*İnsansız Sosyalleşen Çocuklar Çağı*
Bir toplum otoritesini kaybettiğinde özgürleşmez;
çoğu zaman yönsüzleşir.
Bugün yaşadığımız şey, klasik anlamda bir otorite karşıtlığı değil;
otoritenin el değiştirmesidir.
Aileden, okuldan ve toplumsal yapıdan çekilen otorite,
yerini sessiz ama etkili bir güce bırakmıştır:
dijital dünya.
Artık çocuklar “başı boş” değil;
aksine fazlasıyla meşgul.
Ancak bu meşguliyet,
insanla değil, ekranla kurulan bir ilişkidir.
Dijital dünyada yalnız kalmayı öğrenen çocuk,
arkadaşını, öğretmenini ve çoğu zaman anne babasını
bir tabletin, bir oyunun, bir algoritmanın yerine koymaktadır.
Bu noktada çocuk yalnız değildir;
ama insanlarla birlikte de değildir.
Ortaya çıkan yeni insan tipi,
insansız sosyalleşen bireydir.
Oyunlarda kurallar vardır ama yüz yoktur.
Ceza vardır ama vicdan yoktur.
Ödül vardır ama sorumluluk yoktur.
Bu dünyada çocuk, otoriteyi bir insanla değil,
sistemle tanır.
Bu nedenle otorite artık içselleştirilmez;
yalnızca oyunun içinde tolere edilir.
Oyun kapandığında,
otorite de biter.
Gerçek hayatta sınır koyan bir öğretmen,
kurallı bir ebeveyn ya da
toplumsal bir düzen,
bu çocuk için “gereksiz engel” haline gelir.
Çünkü çocuk, sınırı bir insanla müzakere etmeyi değil,
ekranı kapatıp geçmeyi öğrenmiştir.
Bu, klasik bir itaatsizlik değildir.
Bu, otoriteyle bağ kuramama halidir.
Yeni kuşak, çatışmayı yüz yüze çözmeyi değil,
kaçmayı, engellemeyi, yok saymayı öğrenerek büyümektedir.
İnsan ilişkilerinin doğal gerilimiyle tanışmadan yetişen birey,
öfkesini düzenleyemez;
çünkü onu taşıyacak bir ilişki deneyimi yoktur.
Şiddetin yaşı düşüyorsa,
bu yalnızca ahlaki bir mesele değil;
ilişkisel bir kopuştur.
Aile, çocuğu korumak adına geri çekildikçe;
okul disiplin koymaktan kaçındıkça;
toplum sınır çizmeyi “baskı” sanıp sessiz kaldıkça,
otorite görünmez hale gelmiştir.
Ama otorite kaybolmamıştır.
Sadece yer değiştirmiştir.
Bugün çocuklar,
insan otoritesine değil,
algoritmik otoriteye tabidir.
Ve algoritma,
ne merhamet öğretir
ne sorumluluk
ne de vicdan.
Yeni Devir dediğimiz şey tam olarak budur:
insanın yerini sistemin,
ilişkinin yerini ekranın,
rehberliğin yerini hızın aldığı bir dönem.
Bu dönemin bedeli ağırdır.
Çünkü insan, insansız olgunlaşamaz.
Toplum, ilişkisiz iyileşemez.
Bugün ihtiyacımız olan şey,
çocuğu suçlamak ya da serbest bırakmak değildir.
İhtiyacımız olan şey,
insani otoritenin yeniden inşasıdır.
Yani korkutmayan ama temas eden,
bastırmayan ama sınır koyan,
ekranın değil insanın rehber olduğu bir düzen.
Aksi halde bu çağ,
özgür bireyler değil;
yalnız, yönsüz ve öfkeli kuşaklar üretmeye devam edecektir.