Savunmada 100 milyar dolarlık eşik
Bir zamanlar savunma sanayii denince aklımıza ilk gelen şey, dışarıdan satın aldığımız silahlardı. Şimdi ise başka bir Türkiye var. Kendi İHA’sını, gemisini, füzesini, radarını üreten ve bunları başka ülkelere satan bir Türkiye…
Rakamlar da bunu söylüyor. Türk savunma sanayiinin toplam proje hacmi 100 milyar doları aşmış. Yaklaşık bin 500 proje yürütülüyor. 4 binden fazla firma bu ekosistemin içinde. Yani ortada küçümsenecek bir gelişme yok.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’ün şu sözleri aslında her şeyi anlatıyor: “Bir zamanlar yalnızca tedarik eden Türkiye’den, bugün tasarlayan, geliştiren, üreten, entegre eden ve ihraç eden Türkiye’ye geldik.”
Peki, bu değişim nasıl gerçekleşti?
2002 yılında savunma sanayiindeki yerlilik oranı yüzde 20 civarındaydı. Bugün yüzde 80’in üzerinde. O gün 62 proje vardı, bugün yaklaşık bin 500. Sektörde çalışan firma sayısı 56’ydı, şimdi 4 bini geçmiş durumda.
Bir de işin ekonomik boyutu var.
2002’de 1,1 milyar dolar olan sektör cirosu bugün 25 milyar dolara ulaşmış. Ar-Ge harcamaları 49 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine çıkmış. Yani mesele sadece üretmek değil. Araştırmak, geliştirmek, teknolojiye yatırım yapmak da artık işin merkezinde.
İhracat rakamları ise belki de en dikkat çekici bölüm.
2002’de 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2025’te 10 milyar 54 milyon dolara yükselmiş. Ekim 2026 itibarıyla son 12 aylık ihracat 11 milyar 357 milyon dolara ulaşmış. Üstelik son dört yılda yapılan ihracat, son 14 yıllık toplamın yüzde 55’inden fazlasını oluşturuyor.
Bu rakamların bize söylediği açık: Türkiye savunma sanayiinde yalnızca büyümüyor, aynı zamanda uluslararası pazarda ağırlığını artırıyor.
Ancak burada bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekiyor. 100 milyar dolarlık proje hacmi elbette önemli. Fakat asıl başarı, bu projelerin ne kadarının zamanında tamamlandığı, ne kadarının özgün teknoloji ürettiği ve ne kadarının dünya pazarında kalıcı karşılık bulduğu ile ölçülecek.
Özellikle motor teknolojileri, hava savunma sistemleri, radar, elektronik harp ve yazılım alanlarında daha alınacak yol var. Çünkü gerçek bağımsızlık, bir sistemi üretmek kadar onun en kritik parçalarını da kendin geliştirebilmekten geçiyor.
Bugün sektörde 135 bini aşkın kişi çalışıyor. 2028 hedefi 158 binin üzerinde istihdam. Bu da savunma sanayiinin artık yalnızca güvenlik değil, ekonomi, teknoloji ve nitelikli istihdam meselesi olduğunu gösteriyor.
Türkiye savunma sanayiinde önemli bir eşiği geride bıraktı. Şimdi mesele 100 milyar dolarlık proje hacmine ulaşmak değil, bu büyüklüğü gerçek bir teknoloji üstünlüğüne dönüştürmek.
Çünkü savunmada güçlü olmak, başkasının kapısını çalmadan kendi gökyüzünü, kendi denizini ve kendi güvenliğini koruyabilmektir.