TÜRK DÜNYASI İÇİN SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

Türk Devletleri Teşkilatı'nın Ankara Zirvesi, 34 yıl önce başlayan bir siyasi yakınlaşmanın bugün çok daha kapsamlı bir işbirliği arayışına dönüştüğünü gösterdi. Ancak Türk dünyasının önündeki asıl mesele, ortak tarih ve kültürün oluşturduğu zemini ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlara dönüştürebilmek.

 

1992 yılında Ankara'da düzenlenen ilk Türk devletleri zirvesini hatırlayalım. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetlerinin liderleri, ortak bir gelecek fikri etrafında buluşmuştu. O günlerde ortaya konulan hedeflerin önemli bir bölümü, siyasi ve ekonomik gerçeklerin sınırlılıkları nedeniyle uzak bir ideal olarak görülüyordu.

 

Aradan geçen 34 yılda önemli bir mesafe alındı. 2009'da Nahçıvan Anlaşması'yla kurumsal temeli atılan Türk Konseyi, 2021'de İstanbul Zirvesi'nde Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı. 30 Ekim'de Ankara'da gerçekleştirilen 13. Zirve ise bu yapının yeni bir aşamaya geçme iradesini ortaya koydu. Dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye geçmesi de bu bakımdan anlamlıydı.

 

Ankara Bildirisi'nin 163 maddelik kapsamı, teşkilatın gündeminin artık yalnızca kültürel yakınlaşmayla sınırlı olmadığını gösteriyor. Siyasi eşgüdümden savunma sanayisine, ticaretten enerjiye, dijitalleşmeden ulaştırmaya kadar geniş bir işbirliği alanı tarif ediliyor. Türk Devletleri Arasında Stratejik Ortaklık, Ebedi Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması üzerindeki çalışmalar da bu kurumsallaşma arayışının önemli bir parçası.

 

ASIL MESELE KARARLARI UYGULAMAK

Bununla birlikte, zirvelerde alınan kararların sayısı kadar hayata geçirilme kapasitesi de önemli. TDT'nin önündeki temel sınav burada başlıyor. Çok sayıda bakanlık toplantısı, mutabakat ve ortak proje tek başına bütünleşme anlamına gelmiyor. Bu kararları takip edecek, uygulayacak ve sonuçlarını denetleyecek mekanizmalar gerekiyor.

 

Üye ülkelerin ekonomik yapıları, dış politika öncelikleri ve küresel aktörlerle ilişkileri birbirinden farklı. Dolayısıyla ortak hareket edebilmek için siyasi iradenin yanında işleyen bir kurumsal mimariye ihtiyaç var. Teşkilatın başarısı, bildirilerdeki hedefleri vatandaşların hayatına ve ülkelerin ekonomilerine ne ölçüde yansıtabildiğiyle ölçülecek.

 

ORTA KORİDOR'UN ÖTESİ

Ekonomik ve jeopolitik açıdan en önemli fırsatlardan biri Orta Koridor. Çin ile Avrupa arasındaki ticaret güzergâhlarının çeşitlendirilmesi arayışı, Hazar geçişli hattı giderek daha stratejik hale getiriyor. Zengezur Koridoru ve Çin-Kırgızistan-Özbekistan demir yolu gibi projeler de bu bağlantısallığı güçlendirebilir.

 

Ancak burada bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Türk devletleri yalnızca malların üzerinden geçtiği bir transit güzergâhın parçası olmakla yetinmemeli. Lojistik altyapının yanında üretim, sanayi, teknoloji ve ortak yatırımlar da geliştirilmelidir. Aksi halde coğrafi avantaj, beklenen ekonomik güce dönüşmeyebilir.

 

TDT'nin Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi, Avrupa Birliği'nin Küresel Geçit yaklaşımı ve ABD'nin TRIPP projesiyle ilişkisini de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Teşkilatın herhangi bir küresel güce karşı konumlanmak yerine farklı aktörlerle işbirliği geliştirmesi, üye ülkelerin hareket alanını genişletebilir. Rusya ve Çin'le ilişkilerde dengeyi korumak da bu yaklaşımın önemli bir boyutu.

 

KÜLTÜREL BİRLİKTEN STRATEJİK ORTAKLIĞA

Ortak alfabe, eğitim, bilim ve kültür alanındaki çalışmalar Türk dünyasının uzun vadeli bütünleşmesi açısından değerli. Fakat ortak dil ve tarih, kendiliğinden ortak siyasi ve ekonomik çıkar üretmiyor. Bunun için karşılıklı güvenin somut işbirliğiyle güçlendirilmesi gerekiyor.

 

Cumhuriyet'in 103. yılında Ankara'da verilen mesajın önemi de burada yatıyor. 1992'de bir araya gelen liderlerin ortaya koyduğu ideal, bugün çok daha kurumsal bir zemine sahip. Şimdi ihtiyaç duyulan, bu zemini kalıcı bir ekonomik ve stratejik ortaklığa dönüştürmek.

 

Türk dünyasının geleceğini belirleyecek olan, zirvelerde verilen birlik mesajlarının gücü değil, bu mesajların arkasını dolduracak ortak irade ve uygulama kapasitesi olacak.