi dışa vurmak değil,

onu dönüştürebilmektir.

Bahar doğayı uyandırır.

Ama insanın içindeki gölgeyi de ortaya çıkarır.

Ve belki de bu baharın asıl meselesi şu:

İçimizde yanan ateş

bizi ileri mi taşıyacak,

yoksa birbirimizi yakacak mı?