Sigaraya kimlik, sağlığa yeni reçete!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun gündeminde üç önemli başlık var: Sigara satışında kimlik şartı, normal doğum ve yerli aşı üretimi. Bir de vatandaşın ilaç raporuyla eczaneden doğrudan ilaç alabilmesi var. Peki bütün bunlar hayatımızı nasıl değiştirecek?

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun açıklamalarını okurken insanın aklına şu geliyor: Sağlık dediğimiz mesele, hastane kapısından içeri girdiğimizde mi başlıyor, yoksa o kapıdan içeri girmemek için aldığımız önlemlerle mi?

Bence asıl mesele burada.

ÖNCE SİGARAYI KONUŞALIM

Memişoğlu, sigara satışında T.C. kimlik numarası şartı getirileceğini açıkladı. Üstelik ilgili kanun teklifinin birkaç hafta içinde Meclis’e sunulacağını söyledi.

Bakanın şu cümlesi önemli: “Onun için sigarayı görünür olmaktan çıkarmak istiyoruz.”

Çünkü sigara yalnızca içen kişinin meselesi değil. Gençlerin özendiği, çocukların gördüğü, zamanla sıradanlaştırılan bir alışkanlık.

Geçen yıl 8 milyar paket sigara satılmış olması da meselenin boyutunu anlatmaya yetiyor.

Ama bir noktayı unutmayalım. Kimlik göstermekle iş bitmiyor. Denetim olacak, kurallara uyulacak, gençlerin sigaraya erişimi engellenecek. Bir de sigarayı bırakmak isteyenlere gerçekten yardımcı olunacak.

Yani mesele yalnızca sigarayı satmak değil, sigaraya başlamayı da önlemek.

NORMAL DOĞUM MESELESİ

Bakan, son bir yılda sezaryen oranının yüzde 15 düştüğünü açıkladı. Ardından şu değerlendirmeyi yaptı:

“Doğal olanın normal doğum olduğunu söylüyoruz. Bu sağlıklı.”

Burada ince bir çizgi var.

Normal doğumun teşvik edilmesi başka, her doğumun aynı şekilde gerçekleşmesini beklemek başka.

Tıbbi gereklilik varsa sezaryen elbette bir seçenek değil, hayat kurtaran bir müdahale olabilir. Önemli olan anne ve bebeğin sağlığı. Doğumun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin karar da tıbbi değerlendirme ve anne adayının koşulları gözetilerek verilmeli.

Rakamların düşmesi sevindirici olabilir. Fakat asıl başarı, anne ve bebek sağlığının korunmasıdır.

YERLİ AŞI, YERLİ CİHAZ

Gelelim işin teknoloji tarafına.

Batman’da üretilen solunum cihazları 40 ülkeye ihraç ediliyor. ASELSAN ile tıbbi cihazlar geliştiriliyor. Sekiz aşı üzerinde çalışma yürütülüyor.

Memişoğlu’nun “Kendimiz üreteceğiz” sözü, işin özeti.

Sağlıkta kendi teknolojisini geliştiren, aşısını ve ilacını üretebilen bir ülke olmak önemli. Çünkü sağlıkta dışa bağımlılık yalnızca ekonomik bir mesele değil, gerektiğinde stratejik bir meseleye de dönüşüyor.

Tabii üretmek kadar kaliteyi, güvenliği ve bilimsel başarıyı sürdürmek de şart.

BİR DE İLAÇ KUYRUĞU VAR

Bakanın açıkladığı bir başka çalışma ise vatandaşın doğrudan hayatına dokunabilir.

İlaç raporu olanların, her defasında yeniden reçete yazdırmak için doktora gitmeden ilaçlarını eczaneden alabilmesi hedefleniyor.

Düşünsenize… Sürekli kullandığınız bir ilaç için yeniden randevu aramak, hastaneye gitmek, sıra beklemek zorunda kalmıyorsunuz.

Elbette uygulamanın ayrıntıları önemli. Ancak doğru kurgulanırsa hem vatandaşa zaman kazandırır hem de hastanelerin gereksiz yoğunluğunu azaltır.

Memişoğlu, “Sağlıkta biz artık en üst ligdeyiz” diyor.

Peki, sağlıkta en üst ligde olmanın ölçüsü nedir?

Hastane binaları mı? Teknolojik cihazlar mı? İhraç edilen ürünler mi?

Hepsi önemli.

Ama benim ölçüm biraz farklı: İnsanların daha az hastalanması, hastalandığında doğru tedaviye ulaşması ve sağlık hizmeti alırken daha az yorulması.

Sağlıkta gerçek başarı, işte o zaman kendini gösterir.