455 Bin Anahtar, Bir Devlet İradesi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hatay’da teslim edilen 455 bininci deprem konutu, sadece bir anahtar töreni değil; devletin kriz zamanlarında ortaya koyduğu iradenin, sabrın ve sürekliliğin sembolüdür. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki konuşması, 6 Şubat’tan bu yana geçen sürecin muhasebesini yaparken, siyasetin ötesinde bir devlet refleksini de ortaya koydu.

Erdoğan’ın sözleri nettir: “İftiracılar ortada yok, biz buradayız.” Bu cümle, afetin ilk günlerinden itibaren sahada olanla olmayanı ayıran bir çizgiyi tarif ediyor. Popülizmle icraat arasındaki fark, bugün Hatay’da dağıtılan anahtarların sayısında somutlaşıyor.

Cumhurbaşkanı, Hatay’ın tarihine ve çok kültürlü dokusuna vurgu yaparken, bu şehrin Türkiye’nin vicdanındaki yerini de hatırlattı. “Binlerce yıllık tarihiyle, zengin kültürüyle, cömert ve civanmert insanıyla gönlümüzde ayrı bir yeri olan Hatay’ımızda sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum” sözleri, yalnızca bir selamlama değil; bu şehre verilen önemin ifadesiydi.

Deprem sonrası süreçte millet-devlet dayanışmasının altını çizen Erdoğan, “Siz bize güvendiniz, bize inandınız… Biz de bugüne kadar size layık olabilmek adına ne gerekiyorsa yaptık” derken, siyasetin en zor sınavlarından birinin nasıl verildiğini anlattı. Zira afet yönetimi, vaatlerin değil, sonuçların konuştuğu bir alandır.

23 yıllık iktidar muhasebesini yapan Erdoğan’ın şu sözleri ise siyasette hesap verme iddiasının altını çiziyordu: “Yirmi üç yıl boyunca Allah’a hamdolsun emanetinize ihanet etmedik. Size ve aziz milletimize mahcup olmadık.” Bu cümleler, sabotaj iddiaları ve karalama kampanyaları arasında yürütülen büyük bir yeniden inşa sürecinin siyasi arka planını da özetliyor.

Muhalefetin deprem sürecindeki tutumuna yönelik eleştiriler ise sertti. Erdoğan, “İnsanımız acı içindeyken buralara gelip ahkâm kesenler… enkazların önünde selfie çekip sosyal medyadan atanlar vardı” diyerek, sahici dayanışma ile görüntü siyaseti arasındaki farkı işaret etti. Ardından gelen cümle, bugün gelinen noktayı özetliyordu: “Bakın şimdi onların hiçbirisi ortalıkta yok.”

Bugün ortada olan ise rakamlar. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre, “Bugün itibarıyla bu rakamın da üzerine çıkarak tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamlamış bulunuyoruz.” Dünyada eşine az rastlanır bu hız ve ölçek, 150 milyar doları aşan bir yıkımın ardından gerçekleştirildi. 11 ilde, 3 bin 481 şantiyede, 200 bin emekçinin çalıştığı bir seferberlikten söz ediyoruz.

Bu tablo, yalnızca konutlardan ibaret değil. Hatay’ın altyapısı yenileniyor, Asi Nehri’nin kirlilik sorunu çözülüyor, tarihi yapılar ayağa kaldırılıyor. Erdoğan’ın ifadesiyle, “Habib-i Neccar Camii’nin aslına uygun şekilde restore edilerek ibadete açılması” bu ihya anlayışının bir parçası. Taş üstüne taş koymanın ötesinde, bir şehrin ruhu yeniden inşa ediliyor.

Konuşmanın en kritik bölümlerinden biri ise birlik ve beraberlik vurgusuydu. Erdoğan, “Kan ve kaos tüccarlarının tuzaklarına karşı çok dikkatli olacağız” derken, Hatay’ın çok kimlikli yapısının bir zenginlik olduğunun altını çizdi: “Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Sünni, Alevi, Nusayri; hepimiz biriz, beraberiz.”

Ve finalde gelen sosyal konut müjdesi… Deprem bölgesine pozitif ayrımcılık yapılarak 84 bin 370 yeni sosyal konutun inşa edilecek olması, yaraların sarılmasının süreklilik arz edeceğini gösteriyor.

Bugün Hatay’da teslim edilen 455 bininci anahtar, bir evin kapısını açıyor olabilir. Ama asıl açılan kapı, devletin zor zamanlarda milletinin yanında durma kararlılığıdır. Erdoğan’ın dediği gibi, “Biz buradayız, sizlerle beraberiz.” Gerisi, zaten tarihin notları arasına giriyor.