ORTADOĞU SEÇİLMİŞ HAFIZA İRAN IRAK SURİYE VE TÜRKİYE DENKLEMİ (5)
Kaldı ki bizim bu statükoyu koruma gücümüz yok iken ve İran'da rejim değişikliği kaçınılmazken dahası %100 bölünme olacak iken bizim sadece bir tampon bölge oluşturarak olaya mülteci akını şeklinde yaklaşmamız çok yanlış olur.
Devlet bürokrasisi, teknokrasisi, muhalefet ve maalesef iktidarda böyle bir yaklaşım sezinliyoruz. Dış basına yansıyan haberler de bu yönde oysaki bizim ihtiyacımız sizin Recep Tayyip Erdoğan olarak Suriye'de son dakikaya kadar bütün dünya Esad ile anlaşılmasını ve bir raproşman sağlanmasını;
Esad'a meşruiyet verilmesini savunurken tüm dünyaya karşı durduğunuz gibi burada da başkalarının merhametine bırakılmayacak kadar kaderi Türklerle ortak olan Kürtlerin menfaatine; ırktaşımız ve dindaşımız olan Azerilerin çıkarına proaktif bir şekilde bu süreci Türkiye'nin ve bölge halklarının lehine olacak şekilde takip etmekle ve gerekli hamleleri yapmakla mükellefiz.
Hem Donald Trump'ın yaklaşımı hem de İran rejimine muhalif silahlı grupların deklarasyonu ortaya koyuyor ki hiçbir şekilde Batı dünyasının, Türkiye'deki muhaliflerin ve İsrail'in arzuladığı gibi monarşinin restorasyonu söz konusu değil İran’da. Bir kere silahlı bütün gruplar, azınlıklar ve rejimi ayakta tutan Caferi Farisi dindar kitle Şahlık rejiminin İran’a ne kadar büyük zararlar verdiğinin farkında dolayısıyla teokrasinin olmadığı bir cumhuriyet ihdas edilecektir.
Bu da kansız ve sorunsuz bir geçiş sağlasa bile hiçbir azınlık grup ayılmak istemese bile merkezi otoritenin en zayıf olduğu Belucilerin ayrılacağı anlamına gelmektedir. Belucilerin bağımsızlık ilan ettiği bir ortamda Türkiye’ye düşmanlık için kurgulanmış PKK’nın İran kolu PJAK’ın da Türkiye’ye zarar vermek adına bağımsızlık talep etmeyeceğini beklemek yersiz olur.
Eğer Türkiye olarak bu hakikatlere hazırlıklı olursak kansız bir şekilde bütün süreç biter yoksa başımıza PKK probleminde yaşadığımız gibi bir sorun farklı adla da olsa 40 sene daha başımıza bela olur. Dolayısıyla Bölgede sürdürülebilir idari yapılar Türkiye için olmazsa olmazdır. Hem İran hem Irak hem Türkiye hem de Suriye ahalisinin lehine bu siyasal geçişi sağlamak Türkiye Cumhuriyeti Devleti için elzemdir. Önyargılar ve ön kabuller bir kenara bırakılacak olursa kaçınılmaz olanı önlemeye çalışmak yerine ön almanın zaruri olduğu daha sarih bir şekilde görülecektir.
Eğer beklersek vakit kaybedersek PKK’nın istediği gibi mutabakatlarla örneğin İran özelinde Batı Azerbaycan vilayeti ile Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları arasında kama gibi girecek ve Türkiye'yi çevreleyecek böylece Turan coğrafyasıyla bağımızı yeniden koparacak dahası hemen burnumuzun dibindeki Nahçıvan'la bile sınırımızı genişletmemize engel olacak bir fiili durum ortaya konacaktır PJAK eliyle.
Tıpkı Fırat'ın Doğusu hikayesinde SDG’nin yapmaya çalıştığı gibi Arap topraklarını silah gücüyle tuttukları gibi aynı şeyi Azeriler için de yaparlar ve bir oldu bittiye getirerek bu de facto durumu 15 sene sonra 20 sene sonra da de jure bir duruma çevirmeye çalışabilirler. Suriye iç savaşında yaptıkları tam olarak buydu. 2013’ten itibaren arzuladıklarına 2024’te de 2025’te de aynı mesafedeydiler. 2026 yılı hüsran yılı olmakta bırakalım onlar için hüsranla bitsin.
PKK’ya, Esad’a, Fethullahçılara, Amerika'daki demokratlara, küreselcilere, sorosculara dayanan bu yapı ile Allah'ın mukadderatı Amerika Birleşik Devletleri'nin iç politikasından gelen tazyikle değişen Amerikan hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vermiş olduğu büyük fedakarlıklar:
Türkiye'de iç savaş denemeleri, pogrom denemeleri, seküler milliyetçilik üzerinden toplumsal huzursuzluğu kaşımalarına tüm bütün bunlara rağmen başarılmış tarihi bir zaferin sahada heba edilme ihtimali çok açık ve net olarak karşımızda durmakta yani bugün eğer bu müphem anlaşmanın muğlaklığı üzerinden Şam'ın farklı okuduğu PKK'nın farklı değerlendirdiği bir durumda eğer Amerika Birleşik Devletlerindeki Yasamanın durumu değişirse yani basit çoğunluktaki cumhuriyetçilerden yine basit çoğunluktaki demokratlara geçerse ve İsrail'de bir parlamenter sistem olduğunu da unutmamak gerekir.
Netenyahu olsun ya da olmasın Likud partisinin içinde bulunduğu bir koalisyon yeni koalisyon ortakları ile bir daha hükümet olursa o zaman bu muğlaklık anlaşmasıyla yine Suriye'ye bir özerklik bir bölücülük getirme imkanları olacak.
Sahada kaybettiklerini masada kazanmış olacaktır PKK çünkü zaten Rakka ve Deyrüzzor gibi yerlerde tutunabilme imkanları yoktu. Bugün Kobani bir Aksklav olarak bir hançer olarak Suriye coğrafyasında Türkiye'nin yanı başında durmaya devam ediyor.
Yine Hasiçi coğrafyasında öyle ya da böyle Arap nüfusunun çoğunlukta olduğu yerlerde tutunmaya devam ediyorlar ve bu de facto durumu eğer ki 2026 Kasımına kadar taşırlarsa sahada Esad'ı devirmekle; SDG’yi Fırat'ın Doğusunu atmakla, Rakka'dan, Deyrüzzor’dan, Ayn İssa’dan çıkarmakla kazandıklarımızı yine kaybetmiş olacağız.
PKK yönetilen bir yapı olduğu için kardan zarar olarak bakacaktır sürece dolayısıyla Suriye sahasında birkaç gün içerisinde bu mevzuyu bitirmek mümkünken bu fırsattan daha fazla vakit kaybetmeden Suriye eliyle istifade etmemiz gerekmektedir. Hemen ardından Irak'taki bu sıkıntılı sürece bitirmek mümkün olacaktır Kuzey Irak yönetimi ile de anlaşarak alternatif bir İran karşıtı Şİİ yapılanmanın Sünnilerle de beraber hareket etmesi sağlanarak ki burada da İran karşıtı Amerika Birleşik Devletleri'nin varlığı lehimizedir. Burada bir tehdit değil ancak ve ancak fırsat söz konusudur.
Benzer bir durum İran için de geçerli olacaktır. Rejim devrilmesine hazırlıklı olmalıyız çünkü hemen sonrasında kansız bir şekilde bölünme gerçekleşecek. Eğer biz o bölünmede Türkiye'nin lehine olacak şekilde Kürtlerin, Arapların, Azerilerin, Kaşkayların, Avşarların, Belucilerin lehine olacak şekilde ön almazsak işte o zaman uzun yıllara sirayet edebilecek PKK'nın örneğinde yaşadığımız 40-50 yıllık bir başka sorunla daha karşı karşıya kalırız ve bu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün emeklerini hiç eder bütün kaynaklarını tüketir ve tıpkı 2026 Amerika Birleşik Devletleri Ara seçimini, 2026 Eylül İsrail Knesset Seçimlerine büyük bir umutla bekleyen Türkiye Cumhuriyeti devleti düşmanları aynı şekilde 2028 Seçimlerinde de Türkiye’de 50+1'i değiştirecek kukla iktidar bekleyecektir.
Böylece dışarıdan müdahale edilebilecek; bölünebilecek, yönlendirilebilecek; yönetilebilecek bir Türkiye yani Recep Tayyip Erdoğan'sız bir iktidar için vakit kazanacaklar. O yüzden çok kıymetli günlerin kaybedildiğini düşünüyoruz.
(NOT: “Ortadoğu Seçilmiş Hafıza İran Irak Suriye ve Türkiye denklemi” Başlıklı yazı serisi devam edecek.)