TÜRKİYE’NİN AVRUPA’YA UZANAN DEMİR YOLU
Bazen bir demir yolu hattının açılışına bakarsınız, görünen sadece raylar, trenler ve istasyonlardır.
Oysa biraz daha uzağı gördüğünüzde, o rayların ülkelerin kaderini değiştiren ticaret yollarına uzandığını fark edersiniz. Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı da tam böyle bir yatırım.
Bu hattı yalnızca Trakya’nın ulaşım imkânlarını geliştiren bir proje olarak okumak, taşıdığı stratejik anlamı eksik bırakmak olur.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış törenindeki şu sözleri, meselenin özünü anlatıyor: “Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Anadolu'nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye'nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.”
Dikkat edin, burada yalnızca yolcu taşımacılığından söz edilmiyor. Üretimden, ihracattan ve Türkiye’nin küresel ticaretteki yerinden bahsediliyor. Çünkü günümüz dünyasında güçlü olmak, sadece üretmekle mümkün değil. Ürettiğinizi ne kadar hızlı, ne kadar düşük maliyetle ve ne kadar güvenilir biçimde pazara ulaştırabildiğiniz de en az üretim kadar önemli.
RAYLARIN DİLİ EKONOMİYİ ANLATIYOR
Rakamlar, projenin neden önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Halkalı-Kapıkule hattının 153 kilometrelik Çerkezköy-Kapıkule etabında yolcu trenleri için seferler başladı. Çerkezköy-Edirne arasındaki seyahat süresi 54 dakikaya indi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıklamasına göre yeni hatta günde karşılıklı 6 hızlı tren seferi düzenleniyor.
Ancak asıl dikkat çekici rakam yük taşımacılığında. Erdoğan’ın açıkladığı hedefe göre Halkalı-Kapıkule arasında yük taşıma süresi 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya düşecek. Yıllık yük kapasitesi ise 1,5 milyon tondan 9,5 milyon tona çıkacak.
Bir düşünün… Daha kısa sürede taşınan milyonlarca ton yük, Avrupa pazarına ulaşmayı bekleyen Türk sanayisi için ne anlama geliyor? Daha hızlı teslimat, daha öngörülebilir lojistik ve ihracatta daha güçlü rekabet demek. Demir yolunun ekonomik değeri tam da burada başlıyor.
KAPıKULE’DEN KAZAKİSTAN’A UZANAN HESAP
Üstelik mesele Kapıkule’de bitmiyor. Türkiye’nin stratejik konumunu değerli kılan, Avrupa’nın kapısında bulunması kadar Asya’ya uzanan güzergâhların da merkezinde yer alması.
Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu üzerinden Gürcistan ve Azerbaycan’a, oradan Hazar geçişiyle Kazakistan ve Orta Asya’ya uzanan Orta Koridor, Türkiye’ye çok daha büyük bir rol üstlenme imkânı veriyor. Çin’den çıkan yüklerin farklı güzergâhlar üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye’nin demir yolu altyapısı belirleyici bir avantaj oluşturuyor.
Dünya ticaretinin yeni rotalar aradığı, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde bu bağlantılar sıradan ulaşım yatırımları değildir. Bunlar ekonomik nüfuz, lojistik kapasite ve stratejik hareket alanı kazandıran yatırımlardır. Çerkezköy-Kapıkule hattı da Türkiye’nin Avrupa bağlantısını güçlendirerek bu büyük resmin önemli bir parçasını oluşturuyor.
COĞRAFYAYI AVANTAJA DÖNÜŞTÜRMEK
Türkiye’nin iki kıta arasındaki konumu yıllardır anlatılır. Fakat coğrafyanın tek başına zenginlik getirmediğini de biliyoruz. Önemli olan, o konumu demir yollarıyla, limanlarla, lojistik merkezlerle ve üretim altyapısıyla ekonomik güce dönüştürebilmek.
Erdoğan döneminde ulaştırma yatırımlarına verilen önemin stratejik karşılığı burada ortaya çıkıyor. Elbette bir projenin gerçek başarısı, açılış günündeki görüntülerle değil, zaman içinde üretime, ihracata ve vatandaşın hayatına yaptığı katkıyla ölçülür. Şimdi bu hattın sunduğu kapasitenin etkin kullanılması, diğer demir yolu bağlantılarıyla bütünleştirilmesi ve ihracatçının rekabet gücüne yansıtılması gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca Edirne’ye daha hızlı gitmek değil. Mesele, Türkiye’nin ürettiğini Avrupa’ya daha hızlı ulaştırması; Asya’dan Avrupa’ya uzanan ticaret yollarında daha güçlü bir merkez hâline gelmesi.
Raylar bugün Trakya’da ilerliyor. Fakat doğru bağlantılar ve doğru bir stratejiyle bu hattın taşıdığı anlam, Türkiye’nin çok daha geniş bir coğrafyadaki ekonomik iddiasına uzanıyor.