MESEM

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye mesleki eğitimde çok badireler atlatmış bir ülke. Çok sancılara, tartışmalara ve uzun çatışmalara sebep olan bir alandır. Halbuki ahilik ve loncalar ile tarihi bir derinliği olan mesleki eğitim “memleket meselesi” haline gelmiş, Milli Güvenlik Kurullarında gerginliklere konu olmuştur.

1980 sonrasında ideolojik tartışmaların göbeğine oturan bir durumu bile oldu. Çok emek verilen, istismara da fedakarlığa da ve hatta kahramanlığa da yolu olan bir süreçtir. Her gün yeni projelerin geliştirildiği, bu projelerin gerçekleşmesi için meslek hocalarının ne kadar zorlandığı bilenlerin bildiği bir meseledir. Talebelerin genel profili dolayısı ile onların iktisadi hayata tutundurulmaları, hocaların mevzuatta yazmayan ana görevi oluverir. Yöneticiler ve başarı saplantılı üst idarecilerin çokça tepindiği münbit bir zemindir.

Kör topal bugünlere gelmiş olan mesleki eğitimin bu ülkedeki en can yakıcı problemi PR’dır, halk nezdindeki itibar, prestij ve kabul görmesidir. Okulun başarısız talebelerinin kulağından tutulup getirildiği en son köşe olmaktan kurtulamamıştır. Gelen aday “talebe” değil, talep etmeyendir. Meslek hocası, talep etmeyene bir şeyleri talep ettirmek zorundadır. Varın bu paradoksu siz çözün. LGS ile bir parça düzelme olsa da ana ağırlık hala mesleki eğitimin sırtındadır.

MESEM bu günkü yazımızın konusu. 34 alan ve 184 meslek dalı ile çok güzel düşünülmüş bir mesleki eğitim programı. 9.10. ve 11. Sınıfa devam edenlere asgari ücretin %30’luk kısmı kadar, 12. Sınıfa devam edenlere ise (ki bu sınıfa devam edenler artık resmi olarak da “kalfa” olmuş oluyor) asgari ücretin %50’si kadar devlet destek veriyor, kapsamı daha dar bir sigorta ile sigortalanmaları devlet tarafından yapılmaktadır. Hali hazırda 500.000 civarı bu programa devam eden kişi var. 

MESEM üç ayaklı bir program; MEB, İşletme ve Çırak. MEB burada ‘takip eden’ bir birim olmaktan öteye geçemiyor. İşletme (Usta) işin en kritik rolünde. Usta eğitici belgesine sahip her işletme MESEM talebesi kabul ediyor. Burada dikkatin çekilmesi gereken en önemli unsur, bu çırağın teslim edildiği ustanın “teslim” yeterliliğinin olup olmaması. Teknik yeterlilikten binler kat daha önemli olan “ahlak” yeterliliği, psikolojik testlerden geçmiş olması. Yakın zamanda sanayide denk geldiğim bir muamele karşısında dumura uğradım; Ustaya teslim edilmiş bir evladımıza O manyak herif öyle bir fiziki müdahalede bulundu ki araya girmek zorunda kaldık. Bu çocuk bu dayakla o müsseseden ne fiziken ne de ruhen sağlam çıkamaz. Çıksa da artık bir ruh hastası ile toplum uğraşır durur. MEB’den beklentim, çırak çalıştıran her ustanın MEB’in geliştireceği teknikler ile ahlaki ve ruhi haletinin muayyen sürelerde sürekli test edilmesidir. Bize usta değil, adam lazımdır. Ustalık belgesi peşinde koşulduğu kadar, ahlaklı&edepli esnaf için de gayret edilmelidir.

MESEM konusunda bir tecrübem de Suriyeli bir evladımızın kaydının gerçekleşememesi üzerinedir; MEB sorunsuz bir şekilde kaydı alırken, kayıt şartlarından biri olan Banka hesap numarasına sıra gelince sistem kilitlenmekte. 18 yaş altı yabancı uyruklu kişi olarak sınıflandırılan bu evlatlarımız Bankaların prosedürlerine takılmakta ve hesap açılamadığı için kayıt gerçekleştirilememektedir. Yetkililerin bu meseleye çözüm bulması zaruridir.

Mesleki Eğitim çok uzun bir mesele, bütün sosyal meselelerimiz gibi.. Çünki biz siyasi muhalefetten, devlete muhalefete evrilmiş durumdayız. Devlete olan güvenini kaybetmiş kişinin artık  sistemde kendisine tesadüf eden alanda tahripten başka bir neticesi olamaz, en iyi şartlarda kerhen varlık gösterir; ki samimiyetsizlikle yapılan işin neticesi hüsrandır.

Öncelikle MEB’i gayretlerinden dolayı tebrik ediyorum; her şeye rağmen ümitsizliğe düşmeden tüm imkanları ile iyiye, güzele, hayırlıya çalışmaktadır. Bir kısım hocalarımız da her türlü olumsuzluğa rağmen çarkları çevirmek için üstün bir gayret göstermekteler. Ahilik ruhu ile bir baba şefkati ile samimiyetle çırak yetiştiren emektar ustalara teşekkür bir borçtur. Canımız evlatlarımıza da  çıktıkları bu yolda muvaffakiyetler dileriz.

Klişe tavsiyemizi hatırlatalım; TL altın değere konverbilite edilmeden, Anadolu şehirleşmesi olan müstakil ev tarzı konutlaşma ile herkes kendi evini kendi inşa etmeden ve müteahhitlerin konut yapması yasaklanmadan dünya liginde hatrı sayılır bir yer tutulamaz. Değişim aracı olan Para altına sabitlenerek güvene kavuşmadan, hane halkı aidiyet duygusunu kazanacağı müstakil evine kavuşmadan huzur tesis edilemez.