Bugünkü konumuz “CAM”.

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Anadolu’da cam üretimi oldukça eski zamanlara dayanıyor. 1578 yılında yapılan bir saray geçiş töreninde camcılar locasından bahsedilir. Hatta Süleymaniye camisinin imarında çalışan camcıların mesailerinden bahseden vesikalara rastlanılmıştır. Bu dönemlerde üretilen cam eşyaların oldukça kıymetli sanat eserleri olduğunu Evliya Çelebi seyahatnamesinden öğreniyoruz. 3. Mustafa döneminde cam sanatkarları için Tekfur Sarayı çevresinde cam fırınları kurulduğu tarihi belgelerle sabittir. 3. Selim döneminde (1789-1808) Beykoz işi cam ürünleri imalatı yapan bir imalathane Mehmet Dede tarafından kuruluyor. Mehmet Dede bir Mevlevi dervişi ve camcılığın piri kabul edilmektedir.

1838 Balta Limanı antlaşması ile o güne kadar olan birikimler Avrupa’nın kazandığı imtiyazlarla kaybolmuş ve cam ürünleri önemli oranda ithalat ile sağlanır olmuş, ikinci girişim Bursa valisi Mehmet Nuri Paşa’nın Boğaziçi İncirköy (Paşabahçe)’de kurduğu cam ve billur fabrikasıdır. Bu fabrika hem sarayın hem Anadolu’nun cam eşya ihtiyacını karşılamaya çalışmış, yapılan çalışmalarda Kâbe’nin cam eşyaları için de ürün ürettiği görülüyor. Üçüncü girişim Avusturyalı bir iş adamı olan Madiano’nun yine İncirköy’de 1884 yılında kurduğu cam fabrikasıdır. Bu fabrikalar o günün ihtiyacı olan pencere camı, cam kaplar, sürahiler, şişe, bardak, kandil, gaz lambası camı, ayna, cami ve salon avizeleri ürettikleri o günden kalan vesikalar ile bilinmektedir. Camın askeri amaçlar ile üretimi ise Kanuni dönemine kadar uzanır; Rodos seferinde cam humbaralar üretimi için camcı ustalarının orduda istihdamı tarihi belgelerde mevcuttur. 1913 senesinde Balat’taki cam atölyelerinde askerler için cam gözlükler (kar ve kum gözlükleri) üretildiği tespit edilmiştir.

Cam üretiminin teşvik için Osmanlı sanayi teşvik kanunlarında maddeler var; İstanbul’da Eyüp, Galata ve Üsküdar, diğer vilayetlerde (Selanik, Halep, Şam ve Beyrut’ta) cam fabrikaları kurulumu için imtiyazlar, teşvikler ve hibeler yapıldığını gösteren vesikalar mevcuttur. Bkn. [https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51985](https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51985)

Cumhuriyete geldiğimizde ise 1935 yılında Paşabahçe cam fabrikasının kuruldu. Tek başına Türkiye’nin 3500 ton cam ihtiyacını karşılıyordu. Yıllar geçtikçe ihtiyaçlar arttı ve sektöre bir çok oyuncu dahil oldu; T. Şişe ve Cam Fab. A.Ş., Düzce Cam, Güral Cam, Park Cam ve İzocam halihazırda Türkiye’nin en büyük cam üreticisi firmaları. Bu büyük fabrikaların yanı sıra sektörde irili ufaklı 12.000 firma faaliyet göstermektedir.

Küresel konumda üretimde Türkiye düz camda Avrupa’da 1’inci, dünyada 5’inci sırada, Cam Ev Eşyasında Avrupa’da 2’nci, Dünya’da 3’üncü sırada, Cam Ambalajda Avrupa’da ve Dünya’da 5’inci sırada, Soda Külünde Avrupa’da 4’üncü, dünyada ise 8’inci sıradadır. (Sanayi Bakanlığı)

Cam sektörü 2024 rakamları ile 290 milyar $ büyüklüğe sahiptir. Yıllık %4 büyüyen sektör geleceğin parlak alanlarından biri. Cam endüstrisi oldukça inovatif bir sektör, Şişe Cam 275 milyar TL Ar-Ge harcaması yaparken, endüstrinin küresel en büyük oyuncusu Saint-Gobain 600 milyon Euro bütçeyi Ar-Ge’ye ayırmıştır.

Sektörün Türkiye lideri Şişecam’ın borsada işlem görmekte olan hisseleri son bir yılda %36,5 değer kazanırken, son beş yıllık performansta %538,65 değerleme gözlemleniyor. Bu da sektöre olan güven ve gelecek vaat etmesinin önemli işaretlerinden kabul edilebilir.

Cam sektöründe araştırma yaparken Gaziantep’in köklü cam firmalarından olan Erdem Cam firmasının sahibi Sayın Yener Erdem bey’i ziyaret ettik. 1954 yılında Elmacı Pazarında başladıkları camcılığı 2017 senesinde OSB’de ihracat odaklı yeni bir sürece evren şirket, 33 ülkeye ihracat yaparak Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor. Özellikle Kuzey ve Doğu Avrupa pazarında müşterilerine kalite ve inovasyon odaklı ürünlerle hizmet veriyor. Oldukça modern bir makine parkuruna sahip firma yılların tecrübesi ile geniş bir yelpazede cam sektöründe esaslı bir yer tutuyor.

Yener bey ile oldukça verimli bir sohbet ettik; son zamanlarda yaşanan küresel ekonomik ve siyasi çalkantıların iş dünyasındaki yansımalarına baktık; “Şimdiye kadar koruma altında olan Avrupa insanı ve pazarı bu süreçlerden bizden daha çok etkilendi ve endişeyi arttırdı. Hem Türkiye’de hem de dış pazarlarda artan maliyetler üretim hatlarını çok zorladı, pazardaki endişe ise ticareti olumsuz etkiledi” diyerek genel durumu özetlemiş oldu. Yener bey tüm bu olumsuzluklara rağmen sektörden umutlu, ürettikleri ürünlerin ürünlerden olumlu geri dönüşlerle pazarda daha da büyüme hedefinde olduklarını, hem Avrupa hem de Amerika pazarında genişleme odaklı stratejilerinin önümüzdeki dönemde devam edeceğini ekledi. Biz de kendilerine çıkmış oldukları bu yolda başarılar diliyoruz.