Şeffaflıkta notumuz yükselirken yatırımcı neden kaybetti?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’nin kamu mali yönetiminde son yıllarda attığı adımlar, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) değerlendirmesine de yansıdı. Mali şeffaflık alanında yaklaşık 40 ülke arasında üst sıralarda yer almak, kurumsal dönüşüm açısından önemli bir gösterge. Ancak aynı hafta borsadan altına, yatırım fonlarından dövize uzanan tablo, ekonomide güvenin yalnızca kamu maliyesindeki gelişmelerle ölçülemeyeceğini de hatırlatıyor.

IMF’nin Türkiye raporunda öne çıkan nokta, bir günde ortaya çıkan başarı değil, yıllara yayılan kurumsal değişim. Mali istatistiklerin geliştirilmesi, performans esaslı program bütçe uygulaması ve uluslararası kamu muhasebesi standartlarına yönelik reformlar bu ilerlemenin temel unsurları arasında gösteriliyor.

2000 yılındaki değerlendirmede bütçe uygulamalarındaki eksiklikler, sınırlı bilanço bilgileri ve mali risklerin yeterince açıklanmaması öne çıkıyordu. 2015'e gelindiğinde hukuki çerçeve güçlenmiş, orta vadeli bütçeleme geliştirilmiş ve raporlama kapsamı genişlemişti. Bugün gelinen nokta, kamu mali yönetiminde şeffaflığın uzun soluklu bir reform meselesi olduğunu ortaya koyuyor.

Bu gelişmenin ekonomik karşılığı da var. Mali verilerin kapsamlı, anlaşılır ve karşılaştırılabilir olması; bütçe disiplininin izlenmesini, risklerin önceden görülmesini ve kaynakların daha etkin kullanılmasını kolaylaştırır. Yatırımcı açısından ise öngörülebilirlik, en az getirinin kendisi kadar önemlidir.

Fakat burada önemli bir ayrım bulunuyor. Mali şeffaflıkta ilerleme kaydedilmesi, finansal piyasalarda bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Kurumsal kalitenin yatırım kararlarına yansıması için fiyat istikrarından hukuk güvenliğine, öngörülebilir politikalardan sürdürülebilir büyümeye kadar birçok alanda güvenin pekişmesi gerekiyor.

Borsa ve altında haftalık kayıp

Yatırım araçlarının haftalık performansı da tasarruf sahiplerinin karşı karşıya olduğu tabloyu gözler önüne seriyor. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 5,16 kayıpla 11.116,99 puandan tamamladı. Gram altın yüzde 4,18 gerileyerek 6 bin 370 liraya indi. Cumhuriyet ve çeyrek altın fiyatlarında da düşüş yaşandı.

Döviz cephesinde ise daha sınırlı bir hareket görüldü. Dolar yüzde 0,36 yükselirken avrodaki artış yüzde 0,03'te kaldı. Yatırım fonları yüzde 1,90, emeklilik fonları yüzde 2,25 değer kaybetti. Fon kategorilerinde para piyasası fonlarının yüzde 0,62 getiri sağlaması, kısa vadeli ve daha düşük oynaklıklı araçların bu haftaki performansını öne çıkardı.

Bu rakamlar, tek başına piyasanın yönünü veya gelecek haftanın beklentilerini açıklamaya yetmez. Bir haftalık kayıp, uzun vadeli yatırım stratejisinin başarısız olduğu anlamına gelmediği gibi, kısa süreli kazanç da kalıcı bir eğilimin kanıtı değildir. Üstelik yatırım araçlarını değerlendirirken enflasyonun etkisini ve getirilerin hangi zaman aralığında gerçekleştiğini de hesaba katmak gerekiyor.

Güven, rakamların ötesinde

Türkiye'nin mali şeffaflık alanındaki ilerlemesi, ekonomik güvenin inşası açısından değerli bir kazanım. Ancak asıl mesele, bu kazanımı daha geniş bir ekonomik öngörülebilirliğe dönüştürebilmek.
Tasarruf sahibi birikiminin değerini korumak, şirketler yatırım kararlarını daha sağlıklı almak, yabancı sermaye ise uzun vadeli plan yapmak istiyor. Bunun yolu, kamu maliyesindeki açıklığın yanı sıra fiyat istikrarı ve tutarlı ekonomi politikalarından geçiyor.
IMF'nin olumlu değerlendirmesi önemli bir referans. Piyasalardaki haftalık kayıplar da yatırımcı davranışının ayrı bir hikâyesi. Türkiye'nin önündeki hedef, bu iki tabloyu birbirine yaklaştırmak: Kurumsal ilerlemeyi, yatırımcının günlük kararlarında da hissedebileceği kalıcı bir güvene dönüştürmek.