İslam'da Parayı Anlamak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İslam'da kripto paralar para değildir. Mal satın almak, borçları ödemek, zekât toplamak veya dağıtmak amacıyla kullanılamazlar. İslam hukukunda bir şeyin para sayılabilmesi için iki şartı taşıması gerekir: Fiziksel ve somut bir emtia olması ve halk tarafından özgürce seçilmiş olması. Bu nedenle, ne kripto paralar ne de modern itibari paralar gerçek para niteliği taşır.

Pakistan'ın önde gelen müftülerinden Taqi Usmani'nin kripto paraların bir ödeme aracı olarak geçersizliğine dair verdiği fetva ışığında bu makale, Kur'an ve Sünnet'e dönerek bugünkü para anlayışımızı baştan aşağı sorguluyor. Ayrıca kripto paraların üç ana türünü de tanımlayacağız. Son olarak da modern bir İslam ekonomisinin, paranın mahiyetine dair klasik İslam kurallarına bağlı kalarak ticaret, borç ödeme ve günlük yaşamda dijital teknolojiden nasıl yararlanabileceğini göstereceğiz.

 

İslam'da paranın ne olduğunu anlamak için öncelikle iki temel kavramı anlamamız gerekir: ‘ayn ve deyn. 

Biraz muz satın almak istediğinizi ve bir gümüş dirhem ile ödeme yapacağınızı hayal edin. Muzları aldığınız tam o anda satıcıya fiziksel madeni parayı teslim ediyorsanız, o madeni para ‘ayn'dır. Ancak cüzdanınızı unuttuğunuzu ve satıcının yine de size nazikçe muzları verdiğini hayal edin. Bir kağıda, o akşam buluşup bir gümüş dirhem ödeyeceğinize dair bir not yazar. İşte o kağıt parçası bir deyn aracıdır. Asıl dirhem ortada yoktur; bu sadece daha sonra teslim edileceğine dair bir sözdür. 

Böylece şu şekilde özetleyebiliriz:

  •  ‘Ayn, mevcut olan, somut ve fiziksel olarak sizin elinizde bulunan şeyi ifade eder.[1]
  •  deyn ise bir borcu veya yükümlülüğü ifade eder. Şu an ortada olmayan, ancak gelecekte belirli bir zamanda teslim edileceği söz verilen bir şeydir.[2]

İslam'da, bir deyn kaydı tutan ve sakk[3] (çoğulu: sukuk) olarak adlandırılan belge bir ödeme aracı olarak kullanılamaz. Para olarak yalnızca ‘ayn kullanılabilir.

Para İçin İki Şart 

İslam'da bir şeyin gerçek para sayılabilmesi için iki şartı taşıması gerekir:

  1. Ayn olmalıdır: Hemen teslim edilebilen somut ve fiziksel bir emtia olmalıdır.
  2. Halkın özgür seçimi olmalıdır: Nisa 4:29. ayette Allah, ticaretin "karşılıklı rıza" üzerine kurulmasını emreder. Ticaretin temeli para olduğuna göre, insanların para olarak neyi kullanacağını özgürce seçmesi gerekir. Bir devlet sizi kanunla belirli bir para birimini kullanmaya zorlarsa, bu karşılıklı rıza ilkesini ihlal etmiş olur.

Bu temel ilkeler ışığında, şimdi kripto paralara ve itibari paralara bakabiliriz.

Kripto Paraların Üç Türü

 

Günümüzde dijital varlıklar genel olarak üç kategoriye ayrılır. İslam hukukunda bunlara şu şekilde bakılmaktadır:

1. Emtia Destekli Dijital Tokenler

Bu tokenler, altın veya gümüş gibi fiziksel varlıklarla desteklenir. Ancak dijital tokenın kendisi, yalnızca o varlığa sahip olunduğunu gösteren yasal bir hak talebi veya makbuz niteliğindedir. İslam hukukunda bu makbuz, bir deyn veya sakk (sertifika) olarak değerlendirilir. Mal almak için bu makbuzu ödeme aracı olarak kullanamazsınız. Ribaya düşmemek için, token sahibinin bunu bir işlemde kullanmadan önce gerçek altın veya gümüşü fiziksel olarak teslim alması gerekir. 

2. İtibari Para Destekli Dijital Tokenler (Stabilcoinler)

Bu tokenler, devletlerin çıkardığı itibari paralara endekslidir ve merkezi rezervler aracılığıyla değerleri sabit tutulur. İslam hukuku, halka zorla kabul ettürüldüğü için itibari parayı geçerli bir değişim aracı olarak görmez; bu nedenle itibari para destekli tokenler de para olarak geçersizdir.

 

3. Konsensüs Tabanlı Kripto Paralar (Bitcoin gibi)

 

Bunlar herhangi bir fiziksel emtia veya finansal rezervle desteklenmez. Değerleri tamamen ağ uzlaşısına (konsensüs), matematiğe ve kriptografiye dayanır. Ne somut bir varlık (‘ayn) ne de destekli bir hak talebi (deyn) oldukları için, geçerli bir ödeme aracı olarak kullanılmalarına olanak tanıyan hukuki şartları taşımazlar.

 

İslami Bir Dijital Ekonomi

Kripto paralar ve itibari paralar para olarak kullanılamıyorsa, bir İslam ekonomisi inşa etmek için modern teknolojiyi nasıl kullanabiliriz? 

Çözüm, devlet tarafından yönetilen ve düzenlenen bir blokzincir (blockchain) hizmet ağıdır. Bu sistemde, altın dinarlar ve gümüş dirhemler gibi gerçek paralar asıl ödeme aracı olarak kullanılırken, blokzincir teknolojisi yalnızca transferleri kolaylaştıran güvenli bir araç işlevi görür.

Altın ve gümüş madeni paralar örneği üzerinden dijital bir para transferinin nasıl işleyeceğine bakalım:

  •  Yerel vekalet ofisinize fiziksel altın veya gümüş madeni paralarınızı yatırırsınız.
  • Vekil/temsilci, parayı teslim alır ve yatırdığınız tutar için size güvenli bir dijital makbuz düzenler.
  • Alıcı, kendisi için bekleyen fonlara dair dijital bir bildirim alır.
  • Alıcı, kendi yerel vekalet ofisine gider, dijital makbuzunu gösterir ve fiziksel madeni paraları teslim alır.

Blokzincir, bu süreci yönetmek için günümüze kadarki en güvenli sistemdir. Nitekim Çin hükümeti, bu teknolojinin nasıl yapılandırılması gerektiğine dair harika bir model olan, devlet tarafından yönetilen ve kontrol edilen bir Blokzincir Hizmet Ağı oluşturarak bu alanda en uygun girişimi gerçekleştirmiştir.

Sonuç

Sonuç olarak, İslam'da ne kripto paralar ne de modern itibari paralar para olabilir. Ancak teknoloji bir düşman değildir. Blokzincir gibi dijital altyapılar, sosyoekonominin İslami modeli olan Muamalat temelli gerçek, modern bir İslam ekonomisini geliştirmek ve kolaylaştırmak için kullanılabilir. Bunu yaparak, paranın İslam'da her zaman olması gereken şey olarak kalmasını sağlarız: Somut bir varlık (‘ayn) ve halkın özgür seçimi. Parasal özgürlük sağlandığında ticaret de gerçek anlamına kavuşabilir.

 

 

 Sakıp Abdülhamid Farukoğlu

 


 


[1] Kurtubî Tefsiri Bakara Suresi 2:282 - "Araplar nezdinde ayn, hazır (mevcut) olan şeydir; deyn ise gaib (hazır bulunmayan) olan şeydir."

[2] Kadî Ebû Bekir İbnü'l-Arabî, Kur'an 2:282 tefsirinde deyn'ı şöyle tanımlar: "İki bedelden birinin nakit (aniden) olduğu, diğerinin ise zimmette ertelemeli olarak kaldığı her muamele."

[3] Bkz. Kadî Ebû Bekir İbnü'l-Arabî, Kur'an 2:282 tefsirinde deyn'ı tanımlarken sakk'ı, bir deyn'ı kaydeden bir belge olarak belirtmektedir.