Kültür erezyonu yaşıyoruz
Heyhat ki ne heyhat!
Nelerle uğraşıyoruz, neleri konuşuyoruz!
Kültür dünyamız paramparça!
Edebiyat sizlere ömür!
Aydın geçinenlerin çoğu günlük siyasi kulis bilgilerini aktarmayı entelektüellik zannediyor.
Özetle; Yazar-Çizer tayfası televizyon yorumcularından, gençlik TikTok ve benzeri sosyal mecralardan besleniyor.
Tüm kültür dünyamızın totali Cemil Meriç'in bir "Jurnalleri" etmez.
Ana sütünü tatmamış, mama ile büyümüş bebe halidir ahvalimiz. Tüm mikroplara açık...
Hayat boşluk kabul etmez. Temiz suyla doldurulmayan arklar, kirli suyun işgaline maruz kalır, bu hayatın doğası ve tabiatın kaidesidir.
Bakmayın buradan hamasetle yazdığıma; Ben de herkes kadar muzdaribim malum illetten. Tariflerimi önce kendime, sonra başkalarına ithaf ediyorum.
Hala 50 sene öncesinin şairlerinin şiirleriyle neş-ü nemâ buluyor gönüllerimiz.
İbrahim Sadri'nin gönlünden süzülen:
"Ben aşkı bir üveyikten satın aldım, yaşım on altı
O zamanlar bakır rengindeydi dağlar
Daha şıvan düşmemişti böğrüme
Daha deli deli esmemişti rüzgâr..."
Şiiri, ruhumuzu ovalardan, dağlara serin bir yolculuğa çıkartıyor hala...
Âsaf Hâlet Çelebi’nin 1942 yılında yazdığı "İbrahim" şiirini her okuduğumuzda başka bir mana yüküyle coşuyor duygular. En azından ben de öyle oluyor!
Büyük usta Abdurrahim Karakoç'un; "Mihriban'ı" ile saf aşkın derinlerinde seyran eyleyip, "Bayram" şiiri ile çilekeş bir babanın çaresizliğinde kavruluyor yüreğimiz...
Faruk Nafiz Çamlıbel'in; "Çoban çeşmesi" ile, Ferhat'a, Kerem'e, yani aşka kıvrılan o berrak duygu seline tanıklık ediyoruz...
Edebiyat sadece şiir değil elbet.
Mehmet Akif, Necip Fazıl, Cahit Sıtkı Taranca, İsmet Özel, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu ve nice üstadların döşediği edebiyat taşlarının yanısıra birçok fikir ve kalem erbabının yazılarıyla beslenmeden aydın olmak mümkün olabilir mi?
Ömer Seyfettin ve Kemalettin Tuğcu hikayeleriyle çocuk yaşta "Vicdan, dürüstlük, empati, fedakarlık" gibi erdemlerle tanışmalı çocuklar.
Ve tabi ki: Tüm güzelliklerin asıl kaynağı olan "Kur'an'dan" beslenmeli!
Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
Kültürel besin kaynağı, tıpkı biyolojik besin kaynağı gibidir.
Doğru kaynaklar tüketilmezse, ruh bozulur, denge sarsılır ve ortaya günümüzde olduğu gibi hastalıklı, psikopat, cani ruhlu, madde bağımlısı, sorumsuz, hayta ve sorunlu tipler çıkar.
Belki de tüm suçların asıl menbaı kültürel eksikliğimiz ve yanlış yerden beslenmemizdir.
Kültür asimilasyonu gelecekte önümüze büyük bir beka meselesi olarak gelecektir.
Zira: Her çeyrek asırda bir nesil değişir, dünya değişir. Baskın kültür her ne ise ona göre şekillenir toplum.
Üstad Karakoç'un, sevdiği Mihriban'a ithafen yazdığı gibi:
"Zaman erir kelep kelep
Meyve dalda kalmıyor hep
Unutturur birçok sebep
Unutursun Mihriban'ım"
Evet insan çok çabuk unutur. Her şeyi unutur. Kimliği de çabuk unutulacaklar arasındadır.
Hülasa; Unutturmamalıyız...