Enerji Arzına Vurulan Bir Kilit
Hürmüz deyip geçme... Bir boğazın dünya ekonomisinin şah damarına nasıl vurabildiğini görmekteyiz. Petrol ticaretinin beşte biri buradan dönüyor. Sıvılaştırılmış doğalgazın üçte biri bu boğazdan geçiyor. Bundan dolayıdır ki Ortadoğu'daki bir boğaz, Avrupa’dan Asya’nın uç noktasına kadar her yeri etkiliyor. Günden güne geçişleri serbest bırakırlar diye düşünürken daha sert önlemler aldıklarını gördüğümüzde, işin sonunu fark etmek bizi daha da çıkmaza götürüyor.
Tarihe ilgisi olanlar bu durumu önceki yıllardan hatırlayabilir. Bugün yaşanan bu olayların aslı 1973 senesine dayanıyor. İsrail’den, işgal ettiği toprakları geri almak adına yapılan Yom Kippur Savaşı'nın ardından petrol krizi yaşanmıştı. O dönem uygulanan politikalarla petrolün varil fiyatı kısa zaman içerisinde 3 dolardan 12 dolara çıkmıştı. Yüzde 400... Tüm dünyada fabrikaların durmasına, benzin istasyonlarında kilometrelerce kuyruk oluşmasına sebep olmuştu. Böyle bir durumda enflasyonu kontrol altına almak imkânsıza yakın bir durumdur. Yani savaşlarda sadece silahınızın, bombanızın olması yeterli değildir. Eğer karşınızda Hürmüz gibi stratejik noktaya sahip bir devlet varsa daha fazlasını hesap etmeniz gerekir.
Tabii baktığınızda savaş üç devlet arasında dönse de diğer devletler de boğazdan gemi geçiremiyor. Devletlere ne kadar ağır bedeli olduğunu söylememe gerek yok. Bir başka bakışla vatandaşın gözüyle bakalım. Avrupa'da ve çoğu ülkede enerji akışının sekteye uğraması direkt pompalara yansıdı. Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya gibi ülkelerde bile benzin fiyatları 2.30-2.50 euro bandını aştı. Vatandaşlar şaşkınlık içerisinde savaşın gidişatını takip ediyor. Benzin demek lojistik demek.
Bir de ülkemize bakalım. Bizler de bu savaştan doğrudan etkileniyoruz. Enerjide olan dışa bağlılığımız, bugün bizlere sert bir tokat olarak geri dönüyor. Uluslararası piyasadaki her bir dolarlık artış, içerideki maliyetleri katlayarak artırıyor. Hepimiz akaryakıtlara gelen ani fiyat yükselişlerini görmekteyiz. Yakıt denildiği vakit maalesef her sektör etkileniyor. Benzinden dolayı nakliyeye yansıyan zammı, aldığımız ürünlerdeki artış olarak yorumlayabiliriz.
Yalnız şu noktayı gözden kaçırmamak lazım. Normalde böyle savaş durumlarında petrole gelen zam altını da etkilerdi. Altında normalde beklenen, petrolle beraber yükselmesiydi. Ekonomist değilim. Ben de tarihi esas alarak bu şekilde yorumlamıştım. Yatırımcı böyle durumlarda güvenli liman olarak altını görürdü. Bugün ise tam tersi oldu. Altın günden güne düşüyor. Bunun sebebi de küresel piyasadaki nakit problemi olmalı. Petrole gelen bu zamların dünya üzerinde bir enflasyon yaratacağından dolayı, aynı zamanda faizler yüksekliği göz önüne alındığında büyük fonlar altını satıp dolara yöneliyor. İşte bu değişim, tarihte bir ilk olarak petrolün bu yükselişinde altının düşmesine sebep oluyor.
Şu an için bu işin ne kadar böyle devam edeceği belli değil. Belli olan, bu savaşın bütün dünyayı tehdit ettiği. Enflasyon tehlikesi başta Avrupa olmak üzere çoğu ülkeyi korkutuyor. Diplomatik bir mucize olmazsa birkaç ay daha devam edebilir. Birkaç ay daha Avrupa dayanabilir mi onu bilemiyorum. Şu anda ABD ve İsrail’in bu ortaklığının bütün dünyaya olan etkisini görüyoruz. Ayrıca enerjide bu boğazlara olan bağlılığın bedelini 50 yıl sonra yeniden ödüyoruz. Anlık hamleler yerine enerjide uzun vadede alternatif rotalara ihtiyacımız var.