SURİYE GEZİMİZ -1 Savaşın Gölgesinden Vatan Toprağına: Bir Suriye Yolculuğu (2)
Kuruluş ve Siyasi Değişimler: Osmanlı’dan Cumhuriyete
Suriye’nin modern tarihi, bir imparatorluğun çöküşü ve ardından gelen bir arayış hikâyesidir:
Emevi Dönemi: Suriye, İslam tarihinde hep Emevilerin başkenti olması ile anılır olmuş ve bu şekilde hatırlanmıştır. Bu nedenle Şiilerin Şam’a bakışı hep düşmanca ve eski sorunlarını hatırlatan bir yer olarak bakmışlardır.
Şiilerin buraya egemen olması hep kanlı olmuştur. Suriye de Emevi dönemi hep büyük bir atılım ve medeniyet dönemi olarak da anılmıştır.
Şam’da gördüğümüz Emevi kılıcı anıtı geçmişin bu büyük hatırasından başka bir şey değildir.
Osmanlı Dönemi (1516-1918): Suriye, dört asır boyunca Osmanlı’nın en önemli vilayetlerinden biri (Şam ve Halep eyaletleri) olarak barış içinde yönetildi.
Fransız Mandası (1920-1946): Sykes-Picot anlaşmasıyla bölge Fransızlara bırakıldı. Suriyeliler bu dönemi "Kara Günler" olarak anar; zira Fransızlar ülkeyi mezhepsel temelli küçük devletçiklere bölmeye çalıştı.
Bağımsızlık (1946): II. Dünya Savaşı sonrası Fransızların çekilmesiyle Suriye bağımsız bir cumhuriyet oldu. Ancak bu demokrasi deneyi uzun sürmedi; 1949-1970 arası tam bir "darbeler dönemi" yaşandı.
Baas Partisi: Birlik, Özgürlük, Sosyalizm
Baas (Yeniden Doğuş) Partisi, 1947 yılında Michel Aflaq (bir Hristiyan) ve Salah al-Din al-Bitar (bir Sünni) tarafından kuruldu. Partinin ideolojisi üç temel sütuna dayanıyordu:
1. Vahde (Birlik): Tüm Arap dünyasının tek bir devlet altında birleşmesi (Pan-Arabizm).
2. Hurriye (Özgürlük): Emperyalizmden ve sömürgeden kurtuluş.
3. İştirakiye (Sosyalizm): Devlet eliyle kalkınma ve sınıfsal eşitlik.
Baas'ın İktidara Yükselişi:
1963 Darbesi: Baas Partisi, askeri bir darbeyle yönetimi tamamen ele geçirdi.
1970 "Düzeltme Hareketi": Hafız Esad (Beşar Esad'ın babası), parti içindeki rakibi Salah Cedid'i tasfiye ederek iktidarı tek elde topladı.
Bu tarih, Suriye'de Baas’ın ideolojik bir yapıdan ziyade, bir aile ve azınlık (Nusayri/Alevi) odaklı bir güvenlik devletine dönüştüğü kırılma noktasıdır.
Bugünün Suriye’si: Siyasi Değişimin Bedeli
Baas rejimi, halkı demir yumrukla yönetirken kağıt üzerinde seküler ve sosyalist bir yapı vaat etti. Ancak yolsuzluk, ekonomik daralma ve siyasi özgürlüklerin yokluğu, 2011’deki halk ayaklanmasını tetikledi.
Suriye tarihi, "Dış güçlerin cetveli" ile "İçerideki halkın iradesi" arasındaki bitmeyen bir çatışmadır. Halep’te gördüğümüz yıkım da, İdlib’de gördüğümüz ışıklı reklam tabelaları da bu kadim coğrafyanın hayatta kalma refleksidir.
Notlarıma aldığım kritik noktalar şunlar:
Döviz Zorunluluğu ve Yerel Çözümler: Resmi işlemler için sadece dolar kabul edilmesi ve nakit temini için benzinlik marketine yönlendirilmeniz, bölgedeki finansal sistemin ne kadar iptidai ve "ayaküstü" işlediğini kanıtlıyor.
Halbuki Türkiye bugünkü Suriye’nin inşasında büyük katkıları olan ülke olduğu gibi en uzun sınırı da Suriye ile olması nedeniyle olayı çözmesi gerekir.
Dışişleri bakanlığının bu sorunu hala çözmemeleri bizim de eksikliğimiz olarak düşünüyorum. Sonuçta karşımızda daha devlet kurumsallığını tamamlamamış bir ibtidai yapı vardı.
Yeşil Pasaport ve Statü Belirsizliği: Uluslararası diplomatik teamüllerin (Yeşil Pasaport muafiyeti gibi) yerel memurlar nezdinde bir karşılığının olmaması, kurumsal hafızanın ne denli zarar gördüğünü gösteriyor.
Dışişleri Bakanlığının bu konuyu çözmemiş olması da bizim yöneticilerimizin beceriksizliği mi yoksa vatandaşına sahip çıkmamanın başka bir boyutu mu doğrusu anlayamadım…
Sonuçta Dışişleri Bakanlığı uyuyorsa Suriye’deki Büyükelçiliğimiz de mi uyuyor?.... Neyse sessiz olalım da uyanmasınlar…
Ücret Eşitsizliği: Türk vatandaşlarından alınan 50 dolarlık vize ücreti çok yüksek. Halbuki günübirlik karşılıklı geçişler için vize muafiyeti tanınmalıydı ki Esed döneminde bile 48 saatlik vize muafiyeti vardı.
Uzun kalışlar için vize ücreti on dolar seviyesini geçmemeliydi ki karşılıklı geçişler artsın özellikle sınır kentlerimizin Suriye ile ilişkilerini güçlendirmesi ve sınır ticaretini sağlasın.
Araçlara uygulanan yüksek ücret de ayrı bir zorbalık: Araç ücretlerinin 20 dolar civarına çekilmesi Suriye’ye geçişleri hızlandıracaktır ve bu da iki ülke arasındaki ticareti geliştirecektir… Bir an önce devletin bu sorunu da çözmesi gerekir.
Altyapı ve Sistem Yetersizliği: Bilgisayar başında işlem yapma konusundaki yavaşlık ve kalabalık içindeki düzensizlik da bir an önce aşılmalı ve işi bilen gümrük görevlileri istihdam edilmeli ya da Türkiye bunların eğitimini üstlenmelidir.