KÖY MUHTARLIKLARI KALMALI, AMA KÖYLER YENİDEN GÜÇLENMELİ
Şehir mahallesiyle köy aynı idari kalıba sığmaz.
Muhtarlıkların geleceği tartışılırken en sık yapılan hata, şehir mahallesiyle köyü aynı şartlara sahip yerler gibi değerlendirmektir. Oysa köy muhtarının sorumluluğu, şehirdeki mahalle muhtarının görevlerinden hem hukuken hem de günlük hayat bakımından farklıdır. Ben bu nedenle şehir muhtarlıklarının dönüştürülmesini savunurken köy muhtarlıklarının korunmasını, hatta güçlendirilmesini öneriyorum.
Köyde muhtar kimi zaman devletin vatandaşa en yakın seçilmiş temsilcisidir. Köy yolunun kapanması, içme suyunun kesilmesi, meranın kullanımı, tarımsal üretimin karşılaştığı güçlükler, yaşlı bir vatandaşın kamu hizmetine erişememesi… Bütün bu sorunlarda kapısı ilk çalınan kişilerden biri muhtardır. Köyler belediye teşkilatına sahip olmadığından bu irtibat daha da önem kazanır.
Bir tabelayla köy şehir olmaz
Türkiye, 6360 sayılı Kanun'la önemli bir idari değişiklik yaşadı. Büyükşehir statüsündeki illerde birçok köyün tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüştürüldü. Ne var ki kanunla mahalle denilen bir yerleşim, ertesi gün şehir mahallesi hâline gelmedi. Tarım devam etti, hayvancılık devam etti, kırsal ulaşım ve altyapı sorunları da devam etti.
Köyün sosyal yapısı, üretim biçimi ve coğrafi şartları dikkate alınmadan yalnızca idari unvanların değiştirilmesi doğru sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eski köylerin statüsü yeniden ele alınmalı; yerleşimin ihtiyaçlarına göre köy tüzel kişiliğinin iadesi veya güçlü bir kırsal yerel temsil modeli değerlendirilmelidir.
Burada önemli bir fark var: Köy muhtarlığı, köyün tüzel kişiliğiyle bağlantılı görevleri olan bir kurumdur. Şehir mahalle muhtarlığını belediye meclisine taşımayı önerirken, köyün kendine özgü yönetim ve ortak mal düzenini ortadan kaldırmayı düşünmüyorum.
Muhtarlık, kırsal kalkınmanın ortağı olabilir
Peki köy muhtarlığı olduğu gibi mi kalmalı? Hayır. Korunması gerektiğini düşündüğümüz her kuruma günün ihtiyaçlarına uygun yeni sorumluluklar da vermeliyiz.
Öncelikle her köyde muhtar ve ihtiyar meclisinin hazırladığı yıllık ihtiyaç raporu olmalıdır. Köy yolu, içme suyu, sulama, mera, sağlık hizmetlerine erişim ve gençlerin göç etmesine yol açan sorunlar bu raporda yer almalıdır. Rapor ilgili il özel idaresi, kaymakamlık ve diğer yetkili kurumlarca değerlendirilmelidir. Değerlendirmelerin sonucu da köylüye açıklanmalıdır.
İkinci olarak köy muhtarları tarımsal desteklere erişim, kırsal kalkınma programları ve üreticilerin bilgilendirilmesi konusunda ilgili uzman kurumlarla iş birliği yapmalıdır. Muhtar ne ziraat mühendisi ne veteriner hekim yerine geçmelidir. Fakat köydeki ihtiyacı doğru birime ulaştıran, sonuçları takip eden ve üreticiyi bilgilendiren koordinasyon merkezi olabilir.
Üçüncü olarak afet hazırlığı önemsenmelidir. Orman yangını, sel, deprem veya ağır kış şartları söz konusu olduğunda köyde hangi yolların kapanabileceğini, hangi hanelerin yardıma daha fazla ihtiyaç duyduğunu bilen bir yerel muhtar önemli katkı sağlayabilir. Bunun için eğitim, haberleşme ve yetkili afet kurumlarıyla düzenli koordinasyon gerekir.
Dördüncü olarak dijital kamu hizmetleri köye kadar taşınmalıdır. Yaşlıların veya internet erişimi sınırlı vatandaşların e-Devlet işlemlerinde yardım alabileceği, taleplerini yetkili kuruma ulaştırabileceği bir köy hizmet noktası oluşturulabilir. Böylece dijitalleşme kırsalı yalnızlaştırmak yerine devlet hizmetlerini köye yaklaştırır.
Yetki varsa hesap da verilmeli
Köy muhtarlıklarına yeni görevler verilirken denetim ve şeffaflık da güçlendirilmelidir. Köyün ortak malları, hizmetler için yapılan harcamalar ve kamu kurumlarından alınan destekler köy halkına düzenli biçimde açıklanmalıdır. İhtiyar meclisi göstermelik değil, gerçek bir danışma ve denetim organı olarak çalışmalıdır.
Bunun için yalnızca muhtarın iyi niyetine güvenilemez; açık görev tanımları, kayıtlı başvuru usulleri, hizmet takvimi ve hesap verme yükümlülüğü gerekir. Merkezi idare de köyün ihtiyaçlarını muhtarın şahsi ilişkilerine bırakmamalı; hangi talebin hangi kurum tarafından ne zaman değerlendirileceği belirli olmalıdır.
Köyleri yaşatmak sadece geçmişe sahip çıkmak değildir. Tarımsal üretimi, gıda güvenliğini, yerel dayanışmayı ve kırsal nüfusun yaşam kalitesini korumak demektir.
Şehirlerde muhtarlığı belediye meclisinde temsil gücüne dönüştürelim. Köylerde ise muhtarı işlevli, donanımlı ve hesap verebilir bir yerel yönetici hâline getirelim.
*Şehir için doğru olan her çözüm köy için doğru değildir. Köyü koruyacaksak, köyün yönetim kapasitesini de korumalı ve geliştirmeliyiz.*