Milis Yarbay Osman Ağa
Feridunzade Hacı Mehmet Efendi’nin oğlu Osman Ağa, İstiklal Harbi’nin vazgeçilmez unsurlarından birisiydi. Ailesi maddi olarak destek vermiş, kendisi de gönüllü olarak Balkan Harbi’ne katılmıştı. Şarapnel parçasının dizine gelip de onu aksatması, "Topal" lakabını almasına sebep olmuştu. Gazi olsa bile vatan müdafaası bitebilir miydi? Yıllar boyu komşu dedikleri Rumlar artık düşman olmuştu. Üstelik kendi memleketinde böyle bir durumun olması Osman Ağa’yı derinden sarsıyordu. Düşen görev ise belliydi. Yürürken aksamasının hiçbir önemi yoktu; Osman Ağa’nın kalbi aksamıyordu. İnancı tamdı. Karadeniz’de Rum çetelerine geçit vermedi.
O, Karadeniz’in Rum çeteleri karşısında nefes alamadığı dönemde Karadeniz’in nefesi olmuştu. Halkın Rum zulmü karşısında bir isyanıydı.
Biliyoruz ki düşman devletlerin Pontus hayali Karadeniz’den geçiyordu. Bu emeller karşısında bölgedeki Türkleri kaçırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında savaştan savaşa geçen Türkler, nüfus olarak azaldıkları için bu ayrılıkçı gruplara bir özgüven gelmişti. Hesap etmedikleri yegâne şey Türk’ün bağımsızlık mücadelesiydi. İşte bu Pontus hülyasının karşısında, Osman Ağa ve arkadaşları bölgede amansız bir mücadele vermişlerdi. Giresun’da Müdafaa-i Hukuk ruhuyla düşmana göz açtırmadılar. Liderliğin ruhuna işlediğini bölgedeki teşkilatlanmadan da fark edebiliyoruz.
Osman Ağa sadece bölgesel bir kahraman değildi.
Bu mücadelesini yalnız kendi yaşadığı yerle sınırlı bırakmayıp ülkemizin çeşitli cephelerinde kahramanlık göstermiştir. Vatan sevgisi Karadeniz’den ibaret değildi onun için. O ilk gönüllü alayları; 42. ve 47. alayları kurmuştu. Bu, dünya tarihinde eşine az rastlanır bir fedakârlıktı. Giresun’un köylerinden, kahvelerinden, tarlalarından toplanan bu insanlar; yaşadıkları yerden yüzlerce kilometre uzaktaki cephelere, vatanı korumaya gönüllü olarak gidiyordu. Sakarya Meydan Muharebesi’nde 42. Alay’ın çoğu şehit düşmüştü. Ancak Ağa ve 47. Alay’ın bir kısmı sağdı. Kimsenin geri dönmeye niyeti yoktu; Haymana’ya, Afyonkarahisar’a gidiyorlardı.
Osman Ağa bir liderden ziyade halkın motivasyon kaynağı olmuştu. Türk halkı Karadeniz’in asıl sahibinin kim olduğunu hatırlamıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ü koruma görevinin Osman Ağa’ya verilmesi ise Ağa’ya duyulan güvenin yalnızca Karadeniz’le sınırlı olmadığının kanıtıydı.
Osman Ağa vatanı için giriştiği bu mücadelede bedeli ne olursa olsun vazgeçmemiştir. O, Karadeniz’de yaşanan zulme bir başkaldırış, Koçgiri’deki ayaklanmaya ise bir "dur" deyişti. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Ankara bozkırına verdiği bu amansız mücadeleyle kişisel menfaatleri bir kenara bırakarak sadece "vatan" demişti.
Bu hafta Osman Ağa’nın aramızdan ayrılışının 103. senesi. Karadeniz’in cesur evladı Milis Yarbay Osman Ağa’yı saygıyla anıyoruz. O ve silah arkadaşları tarihin akışını değiştirdiler. Karadeniz’in tapusunu kanla tekrar alırken, bu amansız mücadeleyi asla bırakmadılar. Saygı ve sevgiyle…