HİND’İN ÖLMEYEN SESİ

Yerim yok, manzaram yok, vatanım yok
Parmaklarımla ateşi yakıyorum
Ve kalbimle sana şarkı söylüyorum
Kalbimin telleri ağlıyor…
29 Ocak 2024. Henüz 5 yaşında Hind’in titreyen sesi düştü kayıtlara… Gazze’nin korku dolu sesi, feryadı düştü sağır dünyaya.. “N’olur yardım edin! Korkuyorum!” diyordu o masum yavrucağız… Fakat dünya o dakika uykudaydı; duyamadı o dehşetengiz çığlığı. Ve o dakikadan beri bir daha uyanamadı. Bir Machbeth hançeri yok mu sahi o derin uykuyu öldürecek?
Gelin bugün hep beraber çocukluğumuza gidelim. Gölgeleri canavara benzetip annelerimizin müşfik kucağına, ablalarımızın yatağına nefes almadan ürpererek koştuğumuz gecelere inelim. Travmalarımızı iyileştirmek için değil elbette; bir nebze empati kurup uyanabilmek için Hind’in bulunduğu arabaya binelim.
Henüz 5 yaşındasınız korkunç bomba seslerinin eksilmediği yerden amcanız, halanız ve kuzenlerinizle bir ümit güvenli bir bölgeye gitmek için yola revan oluyorsunuz. Fakat bir anda kurşun bombardımanı başlıyor. Bir değil iki değil 335 kurşun aralıksız atılıyor. Herkes şehid. Bir tek siz ve kuzeniniz geride kalan. Kuzen abla yardım için çeviriyor 112’yi. Lakin o da kurşunlardan kurtulamıyor.
Aman Ya Rabbi! Bu korku filmini hangi senarist yazdı böyle?
Bir ses geliyor ardından ve size 3buçuk saat boyunca kurtulma ümidi fısıldıyor.
Hind: Gelip alın beni korkuyorum.
Filistin Kızılayı: Tamam gelip alacağım.
Hind: Lütfen gelip alın; çok korkuyorum. Birini ara beni alsın.
Kızılay: Tamam canım, zaten geliyorum. Seni almak için Kızılay’dan amcaların organize oluyor. Silah sesi duyuyor musun?
Hind: Evet, beni alın.
Kızılay:Canım benim, vallahi seni almak istiyorum ama elimden bir şey gelmiyor.
Korkuyla ağlıyor Hind.
Kızılay: Hadi okuyalım: Bismillahirrahmanirrahim.
Hind:(Ağlayarak) Bismillahirrahmanirrahim.
Kızılay:Elhamdülillahi Rabbil alemin.
Hind:Elhamdülillahi Rabbil alemin.
Kızılay:Aferin sana ezberlemişsin.
Kurşun sesleri kesilmiyor.
Kızılay:Öldüler mi?
Hind:Evet.
Kızılay: Seninle birlikte arabadalar mı?
Hind: Evet.
Kızılay:Sen korunaklı bir yerde misin?
Hind: Arabadayım. Tank yanımızda. Lütfen gelip beni al. Lütfen.
Ağlıyor…
Hind: Lütfen gelip beni al…
…
5yaşındaki Hind 3 sene önce canavar İsrail kurşunlarıyla öldürüldü.Onu kurtarmak için ambulans ve ekibi de.. Tıpkı 30 Eylül 2000’de Muhammed Durra ve çaresiz babacığının acımasızca şehid edildiği gibi binlerce masum çocuktan biriydi Hind Rajab.
Ardından ne mi oldu?
Hind’in annesinin deyişiyle dünyanın rengi soldu; artık beyaz da kirlendi, kara çalındı dünyaya, vicdanlarımız suyla temizlenmez bir karaya bulandı…
Evladının acısıyla yüreği yanan annenin mesajını dinleyelim;
“Sevgilim ve tesellim Hind gittiğinden beri, günler artık gün gibi geçmiyor. Zaman kalpsizce akıp gidiyor. Ve bir anne sessizlik içinde kızının sesini arıyor. Ben kızımı kaybettim ve sanki bütün dünya rengini kaybetti. O gitti ama sesi hâlâ her sabah beni uyandırıyor. Bugünkü mesajım kelimeler değil; kızını kaybeden ama sonra tüm dünyanın kızına sevgisinde Allah’tan bir mesaj bulan bir annenin acısı. Anladım ki benim rolüm Gazze’nin çocuklarının sesini dünyaya taşımak. Savaşın kalbinde, karanlıkta mahrumiyet içinde yaşayan çocukların en basit haklarının , büyümeden ellerinden alınan hayallerinin sesini… Bu yüzden karşınızda duruyor ve sesleri boğulduğunda onların sesi oluyorum. Dünyaya sesleniyorum: İçlerindeki son ışık sönmeden Gazze’nin çocuklarını kurtarın!”