AK SAHABE: SAFVÂN B. MUATTAL

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.”(Nur/15)

Onlar Allah’ın adını dünyanın dört bir yanına ulaştırmak için yola revan olan âşıklar… Peygamber Efendimizin tedrisinden geçmiş ona arkadaş, yoldaş, davadaş, omuzdaş olmuş yarenlerdi. Sahabe-i Güzin Efendilerimiz. Kimilerinin bir mezar taşı dahi olmadı, ne gâm. Adlarını gök listeye nur mürekkebiyle kazımıştı kalem. 

Türkiye’de kabrinin yeri belli iki müstesna isimden biri Peygamber sancaktarı Ebu Eyyûb El Ensarî öteki bugünkü yazımızın mevzuu Safvân b. Muattal Hazretleri. 

Şimdi ikisinin de sınandığı Medine sokaklarına doğru bir Asr-ı Saadet yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?

Celadetiyle biraz Hz. Ömer’i anımsatıyordu Safvân b. Muattal. Adı gibi apak sahabemiz biraz da uykucuydu. Zafiyeti kabiliyete çevirmede mahir Peygamber-i Zişan ona dümdâr olma görevi vermişti; yani ordunun arkasında emniyeti temin etmek ve geride unutulan emanetleri sahibine tevdi etmekle vazifeliydi. 

Beni Mustalik gazvesinden dönmek üzere hareket etmişti ordu. Ezvâc-ı tâhirâttan Hz. Aişe de onlara eşlik ediyordu.  Kervan mola verince abdest almak üzere ayrıldı, geri döndüğünde gerdanlığını düşürdüğünü fark etti. Tekrar aynı yere gitti. Kopan kolyesinin akik taşlarını tek tek bulmak epey zaman aldı. Döndüğünde bir de ne görsün kervan onu beklemeden yola çıkmıştı. Yokluğunu fark ettiklerinde döneceklerini bildiği için olduğu yerde beklemeye koyuldu. Sabaha karşı uyuyakalan Peygamberin Hümeyrası “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” sesiyle irkildi. Emanetçi Safvan Hz. Aişe’yi fak etmiş onu götürmek için devesini çömeltmiş bekliyordu.  Atladı deveye Hz. Aişe. Yavaş yavaş vardılar Medine’ye. 

Lakin onlar mübarek beldeye varmadan Müslümanların arasına fitne ateşi yakmak için fırsat kollayan tayfaya gün doğmuştu çoktan.

“Baksanıza Hz. Aişe ile Safvan birlikte yoklar.”

 “Safvan’ı biliyoruz da Aişe de mi uyuyakaldı?” “Hayret!”

Dikkat buyurun iftirayı izhar eden tek bir cümle yok; şüphe tohumları ekecek kelimeler çok.

Nihayet sağ salim hane-i saadetine  vardı Aişe; fakat günlerdir devam eden yolculuğa ve hava değişimine dayanamayan naif bedeni hasta düşmüştü.  Yirmi gün sürdü hastalığı; lakin kördüğüm gibi sevdiği eşinde tuhaf bir hal vardı. Eskisi gibi yanına sık sık gelip halini hatırını sormuyor, neredeyse yüzüne bile bakmıyordu. Zira iftiranın ruhundan kopardığı kayalar tebessümünü ezip geçmiştir Resulün. Susar.

Etrafta olup bitenlerden bihaberdir Aişe. Bir gün ona refakat eden Selma Hatunun ayağı takılınca “Hay Allah o Mistah’ı ne yapsın!” sözleri dökülür dilinden. Aişe şaşkın sorar oğlu için neden böyle söylediğini. “Olaylardan haberin yok mu Ya Aişe? Seferden döndüğünüzden beri Medine çalkanıyor” deyip meseleyi izah eder Selma Hatun. İftirayı kuvvetlendirenlerden biri de kendi oğlu Mistah b. Üsase’dir. Hz. Aişe’nin dizleri tutmaz olur. Resulullah gelince ondan müsaade isteyip baba evine döner. Hz. Ebu Bekir ve Ümmü Rûmân da kızı hakkında çıkan söylentilerden ne yapacaklarını şaşırmış bir halde mahzun ve mükedderdir. Onları bu halde bulan Hz. Aişe yemeden içmeden iyice kesilir. Bu ne ağır bir imtihandır böyle. 

Baba evinde geçen acı dolu on günün sonunda Resullullah çıkagelir. Aişe bakar yüzüne. “İnandın mı yoksa Ya Resullullah?” diye sorar. Peygamberimiz “Eğer doğruysa tövbe et Ya Aişe. Masumsan sabret. Allah seni temize çıkaracaktır” buyurur. İşte bu söz Hz. Aişe’yi iyice yıkar,  öyle ki Hz. Yakup’un adını dahi unutur ve “Artık bana düşen Yusuf’un babası gibi güzelce sabretmektir” diyebilir sadece. 

Resulullah(sav) tam yanından ayrılacaktır ki şereflerin en yücesiyle müşerref olur Aişe. Onu ve Safvân b. Muattal’ı aklayan ayetler iner birer birer…

 Gözyaşları içinde müjdeyi verince Resul, Ümmü Ruman Aişe’ye sarılıp O’na teşekkür etmesini söyler. Lakin Aişe kırgın ve kızgın

“Şükür yalnız Allah’adır” der. Kuş gibi hafiflemiş Resulullah tarifsiz bir sürurla tebessüm eder Cennet Hatununa…

Tarihe “İfk Vakası” olarak geçen bu hadisede sınanalar yalnız Savfân b. Muattal ve Hz. Aişe değildir; kalan bütün sahabelerde kendi sınavını vermiştir. Musab b. Umeyr’in hanımı Hanne binti Cahş, Resullullah’ın “Onun dili Cebrail ile destekleniyor” dediği şair Hasan b. Sabit ve  Mistah b. Üsase ne yazık ki menfi sözler sarf etmişlerdir. Ebu Eyyûb El- Ensarî’nin eşi de bu meselede şüpheye düşünce Ebu Eyyûb “Sen olsan böyle bir şey yapar mısın?” diye sorar. “Asla” cevabını alınca “Safvan benden Hz. Aişe de senden daha hayırlıdır” diyerek onlar hakkında katiyen şüpheye düşmediğini vurgular.

Resulullah’ın “Ben onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum” buyurduğu Safvan b. Muattal Kur’an ile aklandıktan sonra sahabe arasında daha muteber bir mevkie gelir. Peygamber Efendimiz vefat edinceye dek dizinin dibinden ayrılmaz.

Hz. Ömer devrinde ise Sasani ve Bizans’a karşı İyâz b. Ganm komutasındaki fetihlere katılır. Fırat nehrinin kenarındaki Samsat’ı fethetmek için burada yoğun olarak bulunan Ermenilerle savaşır ve bir rivayete göre 60 yaşlarında bu savaşta şehit olur. 

Böylece Nemrut’un topraklarında en güzel İslam güneşi doğmaya ve bu coğrafya İslam hamuruyla yoğrulmaya başlar. Sahabemiz Adıyaman’da hâlâ murâkıp yani bekçi olarak vazifesini devam ettiriyor. Lütfen bu yazıyı bir davet olarak kabul edin, bu aziz beldeye gelip Ak Sahabemizi ziyaret edin. Bu esnada Nur suresinin 11 ila 26. ayetlerini şimdi nazil oluyormuşçasına okuyun; zira ayetler 14 asır evvelinden ikazıyla bizi derinden sarsıyor. Buyurunuz sessizce bu nurdan taneleri yudumlayalım mı?

“Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi(din kardeşleri) hakkında iyi zan besleyip de “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya!

Bu iftirayı işittiğiniz vakit “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya!

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, dilendir.

Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır. O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktır. Onlar için bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.”

 

 

 

 

 

.