Osmanlılar Döneminde Filistin’e Yahudi Göçü (13)
3.2.2.Layihalar
Herhangi bir konudaki görüş ve düşünceyi belirten yazı olan layihalar, Osmanlı Devletinin konuyla ilgili yorum, yaklaşım ve düşüncelerini beyan etmesi açısından önemlidir. Konumuz açısından kısaca inceleyeceğimiz layiha Laurence Oliphant’ın Layihası (1879)’sıdır.
İngiliz gezgin Laurence Oliphant’ın Filistin’e Yahudi yerleşimi öneren layihası, Abdülhamid tarafından reddedilmiş, ancak bu teklif Osmanlı bürokrasisi içinde tartışmalara yol açmıştır. Oliphant’ın önerisi, Yahudilerin ekonomik katkı sağlayabileceği fikrine dayanırken, Abdülhamid bu öneriyi siyasi bir tehdit olarak görmüştür.
Mistik bir Hristiyan şahsiyet olan Oliphant, yaptığı aktif çalışmalarla Filistin’e dönme hayali kuran Siyonist örgütleri desteklemiştir. Oliphant, Yahudi olmamasına rağmen aktif ve tutkulu bir Siyonist’tir. 1878 Osmanlı-Rus savaşının sonuçlarından istifade edilerek Yahudilerin Filistin’e yerleştirilebileceği düşüncesiyle bazı çalışmalar gerçekleştirdi.
Bu konudaki en önemli faaliyeti, 1879 yılında Filistin’e yaptığı bir ziyaret sonrası Osmanlı hükümetinden Belka Sancağında Siyonist bir koloni kurulması talebidir. Beyrut üzerinden bölgeye giden Oliphant, Beyrut-Şam arasında mekik dokuyarak bütün Filistin topraklarını gezdi. Bu esnada bölgenin dini, etnik, kültürel, coğrafi özellikler, doğal kaynaklar ve güzellikler; tarım, nüfus ve ticaret; Protestan ve Yahudi kolonileri dahil olmak üzere bölge hakkında ayrıntılı notlar tuttu. Bu notları daha sonra kitap olarak yayımladı. Siyonist yerleşimi için uygun olacağını düşündüğünden kitapta Belka sancağı hakkında ayrı bir bölüm kaleme almıştır.
Oliphant, yerli halk ile yerleşimciler arasındaki ilişkileri söz konusu ederken birçok sıkıntının yaşandığından bahsederek aslında yerli halkın kolonilerden rahatsız olduğunu da ifade etmiş olmaktadır. Oliphant, 1879 yılında bölgede yaptığı çalışmaları tamamlayarak Beyrut üzerinden İstanbul geldi ve daha önce üzerinde çalışılmış metni bizzat kendisi Sultan II. Abdülhamid’e sundu. Söz konusu layihada neredeyse Kuzey Filistin’in tamamını kapsayan Belka Sancağında Arz-ı Filistin’de İskân-ı Muhacirîn Osmanlı Kumpanyası adında bir Yahudi kolonisinin kurulması teklif edilmektedir.
Sultan konunun görüşülmesi için layihayı 9 Ekim 1879 tarihli bir irade ile Meclis-i Vükela’ya iletir. Layihanın Osmanlı’daki algısına geçmeden önce bir konuyu açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Hem Oliphant hem de son dönemin bazı batılı araştırmacıları, Balka Sancağında Yahudi kolonisi kurulma talebinin dönemin Suriye valisi Mithat Paşa ve Sadrazam’ın desteği, hatta rehberliğinde yapıldığını ileri sürmekteler. O dönemin bölgedeki yöneticilerinin büyük bir kısmı menfaat karşılığı Siyonist yerleşimine göz yumdukları bilinen bir vakıadır. Dolayısıyla gerçeklik payı olmakla birlikte bu ifadenin amacının aynı zamanda Oliphant’ın yaptığı çalışmanın Siyonist hareketle olan bağını gizlemeye yönelik olduğunu akla getirmektedir. Aslında projenin arkasındaki gücü tahmin etmek zor olmasa gerek.
Çünkü projenin reddedilmesinden sonra Baron Edmond Rothschild, hızlı bir şekilde Filistin’den arazi alım faaliyetlerine girişir. Aynı şekilde Oliphant, İstanbul’a gelmeden önce Romanya’ya gidip Siyonist ileri gelenlerle toplantılar düzenler ve gerekli diplomatik destekleri sağlar. Nitekim Romanya’dan İstanbul’a hareket ettiğinde İngiltere Başbakanı Disraeli ile İngiltere ve Fransa dışişleri bakanlarının tavsiye mektuplarını cebinde taşımaktaydı. Bu da söz konusu şahsın Siyonist projeyle bağlantısını ortaya koymaktadır.
Yukarıda Oliphant’ın Sultana takdim ettiği layihanın Meclis-i Vükela’ya gönderildiği ifade edilmişti. Yapılan yazışmalarda layihanın nasıl anlaşıldığına dair çok net ifadeler yer almaktadır. Bu çerçevede öncelikle Osmanlı Devleti’nin, metni ve metnin içindeki talepleri nasıl algıladığına bakmakta fayda vardır. Metne göre Oliphant şu taleplerde bulunmuştur:
1. Avrupa’dan gelecek Yahudi göçmenler için bir koloni teşkil edilmesi,
2. Dört milyon üç yüz küsur bin dönüm toprak verilmesi (4300 kilometrekare)
3. Bu koloninin “Arz-ı Filistin’de İskân-ı Muhacirîn Osmanlı Kumpanyası” olarak isimlendirilmesi ve bu şekilde tanınması,
4. Kolonide kurulacak mahkemelerin gelenlerden teşekkül ettirilmesi,
5. Koloniyi yönetecek müdürlerin, muhasebecilerin ve mal müdürlerinin gelenlerden teşekkül ettirilmesi
6. Kolonideki asayişi sağlamak üzere gelenlerden askeri bir birliğin temin edilmesi,
7. Bölgede demiryolu inşaatına müsaade edilmesi,
8. Koloninin iç idaresi için bazı imtiyazların verilmesi,
9. Metinde talep edilen maddelerle ilgili bazı teferruatların da yer aldığı ifade edilmektedir.
Oliphant, bu teklifleri yapma cesaretini 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşmasından alır. Konferansta istediğini elde edemeyen Siyonist yapılanma, söz konusu antlaşmayı fırsat bilerek Oliphant aracılığıyla girişimde bulunur. 1879 yılında geldiği İstanbul’da hazırlanan projeyi mayıs veya haziran ayında bizzat padişaha arz eder. Layihanın sunuş tarihine bakıldığında Sultanın süreci bir müddet oyaladığı anlaşılmaktadır. Çünkü Padişah teslim aldıktan en az beş ay sonra, 9 Ekim 1879’da, bir irade-i seniyye ile Oliphant’ın layihasını tartışmaları için Sadrazam’ın başkanlık edeceği Dahiliye, Adliye ve Ticaret nazırlarından (bakan) oluşacak kurulda görüşülmesi için iletir. Fakat bu komisyonun nasıl bir görüş bildirdiğini bilmiyoruz. Çünkü elimizde bu kurulun yaptığı çalışmayla ilgili herhangi bir belge yoktur. Muhtemelen kuruldan herhangi bir sonuç çıkmamış olacak ki işlerin uzadığını gören Oliphant araya bazı paşaları sokarak işleri hızlandırarak olumlu bir netice elde etmek istiyordu.