Çenemden Gelen Sesle Başlayan Hikâye
İnsan bazı şeyleri gerçekten başına gelmeden ciddiye almıyor. Mesela çene eklemi… Kim gün içinde kaç kere ağzını açıp kapattığını düşünür ki? Konuşurken, gülerken, yemek yerken, esnerken… Ta ki bir gün çeneden gelen o garip “tık” sesiyle irkilene kadar.
İlk başta pek umursanmıyor. “Soğuk aldım herhalde”, “kulakla ilgilidir” deniyor. Sonra sabahları çenede bir tutukluk başlıyor. Ağzını tam açamıyorsun. Kahvaltıda sert bir lokma alırken bir ağrı saplanıyor. İşte tam o noktada insan şu soruyu soruyor: “Benim çenemde ne oluyor?”
Çoğu zaman cevap şu oluyor: Çene ekleminde kayma, yani tıbbi adıyla disk deplasmanı.
Çene eklemi aslında oldukça hassas bir yapı. İçinde küçük bir disk var ve bu disk, çenenin düzgünce açılıp kapanmasını sağlıyor. Her şey yerli yerindeyken fark etmiyoruz bile. Ama o disk biraz yerinden oynadığında işler değişiyor. Çene açılırken tıklıyor, kapanırken takılıyor, bazen de kilitleniyor. İşte o seslerin, ağrıların, rahatsızlığın sebebi çoğu zaman bu.
Peki bu neden oluyor? Çoğu kişi için cevap sandığından daha basit: stres. Evet, diş sıkmak, farkında olmadan çeneyi kilitlemek, geceleri diş gıcırdatmak… Gün boyu biriken gerginlik çenede kendine yer buluyor. Üstüne bir de masa başında yanlış duruş, tek taraflı çiğneme alışkanlığı, uzun uzun sakız çiğneme eklenince çene eklemi “ben buradayım” demeye başlıyor.
En ilginç tarafı şu: Çene eklemi sorunları çoğu zaman çenede kalmıyor. Baş ağrısı yapıyor, boynu tutuyor, kulağı ağrıtıyor. İnsan kulak burun boğaz doktoruna gidiyor, nörolojiye uğruyor ama mesele hâlâ çözülmüyor. Çünkü kimse dönüp çeneye bakmıyor.
Oysa çene eklem hastalıkları tam da böyle sinsidir. Yavaş yavaş ilerler. Önce ses, sonra ağrı, sonra kısıtlılık… “Geçer” denir, “önemsizdir” denir ama geçmez. Hatta bazen daha da inatçı hale gelir.
İşin iyi tarafı şu: Çene ekleminde kayma çoğu zaman ameliyatlık bir durum değildir. Erken fark edildiğinde basit önlemlerle kontrol altına alınabilir. Gece plağı, egzersizler, biraz farkındalık… Ve belki de en önemlisi, insanın kendine şu soruyu sorması: “Ben gün içinde çenemi ne kadar sıkıyorum?”
Bazen çözüm, sert bir ilaçtan ya da karmaşık bir tedaviden çok daha basittir. Çeneyi gevşetmeyi öğrenmek, stresi biraz azaltmak, vücudu dinlemek…
Belki de çenemiz bize şunu söylüyordur:
“Bir dur. Bir nefes al. Biraz rahatla.”
Çünkü beden, en sonunda konuşur. Kimi zaman belden, kimi zaman baştan… Kimi zaman da küçücük bir “tık” sesiyle çeneden.
Ve o sesi duyduğumuzda, görmezden gelmek yerine dinlemek gerek.