Kötülüğün Başlangıç Noktası: Çürüyen Merkez

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Toplumsal çürüme çoğu zaman kenarlardan başlamaz. En tehlikeli olanı, merkezden başlayan çürümedir. Gücün, temsilin ve örnek olma sorumluluğunun bulunduğu yerlerde yaşanan her ihlal, toplumun geri kalanına sessiz bir mesaj verir: Bu yapılabilir.

Son günlerde Meclis lokantasında staj yapan öğrencilere yönelik taciz iddiaları tam da bu nedenle yalnızca bir “adli vaka” değildir. Bu olay, gençlerin emek ve umutla girdikleri bir kamusal alanda, korunması gerekenin değil; gücün dokunulmazlığının öne çıktığını gösteren sembolik bir kırılmadır.

Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı bugün yeniden düşünülmeyi hak ediyor. Çünkü kötülük artık karanlık sokaklarda değil; gündelik hayatın en görünür, en meşru alanlarında ortaya çıkıyor. Üniforma, makam ya da statü; ahlaki bir kalkan gibi kullanıldığında, suç istisna olmaktan çıkar, alışkanlığa dönüşür.

Buradaki asıl mesele, tekil bir failden çok daha büyüktür. Soru şudur:

Bir toplum, gençlerini kamusal alanlarda koruyamıyorsa; geleceğini neyle savunacaktır?

Jung’un “gölge” kavramı yalnızca bireyler için geçerli değildir. Toplumlar da bastırdıkları, konuşmadıkları ve görmezden geldikleri karanlık alanlar biriktirir. Cinsel suçların üstünün örtüldüğü, mağdurun değil sistemin korunduğu her durumda bu gölge büyür. Ve büyüyen gölge, bir gün mutlaka görünür hale gelir.

Toplumsal çözülme tam da bu noktada başlar:

Vicdanın yerini sessizlik aldığında.

Ahlak, “idare edilebilir bir ayrıntı” olarak görüldüğünde.

Gençlerin güvenliği, kurumların itibarı uğruna feda edildiğinde.

Bugün birçok kişi “Bunlar her yerde oluyor” diyerek kendini rahatlatıyor. Oysa asıl tehlike tam da bu cümlede gizli. Normalleşen kötülük, artık öfke yaratmaz; sadece kısa süreli bir gündem olur. Sonra unutulur. Ta ki bir sonraki vakaya kadar.

Oysa iyilik, yalnızca bireysel niyetlerle ayakta kalamaz. İyiliğin kurumsal bir zemine, net sınırlara ve gerçek bir hesap verebilirliğe ihtiyacı vardır. Aksi halde iyilik, iyi hissetmekten öteye geçemez; kötülük ise sessizce yoluna devam eder.

Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

Bir toplum, en korunaklı olması gereken alanlarda bile gençlerini koruyamıyorsa, çürüme nerede başlamıştır?

Cevap rahatsız edicidir ama açıktır:

Çürüme kenarda değil, merkezde başlamıştır.