Bir Tahakküm Aracı Olarak Yeniden İnşa: Batı Şeria Mülteci Kamplarından Gazze’nin Geleceğine

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Gazze Şeridi’nde ateşkesin ilan edilmesinden bu yana “yeniden inşa” söylemi, savaşın yıktıklarını onarmaya yönelik insani bir vaat olarak gündemin merkezine yerleşti. Ancak yüzeyde teknik ve insani görünen bu söylem, özünde derin bir siyasi boyut taşımaktadır. Filistin’de ve dünyanın başka yerlerinde yaşanan tarihsel deneyimler, sömürge bağlamında yeniden inşanın tarafsız bir eylem olmadığını; aksine mekânın, tahakküm ve kontrol ilişkilerine hizmet edecek şekilde yeniden şekillendirilmesinin bir aracı olduğunu göstermektedir.

Bugün sorulan soru Gazze’nin ne zaman yeniden inşa edileceği değil; nasıl yeniden inşa edileceği, bu süreci kimin belirleyeceği ve enkazın altından nasıl bir Gazze’nin doğacağıdır. Bu sorulara yanıt verebilmek için, İsrail’in Filistin mekânını yeniden mühendislikten geçirme konusundaki uzun deneyimine, özellikle de Batı Şeria’daki uygulamalara bakmak gerekir.

Batı Şeria Mülteci Kampları: İmarın Bir Savaş Alanına Dönüşmesi

Batı Şeria’daki mülteci kampları, mekân üzerindeki mücadelenin somut bir örneğini oluşturmuştur. Yoğun yapılaşma, dar sokaklar ve iç içe geçmiş binalar, bu kampları askeri kontrol açısından zor alanlar hâline getirmiştir. Bu nedenle İsrail, kampları yalnızca birer yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda güvenlik ve kentsel bir “sorun” olarak ele almıştır.

2002 yılında gerçekleştirilen “Savunma Kalkanı” operasyonu sırasında İsrail ordusu, sokaklarda ilerlemek yerine evlerin içinden geçmeye dayalı askeri taktikler geliştirmiştir. Cenin Mülteci Kampı’nda ise geniş çaplı bir yıkım uygulanarak altyapı kökten değiştirilmiştir. Bu yıkım rastgele değil; gelecekte askeri araçların daha kolay girebilmesini sağlayacak yeni yolların açılması ve mevcut yolların genişletilmesi hedefiyle gerçekleştirilmiştir.

Şartlı Yeniden İnşa

Askeri operasyonların ardından mülteci kamplarının yeniden inşasına yönelik planlar gündeme gelmiş, ancak bu planlar yıkımın izlediği güzergâhları esas almıştır. Bu durum, Filistinliler arasında geniş çaplı bir tepkiye yol açmıştır. Çünkü yeniden inşa, halkı korumak yerine, onların daha kolay denetlenmesini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Bu model, son dönemde Batı Şeria’nın kuzeyindeki kamplarda yeniden ortaya çıkmış; kapsamlı yıkımlar ve yeniden inşanın engellenmesiyle kampların “güvenlik açısından açık”, sıradan mahallelere dönüştürülmesi hedeflenmiştir.

Gazze: Yeniden İnşa mı, Yeniden Mühendislik mi?

Bu bağlamda Gazze, bugün mekânın bütünüyle yeniden düzenlenmesi için bir fırsat olarak görülmektedir. İsrail’in güvenlik aklı açısından sorun yalnızca direnişin silahları değil; aynı zamanda mekânın kendisidir: Yoğun, iç içe geçmiş, altında tünel ağları ve askeri kapasite barındıran bir şehir. Bu nedenle hedef, Gazze’yi direnişçi bir mekândan; açık, izlenebilir, denetlenebilir bir alana dönüştürmektir.

Gazze’deki büyük yıkım, yalnızca savaşın bir sonucu değil; aynı zamanda yeni bir mekânsal mühendisliğin ön hazırlığıdır. Geniş caddeler, açık alanlar, daha düşük nüfus yoğunluğu… Görülebilen, izlenebilen ve kolayca hedef alınabilen bir şehir. Ya bu anlayışa göre yeniden inşa edilecek bir Gazze, ya da halkı göçe zorlayan, iradeyi kırmayı amaçlayan bir enkaz hâli.

Hapishane ile Enkaz Arasında

Bu şekilde Gazze, iki seçenek arasında bırakılmaktadır: Sürekli gözetim altında tutulan, kontrol edilen bir şehir ya da yıkımın kalıcı hâle geldiği, yaşamın imkânsızlaştırıldığı bir alan. Her iki durumda da dışarıdan dayatılan bir vizyon söz konusudur; bu vizyon Gazze’nin tarihini, kimliğini ve halkının haklarını yok saymaktadır.

Sonuç

Uluslararası ve Arap dünyasının, yeniden inşa konusunda alternatif bir vizyon ortaya koymaktaki sessizliği, ABD-İsrail projelerinin yeni gerçeklikler dayatmasının önünü açmaktadır. Gazze’nin yeniden inşası teknik bir mesele değil; anlam, mekân ve insanın geleceği üzerine verilen siyasi bir mücadeledir. Bugün Gazze’de test edilen bu model, yalnızca onunla sınırlı kalmayabilir; bölgenin tamamının yeniden düzenlenmesine yönelik daha geniş bir sürecin başlangıcı olabilir.