Pengueni Kucaklamak, Boşluğu Kucaklamak mı?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Modern çağın putları eskiden mermerden olurdu; şimdi piksellerden. Beyaz Saray’ın paylaştığı o görseli gördüğümde (bir elinde Amerikan bayrağı, yanında Başkan Trump, Grönland’ın buzları üzerinde yürüyen “nihilist penguen”) içimde tuhaf bir ürperti belirdi. Soğuk, sadece buzdan değildi; manasızlığın soğuğuydu.

Bir penguen düşünün. Yaratılışı itibarıyla belirli bir coğrafyaya, belirli bir nizama ait. Ama siz onu alıp Grönland’a koyuyorsunuz. Yetmiyor, eline bayrak veriyorsunuz. Üzerine bir de “Pengueni kucakla” diyorsunuz. Ne kucaklaması? Neyin kucaklaması? Yanlış yerde duran bir canlıyı, yanlış bir siyasetin sembolüne dönüştürmenin adı mı bu?

Bizim inancımızda her şey yerli yerindedir. “Biz her şeyi bir ölçü ile yarattık” der Kur’an. Ölçü… İşte bugün en çok kaybettiğimiz kelime bu. Ölçüyü kaybedince penguen Grönland’da yürür, nihilizm mizah olur, manasızlık stratejiye dönüşür.

“Nihilist Penguen” denilen akım, gülüp geçilecek bir internet şakası gibi sunuluyor. Güya penguen koloniden ayrılmış, hayattan umudu kesmiş, boşluğa yürüyor. İnsanlar buna gülüyor çünkü kendilerini görüyorlar. Anlam arayışı, motivasyon eksikliği, “Bu hayat niye var?” sorusunun cevapsızlığı… Hepsi bir penguenin sırtına yüklenip eğlenceye çevriliyor. Trajediyi komediye dönüştürmek, modern insanın en maharetli olduğu işlerden biri.

Ama Beyaz Saray’ın yaptığı şey, bu manasızlığı devlet aklına tercüme etmek. Nihilizmi siyaset diliyle konuşmak. Penguenin Grönland’da yaşamıyor olması, sosyal medyada “detay” diye geçiştiriliyor. Oysa tam da mesele bu: Detay sandığımız şeyler hakikatin kendisi.

Muhafazakâr bir mütedeyyin olarak şunu söylemek zorundayım: Hakikatle bağı kopan güç, eninde sonunda karikatüre dönüşür. Bugün dünya siyasetinin geldiği yer burasıdır. Bayrak kutsaldır; ama her elde, her bağlamda değil. Sembol kutsaldır; ama manayla beslenirse. Aksi halde sembol, maskaralığın malzemesi olur.

Pengueni kucaklamak… Bizim geleneğimizde kucaklamak, himaye etmektir. Emaneti ehline vermektir. Yetimi kollamak, mazlumu gözetmek, fıtrata uygun olanı korumaktır. Bir pengueni ait olmadığı coğrafyada, ait olmadığı bir siyasetin dekoruna çevirmek kucaklamak değil, istismardır.

Daha acısı şu: Nihilizm artık sadece bireysel bir bunalım değil; kurumsal bir dil. “Hayat anlamsız” diyen gençle, “Her şey strateji” diyen devlet aklı aynı boşlukta buluşuyor. Biri kendini kaybetmiş, diğeri vicdanını. Aradaki fark, gücün dozudur.

Bizim itirazımız penguene değil. Penguen masumdur. İtirazımız, manayı çöpe atıp mizahın arkasına saklanan kibirli akla. İtirazımız, “Olur böyle şeyler” diyerek hakikati eğip bükenlere. Çünkü bugün penguen Grönland’da yürür, yarın başka bir canlı, başka bir hakikat, başka bir sınır yerinden edilir.

Dünyanın bu kadar karardığı bir zamanda, ironinin sıcaklığına sığınıp gülmek kolay. Ama inanan insan bilir: Gülmenin de bir edebi vardır. Mizahın da bir ahlakı.

Pengueni kucaklamak yerine, manayı kucaklasaydık keşke. O zaman ne penguen yanlış yerde olurdu, ne de dünya bu kadar soğuk.