Yeni Bir Afrika

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Diplomasinin günden güne yok olduğunu her daim söylüyorum. Küresel krizler artık çıkmazlara dönüşmekte. Dünyaya yeni bir barış masası gerekiyor. Bugün sizlere uluslararası gündemde pek sözü edilmeyen bir coğrafyadan bahsetmek istiyorum. Afrika, ezber bozan kararlar almaya çalışıyor. Dediğim gibi her ne kadar gündemde bulunmasalar da tarihî kararlar için mücadele ediyorlar. Önceden Güney Afrika Parlamentosu ve Afrika Birliği'nde sözü edilen Üniter Afrika Devleti tanımını artık daha yüksek seslerle duyuyoruz. Sadece gündeme taşınmıyor…

Eski Afrika tanımını hepimiz biliyoruz. Parçalı yapılar, dış müdahalenin çok fazla olduğu, sömürgeye dayalı bir sistemi vardı. Ancak bu anlayış her birini reddediyor. Ekonomik ve askerî kararları tek bir yerden almayı hedefliyor.

Afrika'nın bugünkü sınırlarının nasıl çizildiğini hatırladığımızı düşünüyorum. Batılı devletlerin Berlin Konferansı'nda, masa başında kâğıt ve kalem üzerine çizdikleri sınırlar bugün hâlâ kullanımda. Bu anlayış aynı kültürden, aynı dili paylaşan insanları farklı devletlerin bir vatandaşı hâline getirdi. Bu sınırlar ise yıllardan beridir süregelen iç çatışmalara yol açtı.

Bugün ise bir kesimin oldukça farklı düşünceleri var. Bu oluşturulan yapay sınırlar Afrika kıtasını sadece Amerika ve Batı’nın arka bahçesi yapacağını fark etmişler. Hedefledikleri, Avrupa Birliği misali sınırların daha şeffaf olduğu, ortak bir para birimi kullanan hatta dış politikanın dahi tek bir yerden yönetildiği bir düzen.

Kendi içerisindeki bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmadan dışarıdan gelen sömürge anlayışlarına karşı duramayacaklarının artık farkındalar.

Diğer bir tarafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne duyulan güven zaten bitmiş durumda. Bu konseyin Gazze’de, Sudan’da, Ukrayna’da sınıfta kaldığını bütün dünya gördü. Artık dünya bu daimi 5 üyeden bir adalet beklemiyor.

Kıta, Afrika’nın sorunlarına yine Afrika’nın çözümlerinin gerektiğini söylüyor. Bundan dolayı da yeni bir sistem oluşturmaya çalışıyorlar. Batılıların bu anlayışlarına karşı da 54 ayrı devlet yerine tek bir merkezden askeri ve ekonomik bir mücadelenin daha doğru olduğunu belirtiyorlar.

Zaten işin en büyük çıkmazlarından biri de buydu. Sorunların birçoğu Batı'dan kaynaklıydı. Onlar ise yıllardan beridir Batılıların açtığı bu sorunları yine Batılıların çözüme kavuşturacağına inanıyorlardı.

İşin bir de ekonomi kısmı var. Herkes kıtadaki değerli madenlerin farkında. Kakaonun hammaddesinin bu topraklarda olduğunun ve bunu toplayan üretici çocukların birçoğunun çikolatanın tadını dahi bilmemesi sorunun en önemli sebeplerinden birisi. Kıtada çıkan değerli madenleri düşünün. Kime ne kadar faydası oldu? Ufak bir hesapla her şeyi daha net görebiliriz.

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi, kıta içi ticareti canlandırarak dışa bağımlılığı azaltmak için çaba göstermeye hazır. Gelecek dünyada konu sadece elmas gibi madenler olmayacak. Onun yerine teknoloji, elektrikli araçlar gibi mimarileri şekillendirecek kobalt, lityum, platin ve nadir elementler alacak. Bu madenlerin her biri de Afrika’da mevcut.

Peki bu ne kadar mümkün? Şahsi yorumum olumsuz olmamak gerekiyor. Küresel piyasada güç sürekli yer değiştiriyor. Dağılan güç dengesi sürekli başka topluluklara fırsat veriyor. Belli olan yakın zamanda böyle bir dönüşümün çok zor olduğu. Ancak daha düne kadar böyle fikirlerden söz dahi edilmiyordu. Bugün ise devrim niteliğinde kararların mümkün olup olmadığını tartışıyoruz. Bunu tartışmak bile bir ilerlemedir.

Bu durum elbette küresel güçlerin işine gelmeyecek. Muhtemelen çok büyük engeller çıkaracaklar. Hiç kimse Afrika’daki bu sömürge anlayışının değişmesini istemeyecek gibi.

Bir de kıtanın kendi sorunlarını göz ardı etmemek lazım. Kıtada 2.000'den fazla dilin konuşulduğu biliniyor. Eğitim seviyesi zaten gözler önünde. Yıllardan beridir var olan bir göç var. Kimin kafası çalışıyorsa orada kalmamak için Batı'ya göç ediyor. Halk bu şekilde geri kaldığı için yöneticilerin de bu durumu kullandıklarını biliyoruz. Zaten işin özünde yönetici dediklerimiz de maalesef bu halkın içinden çıkıyor. Bu sefer de koltuk sevdalısı liderler gücü elinde tutmak için her yolu deniyor.

Sonuç olarak bu fikir uluslararası ilişkilerde bir dönüm noktası. Ancak bunu sahaya yansıtmak oldukça zor bir durum. Dünyanın her geçen gün değiştiğini düşünürsek belki bundan yıllar sonra bu fikirlerin gerçekleştiğini görebiliriz. Günümüz dünyasında asla, asla dememek gerekiyor.