MUHTARLIKLAR KALDIRILMALI MI, YOKSA YENİDEN Mİ KURULMALI?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Devlet yönetimi değişti, şehir değişti; mahalle yönetimi de değişmeli

Muhtarlıklar yeniden tartışılıyor. Son günlerde Devlet Bahçeli'nin muhtarlıkları kaldırmak istediği yönündeki haberler gündeme geldi. Ancak MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, 30 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada partilerinin bu yönde bir kanun teklifi veya çalışması bulunmadığını bildirdi. Böylece bir siyasi açıklama etrafında başlayan tartışmanın dayanağı netleşti. Fakat asıl soru ortadan kalkmadı: Türkiye, mevcut muhtarlık sistemiyle daha ne kadar devam edecek?

Ben şehirlerdeki muhtarlıkların dönüştürülmesi gerektiğini yıllardır savunuyorum. Bunu muhtarların şahsına yönelik bir eleştiri olarak görmemek gerekir. Mahallesini tanıyan, ihtiyaç sahibi ailelere koşan, belediyeyle vatandaş arasında fedakârca çalışan muhtarlarımız var. Tartışılması gereken onların gayreti değil, içinde çalıştıkları kurumun bugünkü ihtiyaçlara cevap verip vermediğidir.

Devletin değiştiği yerde kurum da değişir

Muhtarlık, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan tarihî bir kurumdur. Nüfusun, adresin, ikametgâhın ve mahalle sakinlerinin tanınmasının büyük ölçüde yerel bilgiye dayandığı bir dönemde vazgeçilmez işlevler üstlenmiştir. Ne var ki bugün nüfus kayıtları merkezî sistemlerde tutuluyor. İkametgâh belgesi, nüfus kayıt örneği ve birçok işlem e-Devlet üzerinden yapılabiliyor. Vatandaşın bir belge almak için muhtarın kapısına gitmek zorunda kaldığı dönem büyük ölçüde geride kaldı.

Bu değişim muhtarların bütün görevlerinin sona erdiği anlamına gelmez. Ancak geleneksel bürokratik görevlerin önemli bölümü ortadan kalkmışsa, kamu yönetiminin de buna uygun biçimde yeniden tasarlanması gerekir. Geçmişte yararlı olmuş bir kurumun hiçbir değişikliğe uğramadan sürdürülmesi, ona gösterilen saygının değil, değişen hayatı görmezden gelmenin sonucu olabilir.

Elli bin muhtarlığın maliyeti

Yüksek Seçim Kurulunun 31 Mart 2024 seçimlerine ilişkin verilerine göre Türkiye'de 50.336 muhtarlık bulunuyordu. Bunların 32.184'ü mahalle, 18.152'si köy muhtarlığıydı. Elimizdeki bu sayılar seçim dönemine aittir; güncel idari değişikliklerle farklılaşmış olabilir.

2026 yılında net asgari ücret 28.075 lira 50 kuruş. Muhtarlara ilişkin yasal ödeme tabanı üzerinden, 2024'teki muhtarlık sayısının değişmediği varsayımıyla yapılan basit bir hesap, yıllık ödenek toplamını yaklaşık 16,96 milyar liraya taşıyor. Bunun yaklaşık 10,84 milyar lirası mahalle muhtarlıklarıyla ilgilidir. Sosyal güvenlik ve diğer giderler bu basit hesaba dâhil değildir.

Mart 2026 tarihli TİSVA İsraf Raporu'nda ise muhtar başına aylık yaklaşık 70 bin liralık toplam maliyet varsayımıyla yıllık 43 milyar lira tahmini yer aldı. Bu rakam resmî gerçekleşmiş harcama değil, bir raporun hesaplama varsayımıdır. Aradaki fark bile bize şunu söylüyor: Önce şeffaf bir maliyet analizi yapılmalı, sonra reformun kazancı konuşulmalı.

Ancak meseleyi yalnızca para üzerinden değerlendirmek istemiyorum. Kamunun yaptığı her harcama israf değildir; önemli olan o harcamanın vatandaşa ne kazandırdığıdır. Esas sorum şu: Aynı kaynakları kullanarak mahalle halkına daha güçlü bir temsil ve daha hızlı hizmet sunamaz mıyız?

Benim önerim: Makamı değil, temsili güçlendirmek

Bence köy muhtarlıkları korunmalı, şehirlerdeki mahalle muhtarlıkları ise belediye meclisinde doğrudan oy hakkı olan mahalle temsilciliğine dönüştürülmelidir. Bugün muhtar, mahallesinin sorununu belediyeye iletir; önerdiğim sistemde ise temsilci, o sorunun çözümü için karar alınan mecliste bulunur.

Bunun yanında mevcut muhtarlık binaları belediye irtibat bürolarına dönüştürülebilir. Vatandaşın başvuru yaptığı kapı kapanmaz; aksine belediyenin hizmet birimi hâline gelir. İrtibat bürosunda yapılan her başvuru kayda alınır, takip edilir, sonucu vatandaşa bildirilir.

Böylece değişim ne sadece bir tabelanın indirilmesi ne de sırf tasarruf amacıyla bir kurumun tasfiyesi olur. Gerçek reform, mahalle halkının belediyede karar sahibi olmasını ve kamu hizmetine kolay erişmesini sağlamaktır.

Muhtarlığı kaldırıp mahalleyi temsilcisiz bırakmak yanlış olur. Ama eski makamı hiç değiştirmeden korumak da yeterli değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, geçmişin kurumlarıyla kavga etmek değil; onların yararlı işlevlerini geleceğin yönetimine taşımaktır.

Muhtarlığın adı değişebilir. Mahallenin sözü ise daha güçlü çıkmalıdır.