Kurtlar Vadisi kime "Pusu?"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son günlerde en çok konuşulan ve tartışılan konu herhalde Kurtlar Vadisi dizisidir.
Siyaset ve Sosyolojik ve hukuki olarak bir dizinin bu kadar gündem olması elbette magazin boyutundan dolayı değildir.
Uzun süreden beri tartışılan konuların başında gelen şey; Dizinin, vuku bulmamış olayları ve ölümleri öncesinden bilmesi ve daha olaylar gerçekleşmeden aylar hatta günler öncesinden dizi de farklı isimlerle işlenmesiydi.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair başlayan tartışmalar sonucunda savcılık, dizinin senaryo ekibini bilgi amaçlı çağırarak ifadelerini bile aldı.
Dizi de "Kazım Kaşifoğlu" ismiyle oynatılan karakterin, Kaşif Kozinoğlu olduğu su götürmez bir gerçeklik. Kimse bunun aksini iddia edemez. Peki dizi de yer verilen ve henüz gündem olmayan ancak gerçek hayatta karşılığı olan diğer isimler kim?

Dizinin en sevilen karakterlerinden biri hiç şüphesiz Halo Dayı (Halil İbrahim Kapar) karakteriydi. Ekran karşısında Polat Alemdar’ın helikopterle cezaevinden kaçırdığı o sempatik ama tescilli kaçakçının arkasında, yeraltı dünyasında “Gaziantepli Halil Havar” olarak nam salmış olan gerçek bir aktör vardı.
Ünlü silah kaçakçısı Mehmet Havar’ın oğlu olan ve bir dönem Gaziantepspor Kulübü Başkanlığı da yapan Halil Havar, sınır ötesi uyuşturucu trafiğini elinde tutan, 1991 yılında Hollanda’daki Leeuwarden Cezaevi’nden tıpkı dizideki gibi İtalyan mafyasının kiraladığı bir helikopterle kaçarak dünya bültenlerine oturan o meşhur isimdi. Adı daha sonra Türkiye tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonları olan Lucky-S ve Kısmetim-1 gemisi baskınlarına da karışan Havar, yabancı basında “Müthiş Türk” lakabıyla anılıyordu.
Soru şu: “Gerçekte tonlarca uyuşturucu kaçıran bu baron, dizide neden bu kadar sempatik gösterildi?”

Seyfo Dayı ve Hüsrev Ağa gibi sevilen karakterlerin diziden ayrılmasının ardından oluşan boşluğu doldurmak için Halo Dayı halk tarzı deyişleri, “Can polatım” gibi ünlü aforizmalarıyla sevimli bir “ihtiyar delikanlı” olarak kurgulandı. Bu yolla, gerçeğin o zehirli, karanlık uyuşturucu dünyası kurgusal bir tontonlukla perdelenmiş oldu.

Mesela ; Dizide Sefirlik Masası’nda yer alan ve Gaziantep kanadını temsil eden Faris Sarıyayla karakteri vardı.
O karakter, 90’lı yılların Susurluk sarmalında adı en çok geçen Gaziantepli iş insanı Mehmet Ali Yaprak’ın birebir prototipiydi.
Gaziantep’te Yaprak TV’nin sahibi olmasının yanında Anadolu Basın Birliği Genel Başkanlığı görevini de yürüten Mehmet Ali Yaprak, 1996 yılında fidye amacıyla kaçırılmıştı. Peki, bu kaçırılma olayının arkasında kimler vardı?
Olayın en can alıcı noktası tam da burası: Susurluk Skandalı MİT Raporu’na ve itiraflara göre, Yaprak’ın kaçırılmasında dönemin bazı emniyet yetkililerinin yanı sıra, devlet içi istihbarat yapıları ve MİT ile çalışan bazı karanlık figürlerin adı doğrudan geçmişti.

Dizide Polat Alemdar tarafından öldrülen Faris Sarıyayla’nın aksine, gerçek hayattaki Mehmet Ali Yaprak’ın sonu çok daha karanlık ve şüphe uyandırıcıydı.
Yaprak, cezaevinde bulunduğu sırada, ardında yüzlerce soru işareti bırakarak şüpheli bir şekilde hayata gözlerini yumdu; hatta o dönem bu ölümün açık bir “susturma operasyonu” ve cinayet olduğu iddiaları yüksek sesle dillendirildi.
Faris Sarıyayla karakteri dizide 1 Nisan 2004 tarihinde, gerçek hayattaki karşılığı olan Mehmet Ali Yaprak ise 4 Ocak 2004 tarihinde öldü. Tarihlerin bu kadar yakın olması akla birçok soru işaretini beraberinde getiriyor.
Kurtlar Vadisi bir dizi olmaktan öte hatta çok daha fazlasıdır.
Savcılığa ifade veren senaristlerin verdiği ifadede "Türk halkının ve bölgenin fotoğrafını çektik" deselerde, senaryoda geçen olaylar bir fotoğraf makinesinin kamerasına sığmayacak kadar büyük görünüyor.
Senaryoya konu olan ve gerçek hayattaki karşılığı olqn figürlerin hayat ve ölümlerine birebir denk gelen olayları açıklamak için çok yönlü gelişmiş kameralar lüzum eder.
Açık ve sarih şekilde, dizideki senaryolara "Üçüncü göz" değmiş olduğunu düşünüyorum.
Siyasi manipülasyon için kullanılmış  olma ihtimali bana göre yüksek görünüyor.
FETÖ'nün işine yarayabilecek birçok konuyu barındırıyor. Halkı bir konu üzerinde ince ince işleyerek, olacak olan şeye hazırlamak gibi.
Tüm bu veriler ışığında şunu sormak en doğal hakkımız: "Kurtlar Vadisi kime pusu?"
Elbette biz sadece gördüğümüz üzerinden yorum yapıyoruz ve hiç kimseyi peşinen suçlamıyoruz. Bu konu da yargının elinde bizimde bilmediğimiz birçok bilgi vardır elbette ve gerekeni en adil şekilde yapacaktır. Vesselam...

Dipnot: Bu yazının bazı bölümleri gazeteci Hanifi Kılınç'tan alıntılanmış veya esinlenilmiştir