“Üst Akla Kayyım Şoku”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünyayı yönettiklerine inanılan, küresel dengeleri perde arkasından dizayn ettikleri söylenen, ekonomiden siyasete, sanattan spora kadar her alanda “gizli elleri” olduğu iddia edilen o meşhur yapı… Evet, masonlar.

Türkiye’den bir son dakika haberi: Onlara da kayyım atandı.

Yanlış okumadınız.

Hani şu “tek bir işaretle hükümetleri düşürürler”, “bir gecede para piyasalarını altüst ederler”, “liderleri onlar belirler” denilen yapı var ya… İşte o yapının Türkiye’deki derneği, başkanı cezaevinde olduğu için genel kurul yapamayınca mahkeme devreye girdi ve dedi ki:
“Arkadaşlar, siz bu işi toparlayamamışsınız, biz bir kayyım verelim.”

İnsanın ister istemez aklına bir soru geliyor: Dünyayı yöneten bir organizasyon, kendi derneğinde seçim yapamıyor mu?

Komplo teorilerinin en sevdiği cümledir: “Hiçbir şey tesadüf değil.”

Gerçekten de öyle mi?

Mesela bu olay… Eğer teorisyenlere sorarsanız, bu da büyük planın bir parçasıdır. Muhtemelen kayyım da “üst aklın” bir hamlesidir (!) Ama gerçek hayat, komplo teorilerini çoğu zaman mahcup eden bir sadeliğe sahiptir. Burada olan şey de tam olarak bu. Bir dernek başkanı tutuklanıyor, tüzükte yazan süre doluyor, yönetim kurulu genel kurulu toplamıyor, bir üye mahkemeye gidiyor ve sonuç: kayyım.

Yani mesele, “dünya yönetimi” değil; bildiğiniz dernekler hukuku

Aslında bu tablo, yıllardır kulaktan kulağa yayılan efsanelerle gerçek hayat arasındaki mesafeyi gösteren güzel bir örnek.

Çünkü anlatılan hikâye şöyleydi: Masonlar öyle güçlüdür ki, hiçbir şey onların kontrolü dışında gelişmez.

Yaşanan gerçek ise başka: Bir dernek, kendi iç prosedürünü işletemediği için yargı müdahalesine ihtiyaç duyuyor.

İkisi arasında ciddi bir “ölçek problemi” yok mu?

Bir de işin ironik tarafı var.

Eğer gerçekten iddia edildiği gibi her şeyi kontrol eden bir yapıdan bahsediyorsak, en azından kendi başkanlık koltuğunu boş bırakmaz, üç aylık süreyi kaçırmaz, genel kurulu toplar, hatta belki seçim sonuçlarını bile önceden belirlerdi.

Ama görünen o ki, hayat o kadar da “mistik” ilerlemiyor.

Bazen bir dilekçe, en büyük efsaneden daha etkili olabiliyor.

Toplumların böyle “görünmeyen güçlere” inanma eğilimi yeni değil.
Tarihin her döneminde, karmaşık olayları basitleştirmek için görünmez aktörler icat edildi.

Ekonomi kötü mü gidiyor?

Birileri perde arkasında düğmeye basmıştır.

Siyaset karmaşık mı?

Mutlaka bir gizli örgüt vardır.

Oysa çoğu zaman cevap çok daha sıradandır:
İhmal, koordinasyonsuzluk, bürokrasi ve insan hatası.

Yani “üst akıl” değil, “alt düzey organizasyon problemi”.

Bu olay, belki de bize şunu hatırlatmalı:
Gerçek hayat, efsanelerden çok daha sıradan ama çok daha öğreticidir.

Dünyayı yönettiği iddia edilen yapılar bile, bir dernek tüzüğünün maddelerine takılabiliyor.
Ve bazen en büyük “gizli güç”, zamanında yapılmayan bir genel kurul çağrısından ibaret oluyor.

Küresel komplo teorileri bir yana…
Türkiye’de bir mahkeme, bir derneğe kayyım atadı.

Ve dünya dönmeye devam etti.

Belki de en büyük sır, hiçbir sır olmamasıdır.