Bir CİMER gerçeği var...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İtiraf edeyim...

CİMER denince uzun süre aklıma sadece şikâyet dilekçeleri geliyordu.

Gürültü yapan komşu...

Kaldırıma park eden araç...

Bozuk yol...

Çalışmayan sokak lambası...

Yani vatandaşın devlete "Bir bakar mısınız?" dediği dijital bir kapı...

Meğer mesele bundan ibaret değilmiş.

Son dönemde CİMER üzerinden çözüme kavuşan bazı olaylara baktım.

Yunanistan'ın Sakız Adası'nda eşi tarafından alıkonulduğunu söyleyen bir kadın...

İtalya'da hastaneye kaldırılan üç yaşındaki bir çocuk...

Fildişi Sahili'nde kaybolan bir Türk vatandaşı...

Hollanda'da darbedildiği öne sürülen bir vatandaş...

Ürdün sınırında günlerce bekleyen Türk tır şoförleri...

Birbirinden tamamen farklı olaylar...

Farklı ülkeler...

Farklı sorunlar...

Ama aynı adres...

CİMER.

Eskiden böyle durumlarda ne olurdu?

"Konsolosluğa ulaşamıyoruz."

"Bize dönen olmadı."

"Kimse ilgilenmedi."

Yakınmalarını daha sık duyardık.

Şimdi ise vatandaş, tek bir başvuruyla devlet mekanizmasını harekete geçirebiliyor.

Elbette her başvuru mucizeyle sonuçlanmıyor.

Ama önemli olan, devletin "Ben buradayım" diyebilmesi.

Devlet dediğimiz şey nedir?

Sadece bina değildir.

Sadece makam odası değildir.

Sadece kanun da değildir.

Vatandaş, en zor anında kendisini yalnız hissetmiyorsa...

Bir kapıyı çaldığında cevap alabiliyorsa...

Devlet tam da oradadır.

Bugün teknoloji, bu kapının adını değiştirdi.

Eskiden dilekçeydi...

Sonra telefon oldu...

Şimdi ise CİMER.

En dikkat çekici örneklerden biri Ürdün sınırında yaşanan olay.

Günlerce bekleyen Türk tır şoförleri...

Mazot bitiyor.

Yiyecek bitiyor.

Soğuk zincirde taşınan yükler bozulma riski taşıyor.

Böyle bir durumda atılan tek bir başvuru, büyükelçiliği devreye sokuyor.

Sorun tamamen çözülmese bile çözüm süreci başlıyor.

Bazen devletin görevi mucize yaratmak değildir.

Vatandaşına yalnız olmadığını hissettirmektir.

Burada bir parantez açmak gerekiyor.

CİMER'in başarısı sadece başvuruların sayısıyla ölçülemez.

Asıl ölçü...

Başvuruların ne kadarının gerçekten çözüme dönüştüğü...

Ne kadar hızlı cevap verildiği...

Ve vatandaşın aldığı cevabın hayatına dokunup dokunmadığıdır.

Çünkü otomatik mesaj göndermek başka şeydir...

Sorunu çözmek başka.

Şunu da söyleyelim.

CİMER, kamu görevlileri açısından da önemli bir denetim mekanizması haline geldi.

Vatandaş artık yalnızca derdini anlatmıyor.

Devlet de kendi işleyişini daha yakından görebiliyor.

Nerede aksama var...

Hangi kurum daha hızlı çalışıyor...

Hangi noktada bürokrasi tıkanıyor...

Hepsi daha görünür hale geliyor.

Bu da kamu hizmetinin kalitesini artıran bir unsur.

Sonuç olarak...

Dünyanın neresinde olursa olsun...

Bir Türk vatandaşı başı sıkıştığında "Devletime nasıl ulaşırım?" diye düşünüyorsa, bunun kolay bir cevabı olmalı.

Bugün o cevaplardan biri CİMER.

Eksikleri vardır.

Geliştirilmesi gereken yönleri mutlaka vardır.

Ama görünen o ki artık CİMER, sadece dilekçe gönderilen bir internet sitesi değil.

Türkiye'nin dört bir yanından, hatta dünyanın dört bir köşesinden devlete uzanan dijital bir köprü haline gelmiş durumda.

Ve çağımızda bazen en büyük güvence, o köprünün gerçekten çalışıyor olmasıdır.