Bir Konut Projesinden Fazlası: Türkiye’nin “Ev” İmtihanı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’nin en derin meselelerinden biri ne diye sorsanız, artık kimse düşünmeden cevap veriyor: barınma. Ev bulmak zor, kirayı ödemek daha zor. Hele dar gelirliyseniz, tablo çoğu zaman umutsuz. İşte tam da bu noktada, Antalya’da yapılan bir açıklama sadece bir tarih vermedi; milyonlarca insanın hayaline bir takvim ekledi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 500 bin sosyal konut projesinin ilk teslimatlarının Mart 2027’de başlayacağını açıkladı. Cümle kısa ama etkisi büyük:
“Allah’ın izniyle 500 bin sosyal konut projemizin ilk teslimatlarını Mart 2027 itibarıyla gerçekleştireceğiz.”

Bu söz, sadece bir bakanın beyanı değil. Aynı zamanda “bu ülkede dar gelirli de ev sahibi olabilir” iddiasının yeniden masaya konulmasıdır.

Ev Anahtarı mı, Toplumsal Mesaj mı?
Bugüne kadar sosyal konut projeleri çok tartışıldı. Kimi “yetmez” dedi, kimi “geç kalındı”. Ama şu gerçeği görmezden gelemeyiz: Türkiye’de konut sorunu artık ekonomik değil, sosyolojik bir meseleye dönüştü. Kiraların geldiği nokta, sadece cüzdanı değil, aile huzurunu da tehdit ediyor.

Bakan Kurum’un altını çizdiği nokta önemliydi:
“Bu proje yalnızca konut üretmek değil, kira fiyatlarını düşürmek ve konut arzını artırmak için stratejik bir adımdır.”

Yani mesele, beton dökmek değil; piyasaya nefes aldırmak.

Antalya’daki Törenin Sembolizmi
Antalya ve Bingöl için çekilen 15 bin 272 konutluk kura, işin vitrin kısmıydı. Ama vitrin de önemlidir. Çünkü orada devletin refleksini görürsünüz. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telgrafla katılması, bu projenin “bürokratik bir dosya” değil, doğrudan siyasi bir sahiplenme olduğunu gösteriyor.

Antalya’ya düşen pay dikkat çekici: 13 bini aşkın konut. Merkezden ilçelere yayılan bu dağılım, “herkes şehir merkezine yığılsın” anlayışının da terk edildiğinin işareti.

Rakamlar Soğuk, Etkisi Sıcak
1,5 trilyon liralık yatırım…
300’den fazla sektör…
On binlerce kişilik istihdam…

Bunlar kağıt üzerinde büyük rakamlar. Ama asıl önemli olan şu: Eğer bu konutlar gerçekten zamanında teslim edilir ve piyasaya doğru şekilde yansırsa, kiralarda “psikolojik eşik” aşağı iner. Çünkü piyasayı sadece arz değil, beklenti de belirler.

“Hükümet Enkazın Altında Kalır” Diyenlere…
Kurum’un konuşmasında bir cümle vardı ki, aslında son yılların özeti gibiydi:
“Hükümet enkazın altında kalır diyenlere, biz hizmetle cevap verdik.”

6 Şubat depremleri sonrası 11 ilde teslim edilen yüz binlerce konut, bu iddianın karşılıksız olmadığını gösteriyor. Elbette eksikler, eleştiriler vardır. Ama yapılanı yok saymak da adil değildir.

Mesele Ev Değil, Hayat
500 mahalle konağı, anaokulları, aile sağlığı merkezleri…
Bu detaylar şunu söylüyor: “Seni sadece bir daireye hapsetmiyoruz.” Çünkü ev, dört duvar değildir. Ev, komşudur, sokaktır, güvendir.

TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur’un Antalya’ya yapılan 53,5 milyar liralık yatırımı hatırlatması da bu yüzden anlamlı.

Mart 2027’ye daha zaman var. Bu süreçte ekonomi değişir, siyaset değişir, gündem değişir. Ama bir şey değişmemeli: Verilen sözlerin takibi.

Çünkü bu ülkede milyonlarca insan artık şunu duymak istiyor:
“Kura çıktı mı?”
“Anahtarı ne zaman alıyoruz?”

İşte gerçek siyaset, tam da bu sorulara verilen net cevaplarda başlıyor.