Büyümek İçin Önce Yavaşlamak Gerekir Dur, Yüzleş ve Parla
Gökyüzüne baktığımızda bazen tek bir gezegen dikkat çeker. Bazen ise aynı anda birden fazla sembol konuşmaya başlar. İşte bugünlerde yaşadığımız gökyüzü tam da böyle bir dönemden geçiyor.
Bir yanda Merkür retrosu bize “Dur ve tekrar düşün.” diyor.
Diğer yanda Oğlak burcundaki dolunay “Artık ertelediğin gerçeklerle yüzleş.” diye sesleniyor.
Ve tam bu sırada Jüpiter Aslan burcuna geçerek kulağımıza bambaşka bir cümle fısıldıyor: “Şimdi kendi ışığını büyüt.”
Ve tam bu sırada Jüpiter Aslan burcuna geçerek kulağımıza bambaşka bir cümle fısıldıyor:
“Şimdi kendi ışığını büyüt.”
İlk bakışta biri durmayı, biri hesaplaşmayı, diğeri ise ilerlemeyi söylüyor gibi görünebilir. Oysa aslında üçü de aynı dönüşümün farklı aşamalarını anlatıyor.
Modern insan sürekli hareket etmeyi başarı sanıyor. Daha çok üretmek, daha hızlı olmak, daha fazla yetişmek…
Oysa doğanın dili bambaşkadır.
Bir ağacın büyümesi için önce köklerinin derinleşmesi gerekir. Bir nehrin yön değiştirmesi bazen önüne çıkan kayaya çarpmasıyla mümkün olur. İnsan da böyledir.
Merkür retrosu zihnin frene bastığı dönemlerdir. Eksik kalan konuşmalar, yarım bırakılan düşünceler ve ertelenen hesaplaşmalar yeniden kapımızı çalar. Bu dönem, evrenin bizi cezalandırması değil; zihnimizin bakım zamanıdır.
Ardından gelen Oğlak dolunayı ise şu soruyu sorar:
“Hayatında gerçekten taşıman gereken yükler hangileri?”
Çünkü çoğu zaman bizi yoran sorumluluklar değil, gereksiz yüklenmelerdir. Başkalarının beklentileri, yıllardır sürdürdüğümüz roller, artık bize ait olmayan kimlikler…
Dolunay bunları görünür kılar.
Ve tam bu temizlik yapılırken Jüpiter Aslan’a geçer.
Aslan, sadece sahneye çıkmayı değil, kendi öz değerini hatırlamayı temsil eder. Gerçek cesaret alkış almak değil, kendi sesini duyabilmektir.
Belki de gökyüzü bize şunu söylüyor:
Önce düşün.
Sonra yüzleş.
En sonunda parlamaya cesaret et.
Hayatın en büyük dönüşümleri çoğu zaman dış koşullar değiştiğinde değil, insan kendi hikâyesini farklı okumaya başladığında gerçekleşir.
Gökyüzü hiçbir zaman kaderimizi yazmaz.
Ama bazen içimizde uzun zamandır duymadığımız sesi yeniden hatırlatır.
Belki de bu günlerde yapılacak en doğru şey, geleceği zorlamak değil; kendimize şu soruyu sormaktır:
“Bugüne kadar başkalarının benden olmasını istediği kişi mi oldum, yoksa gerçekten olduğum kişi mi?”
Çünkü gerçek büyüme, insanın kendi ışığına yabancı olmaktan vazgeçtiği gün başlar.