UHREVÎ BİR MOLA

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

                                                                               Hoş geldin ruhumuzu sükûna erdiren liman,

                                                                              Merhaba Ya Şehr-i Ramazan

                                          

Deva, ümit ve çare arayışıyla kat edilen hastane koridorları,  Tanpınar’ın deyişiyle acının ve ıstırabın yegâne kitabı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun derin tespitiyle çocuklarının felâketini iki kat şiddetle hisseden anneler, derine itilen dilsiz dertler…

Teselli sepetinden cömertçe sunulan cümlelerle yahut müşfik bir elin sıvazlamasıyla sırttan usulca sıyrılıp akıyor gibiler…

Pürtelâş bir koşuşturma arasında kapıdan içeri adım atar atmaz “Dur! Kendini bu kadar harap etme n’olur. Kadere teslim ol. Dertlerinden kurtul” dercesine bir uhrevî mola sizi karşılıyor Bursa Şehir Hastanesi’nde.  Alışık olmadığımız, hastane ortasında ev havası estiren, uhrevî bir nefes üfleyen mola yeri sizi bir mıknatıs gibi kendine çekiyor. 

Teneffüs etmek için oturduğumuz koltukta dinlenirken, iyileşecek hastanın ayağına gelir gibi manevi iklimden bir dost eli uzanıyor.

Nasıl bir hizmet verdiklerini merak edip görevli İmam-Hatip Yahya Kemal 

Karakoç Bey’e soruyoruz. Bursa Şehir Hastanesi’nde onu duygulandıran izlenimlerini anlatıyor.

Buyurmaz mısınız musahabemize?

-Bursa Şehir Hastanesi’nde bulunan Diyanet Mola’da, bir toplumda mevcut olan bütün problemleri görebiliyoruz. Bize her türden sorunlarla gelen danışanlarımıza elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor, bizi aşan noktalarda onları ilgili alanlara yönlendiriyoruz.  Bayanların özel olarak danışabilecekleri bayan görevlimiz de burada vazifelerini ifa etmekte. 

En çok bize danıştıkları mevzulardan bir kaçını sizinle paylaşmak isterim; mesela bir kadın eşiyle yaşadığı sıkıntısını anlatıp, eşinin ona bakmamasından şikâyet ederek bizden yardım istedi. Bu işi birlikte ve yavaş yavaş çözeceğimizi söyledim. 

Bir başkası bir askerdi. O da ailesiyle sıkıntılar yaşıyormuş. Sürekli ailesini suçluyor. Problemin temeline inmeye çalışıyor ve çözümünün kendi eliyle mümkün olacağını anlatıyoruz. 

 Yakınlarda bir kadın geldi. Eşi bırakıp gitmiş, ayrılmış ondan. Ama kendisi eşini seviyor. “Onu bana geri getirin” dedi.  Eşi evlenmiş. O kendince bayram ederken kadıncağız derbeder halde. Oldukça üzgün ve bitkindi. Bir saat boyunca konuştuk burada, yanımızdan gülerek ayrıldı elhamdülillah. “Tamam, ben önüme bakacağım” dedi. 

Bu tarz ailevi meselelerle danışanlar arasında çözüme ulaştıklarımız oldu. Bazıları siciline işlenmesin diye psikiyatriye gitmekten içtinap ediyor.

Mesela adam öldürmek isteyen birine şahit oldum. Yemin etti. Arkadaşı tarafından yüksek bir meblağ ile dolandırıldığı ve bu durumu hazmedemediği için onu öldürmeye karar vermiş. Ona doktora gitmesini tavsiye etsem, biliyorum katiyen gitmeyecek. Ailesini, çocuğu olup olmadığını öğrenip ve kökene inip onu bu kararından vazgeçirmeye gayret ettik. 

-Ne kadar süredir Diyanet Mola bu hastanede hizmet veriyor?

-5 senedir.

-Çok mühim bir manevi hizmet bu. Peki bu işin fikir babası kimdir?

-Bursa İl eski Müftüsü, şimdi Diyanet Vakfı Genel Müdürü İzani Turan ve Hüseyin Taner. İzani Turan Bey bana şunu söylemişti: “Hocam mescitlerde görevlendirildiniz; fakat bizim esas misyonumuz hastanelere de dinî hizmetleri ulaştırmak.”

 - Çok güzel. Peki dinî hususlarda daha çok ne soruyorlar size?

-Mesela kolonoskopi yaptıracak, Ramazan’da olduğumuz için, “Orucum bozulur mu?” yahut “Kan aldırdım, abdestim bozulur mu?” şeklinde sorular geliyor.

-Fıkhî sorular.

-Evet.

-Hangi yaş grubu daha çok rağbet ediyor?

- Orta yaş. Tabii gençler de oluyor; az evvel bahsettiğim asker gibi.

- Peki hastalar mı refakatçileri mi geliyor?

- Hastaların yanına çıkıp din hizmetleri veren uzmanlarımız var.

-Öyle mi? Bütün hastalara mı veriliyor bu hizmet?

- İhtiyaca binaen; bazen rutin dolaşıyorlar bazen hemşire talebine göre. Hastalara moral ve manevî destek veriyorlar. Bazen buraya da geliyor hastalar.

 Başlarda onların yorgun ve bitkinliğine anlam veremiyordum. Ama burada onların atmak istediği ağır yükü yüklenince empati kurup ancak o zaman onların yorgunluğunu anlayabildim. Yani bu vazife canla başla yardımcı olmaya talip olmakla mümkün. Elimizden geldiğince bunu yapmaya gayret ediyoruz. 

-Oldukça  mühim bir hizmet hakikaten. Bu uygulamanız karşısında menfi tepkiler de aldığınız oluyor mu?

-Umumiyetle müspet tepki ve teşekkür alıyoruz. Ama menfi tepkiler de yok değil.

-Neye tepkililer?

-Diyaneti görmek istemiyorlar. Onları da hoşgörüyle  karşılıyoruz; çünkü biz biliyoruz ki bilselerdi böyle demezlerdi. Peygamber Efendimiz (sav) de öyle buyurmuyor mu Taif’ten dönerken; “Onlar bilmiyorlar, bilseler böyle yapmazlardı” diye. 

- Zaten beş yıldır burada hizmet veriyorsanız, demek ki ihtiyaç yani talep var burada.

-Tabii, çok büyük bir ihtiyaç var. Yani puanlarsak; on üzerinden on iki diyebilirim. 

-O zaman gününüz oldukça yoğun geçiyor.

- 11.00 ile 15.00 arası özellikle çok yoğunuz. 

-Çok teşekkür ediyoruz bu kıymetli hizmetiniz için. Temennimiz bütün hastanelerimizde Diyanet Mola durağının yerini alması.

-Rica ederiz. Bu hizmetimizi duyurduğunuz için esas biz müteşekkiriz. 

Bu mübarek Ramazan-ı Şerif ayı içimizin burukluğuna rağmen bir başka sanki. Bütün ülkemizde; okullarda, evlerde, sokaklarda her yerde ümit kıvılcımları serpiyor gönüllerimize. Temennimiz güçlenerek artan Millî hamlelerimiz yanında bizi esas ayakta tutacak olan manevi değerlerimizin de her yerde ihya edilmesi. Böylece öze dönmek ve kamburumuzu atıp Elif gibi dimdik ayağa kalkabilmek. 

20 Şubat 2026/ Bursa