Havacılıkta hedef artık gökyüzünün ötesi
Türkiye’nin havacılıkta son 24 yılda katettiği mesafe, yalnızca havalimanı sayılarındaki artışla ölçülemez. Asıl mesele, bu büyümenin küresel ticarete, ihracata ve uluslararası karar mekanizmalarına ne ölçüde yansıyacağı. Dün, Sapanca’da düzenlenen 1. Ulusal Havacılık Şurası İzleme ve Değerlendirme Zirvesi’nde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun paylaştığı veriler, sektörün ulaştığı ölçeği ortaya koyarken önümüzdeki dönemin rekabet alanlarını da gösteriyor.
Rakamlar gerçekten dikkat çekici. 2002’de 26 olan aktif havalimanı sayısı bugün 58’e yükseldi. 2025’te toplam yolcu sayısı 247 milyona ulaştı. Hava yolu işletmelerinin uçak sayısı 162’den 872’ye, koltuk kapasitesi ise 27 bin 500’den 165 bin 586’ya çıktı. Bu tablo, hava yolunun Türkiye’de artık yalnızca belirli bir kesimin değil, geniş kitlelerin ulaşım tercihi haline geldiğini gösteriyor.
Ancak havacılıkta yeni dönem, sadece daha fazla yolcu taşımaktan ibaret değil.
Asıl rekabet bağlantı kurabilmekte
Türkiye’nin coğrafi konumu önemli bir avantaj. Dört saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1,6 milyar insanın yaşadığı 67 ülkeye erişim imkânı, doğru stratejiyle ekonomik değere dönüşebilir. Burada belirleyici olan, bu avantajın ne kadarının ticarete, turizme ve lojistik gelirlerine çevrilebildiği.
Uraloğlu’nun açıkladığı üzere Türk hava yolu işletmeleri, 2026 itibarıyla 133 ülkede 356 dış hat noktasına uçuyor. Son dört yılda gerçekleştirilen 87 müzakere ve mektup teatisiyle yaklaşık 890 haftalık ilave yolcu ve kargo trafik hakkı elde edilmesi de büyümenin diplomatik ve hukuki boyutunu gösteriyor.
Çin’le haftalık yolcu trafik hakkının 21’den 49’a çıkarılması, Kanada’da kargo kapasitesinin sınırsız hale getirilmesi, Asya-Pasifik pazarına verilen önemin somut örnekleri. Çünkü yeni uçuş hakları, yalnızca havacılık şirketlerine değil, ihracatçıya, turizmciye ve üreticiye de yeni kapılar açıyor.
İstanbul’un yeni rolü kargo ve e-ticaret
Havacılığın ekonomik boyutunu gösteren bir başka veri daha var. Uraloğlu, 2025 sonunda ilk 10 ihracatçı firma arasında üç hava yolu şirketinin bulunduğunu, ilk 10 havacılık firmasının ihracatının yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
İstanbul Havalimanı’nın 2025’te 2,1 milyon ton kargo taşıyarak Avrupa’da önemli bir konuma gelmesi, Türkiye’nin lojistik hedefleri açısından kritik. Şimdi hedef, bu kapasiteyi e-ticaretle birleştirmek. Planlanan İstanbul e-Ticaret Lojistik Merkezi hayata geçtiğinde, İstanbul’un yalnızca yolcu aktarma noktası değil, uluslararası siparişlerin yönetildiği bir merkez olması amaçlanıyor.
Bununla birlikte maliyetler, bölgesel çatışmalar ve Avrupa pazarındaki uçuş hakkı sınırları sektörün önündeki zorluklar. Büyümenin sürdürülebilmesi, şirketlerin rekabet gücünün korunmasına ve yeni pazarlara erişimin devam etmesine bağlı.
Karar masasında Türkiye hedefi
Şimdi gözler 19-20 Kasım’da Montreal’de yapılacak ICAO Olağanüstü Genel Kurulu’nda. Türkiye, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Konseyi üyeliği için seçime katılacak. Uraloğlu’nun ifadesiyle hedef, “küresel havacılığın karar mekanizmalarında daha güçlü bir Türkiye”.
Bu üyelik, Türkiye’nin uluslararası havacılık politikalarının oluşturulmasında doğrudan temsil edilmesi bakımından önem taşıyor. Ancak asıl başarı, diplomatik kazanımları sektörün rekabet gücüne ve ekonomik çıktılara dönüştürebilmek olacak.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin havacılık performansını yalnızca kaç yolcu taşıdığıyla değil; ne kadar kargo aktardığı, kaç pazara eriştiği, ne kadar katma değer ürettiği ve küresel kurallara ne ölçüde katkı sunduğuyla değerlendireceğiz.
Gökyüzünde büyümek önemli. O büyümeyi kalıcı ekonomik güce dönüştürmek ise daha önemli.