Maduro, Venezuela'dan ibaret değil!
Geç kalan bir yazı oldu farkındayım ama iki aydan bu yana sağlık sorunlarım sebebiyle yazamadım.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores Maduro'nun, gece yarısı vahşi bir saldırıyla başkanlık konusundan zorla kaçırılması alçaklığın ve hukuksuzluğun dikalasıdır!
ABD ve Batı medyasında hatta bizim bazı medya organlarımızda yer alan 'Göz altına alındı, tutuklandı, yakalandı' şeklinde manipülatif haberler alçaltıcı ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir önyargının peşin kabulü anlamına geliyor.
Aylar öncesinden kurgulanan, planlanan ve içerden satın alınan hainlerin verdiği bilgiler doğrultusunda icra edilen kaçırma operasyonu ABD'nin başarısı değil bilakis Venezuela içerisinde yüksek ve kritik makamlarda bulunan kolay satın alınabilen ucuz hainlerin çokça olmasıdır.
Birçok bağımsız kaynaklardan gelen bilgi ve güvenlik uzmanlarının öngörüsüne göre, ABD askerleri Maduro'nun konutuna girdiklerinde zaten içerdeki hainler tarafından teslim edilmeye hazır vaziyetteydi. Elbette orada bir boğuşma yaşanmış, Başkan Maduro'nun eşi bu boğuşmada muhtelif yerlerinden yaralanmıştı.
Ancak bu boğuşma ABD askerleriyle değil, ihanet eden generallere bağlı hain Venezuela askerleriyle yaşanmıştı.
Neredeyse 3 bin generali bulunan Venezuela ordusunun tek bir savunma sistemini bile harekete geçirememesi ve tabiri yerindeyse tek kurşun atmadan böyle bir operasyonun gerçeklrşmesinin ihanetten başka hiçbir izahı olamaz!
Öte yandan, Başkan Maduro'nun yerine geçici devlet başkanı olan hanımefendininde bu ihanet sarmalında rolü olduğunu düşünen sadece ben değilim.
Maduro, Latin Amerika için önemli bir liderdir. Bolivarcı fikriyatın önemli bir temsilcisi ve küresel emperyalizme karşı mühim bir kalenin komutanıdır.
ABD zulmüne karşı yıllarca direnen Latin Amerika halkları, vatanlarını savunmak ve emperyalizme karşı durmak adına tüm ekonomik ambargoları ve fakirliği sineye çekerek katlandılar ve halen katlanıyorlar.
Başkan Maduro'yu, klasik amerikan yalanlarıyla 'Uyuşturucu baronu, silah kaçakçısı ve diktatör' yaftalamasıyla itibarsızlaştırmaya çalışan ABD'nin pedofili sapığı başkanı Trump, nihâyet gerçeği itiraf ederek, asıl meselenin petrol olduğunu defaten söyledi.
Hem zaten artık gizleme ihtiyacı duymayan bir ABD ile karşı karşıyayız. Irak'ta, kinyassl silah iddiasıyla 1 milyon müslümanı katleden ABD, artık algı üretmeye ihtiyaç bile duymuyor. Trump, yaptığı açıklamada şöyle söyledi " Banim uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni durduracak tek şey benim ahlakım ve vicdanım! " Evet; Epstein sapığı Trump'ı durduracak tek şey onun olmayan vicdanı ve olmayan ahlakı olduğuna göre, vay dünyanın haline...
Başkan Maduro, ABD'nin elinde eşiyle birlikte tutsak ve savaş esiri.
Trump ve sapkın avanesi bunu bir zafer olarak ilan etse de, dünyanın dört bir yanında çığ gibi büyüyen ABD nefreti ABD için asıl felaketin başlangıcıdır.
Kendi halkı bile artık ABD'nin yalanlarına inanmıyor, politikalarından nefret ediyor
ABD polisinin işlediği keyfi cinayetler, bu ülkeyi süratle bir nazi cumhuriyetine doğru götürmektedir.
Minnessota'da İCE polisinin bir kadını sebepsiz yere öldürmesi bunun son örneğidir.
Bu zulümler böyle devam ederse ABD için parçalanma kaçınılmaz olacaktır. Zira "Zulüm ile âbad olanın akibeti berbâd olur"
Küfür devam eder ama zulüm devam etmez.
Yaşasın Venezuela'nın meşru devlet başkanı Maduro!
Kahrolsun ABD emperyalizmi!