Batı kaosa teslim!
Fransa sokakları yanıyor. Sarı yelekliler meydanlara indi.
İç savaş an meselesi. Lille ve Lyon'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi. ABD-İran savaşının ardından Hürmüz boğazının enerji geçişine kapanması sonucunda tüm dünyada artan Petrol fiyatları batılı halkları meydanlara döktü.
Fransa'nın ardından dalga dalga yayılan isyan ateşi, İspanya ve Portekiz'e sıçradı. Belçika ve İngiltere başta olmak üzere
Muhtemelen diğer Avrupa başkentleri de bundan nasibini alacak.
Fransa'da yaklaşan seçimlerde 'Le Pen'in sağ partisi ivme kaydederek yükselişini sürdürüyor.
Siyasette ırkçı yönelimler tüm Avrupa'yı sarmış durumda.
Dünya tehlikeli bir savaşa doğru gidiyor.
Yemen'de, Husilerin birbiriyle çatışmaları, Husilerin Suudi Arabistan'a mütemadiyen Suud'un da Husilere saldırıları sürüyor.
İsrail Terör Örgütü, Gazze'de katliama aralıksız devam ederken, dünyanın suskunluğuda aralıksız devam ediyor.
İsrail Terör Örgütü panik içinde. Türkiye'nin bölgedeki hakimiyeti, siyonistleri fena ürkütüyor.
Çin, kendi toğrağı saydığı Tayvan'ı kuşatmış durumda ve işgal için fırsat kolluyor.
Rusya-Ukrayna savaşı biteceğe benzemiyor.
Ünlü bir Rus atasözü "Ayı ile dansa başlarsanız, dans ayı isteğinde biter" deyişi, Ukrayna'da vücut buldu.
Komedyen Zelensky ile büyük bir felakete uyanan Ukrayna halkının küçümsenmeyecek bir bölümü ülkelerini terk ederek çevre ülkelere iltica etti. 1 Milyon insan öldü, Kalanlar ise hergün ölümle burun buruna yaşıyor.
Hülasa; Tüm dünya büyük bir ateşin ya içinde ya da girmek üzere.
Tüm bu yaşananların arasında Türkiye'nin durumuna baktığımızda "Güvenli liman" olmayı sürdürüyor.
İç politikamız süt liman değil. Ekonomik sıkıntılarımızın olduğuda su götürmez bir gerçeklik.
Zaten bunu 24 yıldan bu yana iktidar olan AK Partili yetkililerde biliyor ve zaman zaman ikrar ediyor.
Ancak, Batılı gelişmiş ülkelerde yaşanan olaylara bakıldığında ülkemizin sosyolojik istikrarı gerçekten çok kıymetlidir.
Şunu hemen belirtmeliyim ki; Günümüz dünyasında öncelik güvenlik olmuştur.
Halklar nezdinde de güvenlik politikaları herşeyin önüne geçmiş durumda. Hatra ekonominin bile!
Zira, büyük bir karmaşa ve savaşların yaşandığı, dünya savaşına neredeyse ramak kalan bir zaman diliminden geçerken insanların can güvenliğinden daha kıymetli ne olabilir ki?
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın önderliğinde, ekibiyle birlikte ürettiği akılcı politikalar sebebiyle dış politikamız Türkiye'de ki muhalefet tarafından dahi kabul görüyor ve ittifakla kabul edilen tek politikadır dış politikamız!
Ülkemizin iç politikada sorunları olduğu aşikar.
Özellikle yerel yönetimlerde meydana gelen rüşvet ve yolsuzluk gibi konular vatandaşı rahatsız eden partiler üstü bir vakıadır.
Bununla birlikte son günlerde patlayan fon vurgunu meselesi tüm bunların üzerine tuz biber ekti.
Ancak bu konuda da hükümet kendine düşeni yapmakta kararlı adımlar atıyor.
Adalet mekanizmasını siyasileşmekle itham eden muhalefetin iddialarının aksine Adalet Bakanı hergün yaptığı açıklamalarla suçun üzerinin örtülmeyeceğini bas bas bağırıyor.
Uzun yılların getirdiği "Cezasızlık algısı" ve 'Yapanın yanına kar kaldığı' felsefesi yerini 'Kim yaparsa bedelini öder' düsturuna doğru evriliyor.
Ülkemizin en büyük sorunu tabiki ekonomidir!
On yıllardan bu yana hiçbir katmadeğer üretememiş, yakın zamana kadar göndere çekilen bayrağın ipini bile Amerika'dan ithal eden bir ülke olarak, ekonominin geldiği sonucu AK Parti'ye yüklemek hem insafsızlık hem de yanlış olur.
Geçmişten bugüne seyreden rütunlar ölçeğinden bakıldığında, ülkemizde rüşvet, yolsuzluk ve haksız kazancın temellerinin çok öncelere dayandığı malumdur.
Terörsüz Türkiye projesiyle ülkenin doğusunda ve batısında barış ve kardeşlik rüzgarları daha şimdiden esmeye başladı.
Bugün, hayatı boyunca AK Parti'ye hiç oy vermemiş bir arkadaşım, Erdoğan'a oy vereceğini söyledi ve nedenini de Terörün bitişine bağladı.
Türkiye'nin öncülüğünde gerçekleşen "Mekke İttifakı" İslam coğrafyasından emperyalistlerin kovulması için atılan çok önemli bir adımdır.
Yakın gelecekte bu ittifakın büyüyeceği ve zaman içerisinde tüm İslam ülkelerinin yerini alacağını düşünüyorum.
Zaman bizden yana ve rüzgar yanımızda.
Tarihte üç kıtaya hükmetmiş bür ecdadın torunları olarak misyonumuz olan adaleti hem içerde, hem dışarda tesis etmek gibi bir yükümlülüğümüz var.
Allah işimizi kolaylaştırsın. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yardımcısı olsun.