Toplumsal Çöküş Eşiğinde İran

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 Uzun yıllardır büyük bir buhranın içerisinde yer alıyor İran. Kimi zaman halkın alıştığını düşünsek de olaylar yeniden alevleniyor. Bu yıkımların çoğu da toplumsal kırılmalardan kaynaklı. Görünen o ki dışarıdan bir müdahale olmasına gerek yok. Elbette müdahale olmuştur. Demek istediğim, dışarıdaki müdahaleden daha çok içerideki vatandaşın yaşadığı problemlerin yeterli gibi durduğu.
  Başlıca sebep doğal olarak ekonomi, yani para. Halk, paranın kaynağının sistemde olduğunu ve sistemin bu parayı halkla paylaşmayı tercih etmediğinin farkında. Bu yüzden son yıllarda tartışılan konu, isimlerden daha çok sistem oldu.
  İnsanlar artık isimleri umursamıyor. Sistem değişmediği sürece gelecek bir ismin öneminin olmadığına inanıyor. Bundan dolayıdır ki eylemlerin birçoğu, isimlerden ziyade sisteme karşı yapılıyor.
  Geçtiğimiz senenin son haftası, bardağın tekrar taştığı zamanlardan biri oldu. Riyal bir anda düşüşe geçti. Enflasyonun artması, insanların temel yaşam kaynaklarına erişimin ulaşılamaz hâle gelmesi, önce halkın en alt seviyelerinde hissedildi. Sonra çan eğrisi gibi yukarıya çıkmaya başladı.
  Böyle durumlarda para değer kaybettiğinde zenginleşmek oldukça güç bir durumdur. Toplumda bir kesim durumunun iyiye gittiğini düşünse de alım gücünden ölçersiniz bunu. Yani siz aldığınız paranın bir ay içerisinde on katını da alsanız fakirleşiyor olabilirsiniz. Genelde dünyada hangi ülkeye giderseniz gidin, her millette böyle bir tabaka bulursunuz. Bunu fark etmeleri uzun zaman alır. Şu anda da gördüğüm kadarıyla İran’da halkın bu kesimi olayların farkında değil.
  Tahran’da Kapalı Çarşı’da esnaf kepenk kapatmaya başlamıştı. Sonra ülkenin geneline yayıldı. Burada dikkatimi çeken ve olayları bu kadar önemli yapan konu, kasıtlı düzenlenen bir eylem değildi bu. Halkın doğal hâlinden kaynaklıydı. Muhtemelen planlar yapılsa bu denli büyümesi söz konusu olamazdı.
  Bir diğer tarafta halk, hemen hemen her gün yaşanan dış politikadaki gerginliklerden de rahatsız durumdaydı. Haklılar mı? Yani düşünün, sizin ülkenizin Genelkurmay Başkanı da yaşadığı apartmandan bir gece vakti sadece yatak odasından vurulsa neler düşünürsünüz? Koskoca binada tek bir oda patlıyor. Bu patlayan oda da salon değil, yatak odasıydı. Halk artık bu gerginliklerden, savaş durumlarından oldukça rahatsız. Bunu bir ekonomik yük olarak görüyor. Doğru aslında. Bu savunma ihtiyaçları daima ekonomiye bir yük oluşturur. Ancak yaşadığınız yer Orta Doğu ise bu yük sizin vazgeçilmez bir parçanız oluyor.
  Bugün eğer İskandinavya’da yaşamıyorsanız, savunma alanına ayıracağınız bütçe gayet büyük bir yük olmalı. Avrupa’da bile bu durum böyle. Tabii yılların getirdiği problemler sürekli giderek büyüyordu. Ülkede özgürlüklerin bu denli kısıtlanması gibi sorunları da sayarsak olayların bu noktaya nasıl geldiğini daha iyi anlarız. Devlet ise bu eylemler karşısında gücünü gösterdi. Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu biliniyor. Bu durumun bir de ABD tarafı var. O konuyu ise bir sonraki hafta yazacağım.