NOTLAR
I
Ahvâl Kimlik ve Şehir
Benim çığlıklarım, bağrıma göz yaşı düştü.
Gözlerden sitem eden yanaklar, eskisi gibi ıslanmadı.
Ağlamayı unutalı ömür oldu.
Bu yüzdendir, acılara tanıklık karşısında suskunum.
II
Biliyorum, ağlama rahatlatır, insanı.
Benim gözyaşı şişem hiç olmadı.
Pınarlar kurumuşsa, kurutulmuşsa çocuklukta çok ağlamam mıydı, geceye karşı?
Buna tanıklık etmedi, hiç kimse.
Bir ben bilirim, yalnızken ağlamanın ruha verdiği gücü.
Bildiklerimizi bilselerdi az güler, çok ağlardı, insanlık ...
III
Yok edilen, insanımın çok görüldüğü şehirlere ağlıyorum, gizliden gizliye.
Göz yaşımı bundandır, saklamam.
IV
Beni vicdansız sanan, cüzdanına kimliğini esir etmiş kimsedir.
Bilir misin ölüler konuşmaz.
Yaşadığını zanneden çevremde yaşayan ölüler, uzak duruyor, benden.
Ben her seferinde insansız şehirleri sorguladıkça, gözlerime sokarcasına otuz-kırk katlı apartmanlardan bahsediyorlar.
O apartmanlarda yaşayanlar ölünce dairelerine mi gömülür?
Çocukken herkesin evinin bahçesi vardı. Kimsenin mezarlık endişesi yoktu.
Ben her şehir dedikçe rûh sağlığından endişe edenlerin tepkisi farklı oluyor. Yüz âileyi dört yüz metrekareye kat kat sığdıranlar, ölünce nereye gömülür?
Her betondan, demirden, camdan mamûl mezarlık mı, otuz-kırk katlı apartmanlar?
V
Ne bir kuş sesi ne suyun şırıltısı ne toprakta börtü-böcek...
Doğduğum topraklar işgal edilip perr û perişan edilince çığlıklarıma cevap vermeyen insanlardan(?) küstüm.
Ben, iki göz evimizi, otuz-kırk katlı apartmanlara değiştirmedim, değiştirmem.
Komşuluklara hasretim.
Hani benim şehirlerim nerede?
Ya başka gezegenden geldim, ya bu şehirler benim olmaktan çıktı?
Ben kimim, ismim ne?
Nereden geldim?
Şehir beni tanımıyor, ben aşina değilim şehre.
Nerede koptu, tespih?
Tesbihin darneleri nerede, ipi kim kesti, imâme neden kırık?
Doktor, ben şehrimi, şehirlerimi istiyorum, derdimin dermanı buradaydı, dedem anlatırdı, bana.
Dedem yok, babam öldü, kardeşlerimin her biri bir yerde. Annemi tanımadan dünya değistirmiş.
Ey İnsanlık, ben kimim?